Kasım 13, 2006
Muvahhid olup avamdan olan bir kimse bu müşrik alimlerden bin kişiyi dahi yenik düşürür. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
”Muhakkak bizim ordumuz elbette onlar galib olanlardır.” (es-Saffat, 37/173)
Müellif şöyle demektedir: Avamdan olan muvahhid bir kimse bu müşriklerden bin tane alimi dahi yenik düşürür. Buna delil olarak da yüce Allah’ın: “Muhakkak bizim ordumuz, elbette onlar galib olanlardır.” buyruğunu göstermektedir.
Yazının devamını oku »
» yorum bırak; |
Muvahhid Olan Kimse Galiptir |
Kalıcı Bağlantı
itevhid tarafından yazıldı
Kasım 13, 2006
Bazan tevhide düşman olanların pekçok ilimleri, kitabları ve delilleri de bulunabilir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Peygamberleri onlara apaçık deliller ile geldiğinde onlar yanlarındaki ilim dolayısı ile şımardılar.” (el-Mumin, 40/13)
Yani peygamberlerle mücadele edip, onları yalanlayan düşmanlarının pekçok ilimleri, kitabları ve delil diye adlandırıp, insanlara karşı gerçeği gizledikleri, hakkı batıla karıştırdıkları birtakım şüpheleri bulunabilir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Peygamberleri onlara apaçık deliller ile geldiğinde onlar yanlarındaki ilim dolayısı ile şımardılar ve alay edegeldikleri şey onları kuşatıverdi.” (el-Mumin, 40/83)
Yazının devamını oku »
» yorum bırak; |
Tevhid Düşmanları’nın Şüpheleri |
Kalıcı Bağlantı
itevhid tarafından yazıldı
Kasım 13, 2006
Şunu bilelim ki yüce Allah’ın bu tevhid ile göndermiş olduğu herbir peygamberin karşısına mutlaka birtakım düşmanların dikilmiş olması, O’nun hikmetlerindendir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Biz her peygambere ins ve cin şeytanlarını böylece düşman kıldık. Onlardan kimi kimine aldatmak için yaldızlı birtakım sözler fısıldarlar.” (el-En’am, 6/112)
Yazının devamını oku »
» yorum bırak; |
Peygamberlerin Düşmanları |
Kalıcı Bağlantı
itevhid tarafından yazıldı
Kasım 13, 2006
O halde bir kimsenin küfrüne hüküm vermeden önce şu iki husus üzerinde dikkatle durulması gerekmektedir:
1- Yüce Allah’a karşı yalan iftirada bulunmamak için o işin küfre götürücü olduğuna kitab ve sünnetin delaleti var mı?
2- O hükmün muayyen kişi hakkındaki tekfir şartlarının tam olup, tekfire engel hususların da hiçbir şekilde bulunmayacak şekilde muayyen kişi hakkında uyup uymadığına bakmak.
En önemli şartlardan birisi de o kişinin kâfir olmasını gerektiren muhalefetini (aykırı davranışını) bilen birisi olmasıdır. Çünkü yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
”Kim kendisine doğru yol apaçık belli olduktan sonra peygambere karşı gelir, mü’minlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu döndüğü o yolda bırakır ve cehenneme atarız. O ne kötü bir dönüş yeridir.” (en-Nisa, 4/115)
Yazının devamını oku »
» yorum bırak; |
Tekfir’e Mani Olan Şeyler |
Kalıcı Bağlantı
itevhid tarafından yazıldı
Kasım 13, 2006
O halde İslama intisab eden kimsede aslolan şer’î delil gereği bunun ortadan kalktığı tahakkuk etmedikçe müslümanlığının devam etmesidir. Böyle bir kimsenin tekfirinde işi gevşek tutmak caiz değildir. Bunun iki büyük sakıncası vardır:
1- Gerek hüküm vermekte, gerekse hakkında hüküm verilen kimse hakkında -kendisini tenzih ettiğimiz niteliği hususunda- yalan ve iftirada bulunmak.
Bunun Allah’a yalan ve iftira olduğu açıktır. Çünkü Allah’ın kâfir kılmadığı bir kimsenin kâfir olduğuna hükmetmek tıpkı Allah’ın helal kıldığını, haram kılmaya benzer. Zira bir kimsenin kâfir olup olmadığına dair hüküm vermek tıpkı bir şeyin haram olup olmadığına dair hüküm vermekte olduğu gibi yalnızca Allah’ın hakkıdır.
Yazının devamını oku »
1 Yorum |
Aksine Delil Olmadıkça Kişinin Müslümanlığı |
Kalıcı Bağlantı
itevhid tarafından yazıldı