“Diğer taraftan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’ın sünnetinde (de bu sıfatlar varid olmuştur.) Çünkü sünnet Kur’ân’ı tefsir eder, açıklar, ona delâlet eder, onu yorumlar. Allah Rasûlünün Rabbini kendileri ile vasfetmiş olduğu ve bu hususta bilgi sahibi kimselerin kabul ile karşılamış olduğu sahih hadislerde yer alan sıfatların tümüne de aynı şekilde iman etmek vacibtir.”
Ehl-i Sünnet’in Ashaba Karşı Tutumu
Ocak 5, 2007Ehl-i sünnet ve’l-cemaat’e gelince, onlar da bir kesimin aşırıya gitmesi ile öbürlerinin kusurlu davranması arasında vasat bir yoldadırlar. Yüce Allah peygamberlerinin ashabının faziletini kabul etmek, onların iman, İslam, ilim ve hikmet bakımından bu ümmetin en mükemmelleri olduğunu söylemek hususunda hidayete iletmiştir. Ancak onlar hakkında aşırıya kaçmazlar.
Ehl-i Sünnet’in ashab arasında olanlara tutumu
Ocak 5, 2007Ehl-i sünnet ve’l-cemaat, ashab -radıyallahu anh- arasında meydana gelmiş anlaşmazlıklara dalmaktan uzak kalırlar. Özellikle Osman -radıyallahu anh-’ın öldürülmesinden sonra Ali, Talha ile Zübeyr arasında meydana gelen olaylar ile daha sonraları Ali, Muaviye, Amr b. el-Âs ve başkaları arasında cereyan etmiş olaylar hakkında… Ashab’ın kötü halleri ile ilgili gelmiş rivayetlerin çoğunluğunun yalan yahut gerçekleri tahrif edilmiş olduklarını kabul ederler. Bu rivayetlerin sahih olanlarını ise ashab’ın bu hususta mazur olduklarını kabul ederek: Onlar te’vil etmiş ve içtihad etmiş kimselerdir, derler.
Sünnet ve Bidat
Ocak 5, 2007“Diğer taraftan ehl-i sünnet ve’l-cemaat’in tarikatı (yolu) batınen ve zahiren Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’ın izinden gitmek, ilk önde gidenler olan muhacirler ve ensar’ın yoluna uymak ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’ın şu buyruğundaki vasiyetine uymaktır: “Benim sünnetime ve benden sonra gelen raşid ve hidayete erdirilmiş halifelerin sünnetine uymaya bakınız. Bu sünnete sımsıkı sarılın ve onu azı dişlerinizle kavrayın. Sonradan ortaya çıkartılan işlerden sakının. Çünkü hiç şüphesiz [sonradan ortaya çıkartılan] herşey [bir bid’attir ve her] [291] bid’at dalâlettir.” [292]
Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemaat’in Esasları
Ocak 5, 2007“Ehl-i sünnet ve’l-cemaat’in yolu…” ifadesi itikadi (usul) meselelerinde izledikleri yoldan ayrı olarak gerek usule, gerek furûa dair bütün dini hükümleri çıkarmak için izledikleri yolu açıklamak sadedindedir. İzlenen bu yolun üç esası vardır:
1- Sözlerin en hayırlısı ve en doğrusu olan yüce Allah’ın kitabı, Onlar, hiçbir insanın sözünü Allah’ın sözünün önüne geçirmezler.
ehli sünnet vel cemaat
Ocak 5, 2007“Ehl-i sünnet ve’l-cemaat” ifadesi “fırka” ifadesinden bedeldir.
Sünnetten kasıt bid’at ve farklı görüşlerin ortaya çıkmasından önce Rasûlullah’ın ve ashabının üzerinde gittikleri yoldur.
“Cemaat” asıl anlamı itibariyle biraraya gelmiş, toplanmış topluluk demektir. Burada onlardan kasıt ise yüce Allah’ın kitabı ile Rasûlünün sünnetindeki apaçık hakkın etrafında toplanmış ve bu ümmetin selefini teşkil eden ashab-ı kiram ile tabîindir.
Vasat Oluşun Anlamı
Ocak 5, 2007“Vasat ” adaletli, hayırlı kimseler anlamındadır. Nitekim bu hususta (anlamının bu olduğuna dair) hadis vârid olmuştur.[181]
O halde bu ümmet zarar veren aşırılığa sapmış ümmetler ile helâke götüren kusurlu yollara meyletmiş ümmetler arasında vasat bir ümmettir.
Ümmetlerden kimisi yaratılmışlar hakkında aşırılığa kaçmış ve onlar hakkında yaratıcının sıfatlarının ve haklarının bir kısmını kabul etmişlerdir. Mesih -Aleyhisselam- ve rahibler hakkında aşırıya kaçmış hristiyanlar gibi.
Ehl-i Sünnet diğer fırkaların ortasındadır
Ocak 5, 2007“… ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’ın Rabbi hakkında bize haberler verdiği benzeri daha başka hadisler de vardır.
Şüphesiz ki Fırka-i Nâciye (kurtulmuş fırka) olan ehl-i sünnet ve’l-cemaat Allah’ın kitabında haber verdiği şeylere iman ettikleri gibi, bunlara da herhangi bir tahrif ve ta’til, herhangi bir keyfiyetlendirme ve misillendirme sözkonusu olmaksızın iman ederler. Aksine onlar ümmetin fırkaları arasında vasattırlar. Tıpkı bu ümmetin diğer ümmetler arasında vasat ümmet oluşu gibi.”
Bid’at Ehlinin Sünnete Karşı Tutumları
Ocak 5, 2007Sahih sünnete karşı bid’at ve hevâ ehli kimseler sünnete karşı tutumlarına göre ikiye ayrılırlar:
1- Kendi mezhebine muhalif olarak varid olduğu takdirde sünneti red ve inkâr etmekten çekinmeyen bir kesim. Bunu yaparken de bu sünnetin zannın dışında bir şey ifade etmeyen âhâd hadisler olduğu iddiasını ileri sürerler. Onlara göre itikad bahislerinde yakîn gerekir. Böyle diyenler Mutezile ve Felsefecilerdir.
itevhid tarafından yazıldı
itevhid tarafından yazıldı
itevhid tarafından yazıldı 