<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>itevhid</title>
	<atom:link href="http://itevhid.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://itevhid.wordpress.com</link>
	<description>Tevhid, Cennetin anahtarı..</description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Jan 2012 08:02:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='itevhid.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>itevhid</title>
		<link>http://itevhid.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://itevhid.wordpress.com/osd.xml" title="itevhid" />
	<atom:link rel='hub' href='http://itevhid.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Muaviye b. Ebi Süfyan Müdafaası</title>
		<link>http://itevhid.wordpress.com/2010/07/03/muaviye-b-ebi-sufyan-mudafaasi/</link>
		<comments>http://itevhid.wordpress.com/2010/07/03/muaviye-b-ebi-sufyan-mudafaasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jul 2010 11:00:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>itevhid</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ümmülkura]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://itevhid.wordpress.com/?p=322</guid>
		<description><![CDATA[Müminlerin Emirine Yönelik Tutarsız Eleştiriler Muâviye b. Ebî Süfyân Müdafaası. Abdülaziz b.Ahmed b. Hâmid Notlar Ekleyerek Çeviren Necmi SARI.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=322&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://itevhid.files.wordpress.com/2010/07/adsiz1.jpg"><img class="alignnone size-full wp-image-325" title="Muaviye b. Ebi Süfyan Müdafaası" src="http://itevhid.files.wordpress.com/2010/07/adsiz1.jpg?w=450" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:left;"><img src="/DOCUME%7E1/BURHAN%7E1/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot.png" alt="" /><img src="/DOCUME%7E1/BURHAN%7E1/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot-1.png" alt="" /><img src="/DOCUME%7E1/BURHAN%7E1/LOCALS%7E1/Temp/moz-screenshot-2.png" alt="" /><strong></strong></p>
<p style="text-align:left;"><strong>Müminlerin Emirine Yönelik Tutarsız Eleştiriler Muâviye b. Ebî Süfyân Müdafaası.</strong></p>
<p>Abdülaziz b.Ahmed b. Hâmid</p>
<p>Notlar  Ekleyerek Çeviren</p>
<p>Necmi SARI.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/itevhid.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/itevhid.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/itevhid.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/itevhid.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/itevhid.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/itevhid.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/itevhid.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/itevhid.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/itevhid.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/itevhid.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/itevhid.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/itevhid.wordpress.com/322/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/itevhid.wordpress.com/322/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/itevhid.wordpress.com/322/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=322&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://itevhid.wordpress.com/2010/07/03/muaviye-b-ebi-sufyan-mudafaasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8b02449e2be38cea3cd5d3a1c651f8e7?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">itevhid</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://itevhid.files.wordpress.com/2010/07/adsiz1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Muaviye b. Ebi Süfyan Müdafaası</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Pratik Akaid Dersleri Kitabına Yapılan Sözde Reddiyeye Cevap</title>
		<link>http://itevhid.wordpress.com/2008/05/21/pratik-akaid-dersleri-kitabina-yapilan-sozde-reddiyeye-cevap/</link>
		<comments>http://itevhid.wordpress.com/2008/05/21/pratik-akaid-dersleri-kitabina-yapilan-sozde-reddiyeye-cevap/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 May 2008 09:34:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>itevhid</dc:creator>
				<category><![CDATA[1]]></category>
		<category><![CDATA[Batıl Ehline Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Bidat]]></category>
		<category><![CDATA[BİD’AT]]></category>
		<category><![CDATA[EHL-İ SÜNNET VE’L-CEMAAT]]></category>
		<category><![CDATA[Hanefi Ulemasına Göre Şirk]]></category>
		<category><![CDATA[KUL VE KULLUK]]></category>
		<category><![CDATA[La ilahe illallah]]></category>
		<category><![CDATA[Mazeret Olmayan Cehalet]]></category>
		<category><![CDATA[Salihlere Sığınmak Onlara Dua Etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Salihlere Sığınmak Şirktir]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhid - La İlahe İllallah]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://itevhid.wordpress.com/?p=320</guid>
		<description><![CDATA[بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَـنِ الرَّحِيمِ *Sayfa 41ve 42’de diyorlarki; Şöyle de denilebilir; Onlar ,ya bu kainatın dışında bulunan ve kendilerini yaratan yüce bir yaratıcının yaratması ile yaratılmışlardır.Ki beklenen bunu kabul etmeleridir. Reddiye; Bu söz, Allah arşın üzerinde oturdu diyen İbni Teymiyye’nin ve onun bağlıları olan Vehhabilerin , Allah’a mekan isnat etmelerinin teyididir.Buda Allah’ı mahlukata benzetmenin yegane [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=320&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَـنِ الرَّحِيمِ</strong></p>
<p>*Sayfa 41ve 42’de diyorlarki;<br />
Şöyle de denilebilir; Onlar ,ya bu kainatın dışında bulunan ve kendilerini yaratan yüce bir yaratıcının yaratması ile yaratılmışlardır.Ki beklenen bunu kabul etmeleridir.</p>
<p>Reddiye; Bu söz, Allah arşın üzerinde oturdu diyen İbni Teymiyye’nin ve onun bağlıları olan Vehhabilerin , Allah’a mekan isnat etmelerinin teyididir.Buda Allah’ı mahlukata benzetmenin yegane örneği olmuş olurki;<br />
Bu inanç Allah Teala’yı tanımamaktır ve böylece Allah’ın mekandan münezzeh olduğunu kabul etmemektir.</p>
<p>Yanıt: Burada iddia edilenin aksini kitapta bu ifadeler tamamen Allah’ın varlığını inkar eden dinsizlere cevap mahitinde kaleme alınmış, kainatın dışında bulunan cümlesiyle Allah’ın arşına istivasına delil getirilmediği gibi bu hususa yakından uzaktan işaret bile edilmemiştir. Üstelik sapık bektaşi örneğinde (namaza yaklaşmayın) olduğu gibi bir bütünlük içersinde Allah’ın varlığını inkar eden dinsizlere cevap mahiyetinde kaleme alınan bu cümleler öncesi ve sonrasıyla makaslanmış mesele başka yerlere çekilmeye uğraşılmıştır. İlgili bölüm bütün olarak okunduğunda bu açıkça görülecektir.</p>
<p>*Sayfa 51’de diyorlar ki;<br />
Ancak Allahın sıfatlarının keyfiyetlerine ve hakikatlerine gelince, bunları Allahtan başka kimse bilemez . Nitekim İmam Malik’e “Allah arşa istiva etti” (Tâhâ, 20/5) ayetinde geçen istivanın keyfiyeti hakkında soru sorulduğunda “İstiva bilinmektir. Keyfiyeti ise mechuldur. Ona iman etmek farz, soru sormak ise bid’attir” şeklinde cevap vermiştir. İmam Malik’in istivanın keyfiyeti ve manasıyla ilgili cevabı, bütün sıfatlar için kaide olmaya elverişlidir.</p>
<p>Reddiye: Yukarıda olduğu gibi, İmam Malik’e bu şekilde soru sorulmamıştır. İmam Malik’in de cevabı yukarıda olduğu gibi değildir.<br />
Doğrusu; istiva nasıl anlaşılmalıdır, diye soru sorulmuştur. İmam Malik de Allah’ın istivası Haktır ve iman edilmesi farzdır. Keyfiyeti (nasıllığı) hakkında soru sormak bid’attır diye cevab vermiştir.<br />
İbni Teymiyye ve bağlıları VEHHABİLER İstiva’yı Allah arş’ın üzerinde oturdu diye yorum getirerek Allah’a keyfiyet isnat etmişlerdir. İmam Malik de Allah’a bu tarzda keyfiyet isnat etmeyi yasaklamış ve red etmiştir. İşte bid’at olarak anlaşılması gereken budur.</p>
<p>*Sayfa 54-55’de diyorlarki; Allah Tealanın bazı sıfatları:</p>
<p>İSTİVA:Mealen: RAHMAN ARŞA İSTİVA ETTİ. (Taha, 20/15)<br />
ULUVV: Mealen:Gökte olanın, sizi batırı vermiyeceğinden eminmisiniz? (Mülk, 67/16)</p>
<p>Reddiye: İbni Teymiyye ve vehhabiler, istiva’yı Allah arşa oturdu diye inanırlar. İstivanın doğru anlaşılacak manası; “Allah arş’a hükmetmiştir, arş, O’nun tasarrufundadır.”demektir.<br />
Gökte olan ; Bu ifade ile Allah Teala’nın göklerde yaşadığı ve orada bulunduğu anlaşılıyor ki; Bu inanç Yahudi ve hiristiyanların inancına eştir.<br />
Doğrusu bu ayette geçen gök ehli’nin manası, Allah’ın melekleridir.</p>
<p>Yanıt: Bu reddiyeyi anlamak gerçekten mümkün değil. İmam Malik’e bu şekilde soru sorulmamış İmam Malik’in de cevabı bu kitapta ifade edildiği gibi değilmiş. İnsaf demekten başka bir şey söylemek mümkün değil bu iftira karşısında. Zira ilgili kitabın 40 nolu dipnotunda bu rivayetin uzunca bir tahricine yer verilmiştir. Rivâyet, zikredilen kaynaklarda aynen bu şekilde yer almaktadır. Üstelik kaynaklarda buna benzer bir söz mü’minlerin annesi Ümmü Seleme radiyallâhu anhâ ile İmâm Mâlik’in hocası Rebî‘a b. Ebî Abdirrahmân’dan da rivayet edilmiştir. Hatta Hanefi mezhebinde alimlerin sultanı lakabıyla anılan Molla Aliyyu’l-Kârî (1014/1605) İmam Mâlik’in bu sözünü naklettikten sonra şöyle demiştir: “Bunu büyük imamımız Ebû Hanîfe (150/767) de tercih etmiştir. Yine bunun gibi el, göz, yüz ve benzeri ilâhî sıfatlarla ilgili gelen müteşâbih âyet ve hadisleri de bu şekilde alıp kabul etmiştir. Buna göre bütün (ilâhî) sıfatların anlamları bilinmekte, nitelikleri ise akıl ile bilinememektedir. Öyle ki, niteliği akledebilmek, zâtın niteliği ve mâhiyetiyle (hakîkatiyle) ilgili ilmin bir bölümüdür. Bu bir bilinmez olunca, onlar için (ilâhî) sıfatların niteliği akıl ile nasıl bilinebilsin ki?! O halde bu konuda hataya düşmekten insanı koruyacak yararlı kesin doğru, kişinin Allah’ı; hem Allah’ın kendisini tanımladığı gibi hem de Rasûlü’nün O’nu tanımladığı gibi ne herhangi bir tahrîf ve ta’tîle, ne de herhangi bir tekyîf ve temsîle kaçmaksızın olduğu gibi tanımlamasıdır. Öyle ki kişi, Allah’a ait olan isim  ve sıfatları saptayarak kabul eder ve O’nun yaratıklara, yaratıklarının da O’na benzemesini reddeder. Böylece o, (ilâhî) isim ve sıfatlarla ilgili kabûlünde, teşbîhten münezzeh (uzak ve arınmış) olduğu gibi, reddinde de ta’tîlden münezzeh olmuş olur. İstivânın hakîkatini inkâr eden herkes muattıl olur. Yine istivâyı yaratıkların birbirlerine olan istivâsına benzeten kimse de müşebbih olur. Her kim de (Allah’ın) istivâsının benzeri hiçbir şey yoktur derse, o muvahhiddir (tevhid ehlidir), münezzihtir (Allah’ı eksiklik ve kusur içeren sıfatlardan arındırandır).” Mirkâtü’l-Mefâtîh Şerhu Mişkâti’l-Mesâbîh (el-Mektebetü’l-İmdâdiyye baskısı 8/251)</p>
<p><span id="more-320"></span></p>
<p>Bu hususa ek olarak şunu da ifade etmek gerekir ki, muterizler İmam Malik’in sözüyle ilgili alıntılarını iki cümle arasındaki önemli bir açıklayıcı cümleyi hazfederek yapmışlar. Doğru metin şöyledir: Ancak Allahın sıfatlarının keyfiyetlerine ve hakikatlerine gelince, bunları Allahtan başka kimse bilemez . Nitekim İmam Malik’e “Allah arşa istiva etti” (Tâhâ, 20/5) ayetinde geçen istivanın keyfiyeti hakkında soru sorulduğunda “İstiva bilinmektir. Keyfiyeti ise mechuldur. Ona iman etmek farz, soru sormak ise bid’attir” şeklinde cevap vermiştir. Yani, keyfiyet hakkında soru sormak bid’attir. İmam Malik’in istivanın keyfiyeti ve manasıyla ilgili cevabı, bütün sıfatlar için kaide olmaya elverişlidir.<br />
Muterizlerin “İbni Teymiyye ve bağlıları VEHHABİLER İstiva’yı Allah arş’ın üzerinde oturdu diye yorum getirerek Allah’a keyfiyet isnat etmişlerdir” şeklindeki iddiaları ise tamamen batıldır. Zira Selef’e mensup hiç kimse Allah’ın arşa oturduğunu veya kurulduğunu  veyahut da yerleştiğini söylememiştir. Bu aslı astarı olmayan iftiradan başka bir şey değildir. İbn Teymiyye’ye ait bazı eserleri Türkçeye tercüme eden birtakım kimseler ya kasıtlı olarak ya da farkında olmadan içinde istiva kelimesi geçen ifadeleri bu şekilde tercüme ederek maalesef  İbn Teymiyye başta olmak üzere pek çok alime iftira edenlere çanak tutmuşlardır. Oysa  bu alimlerden hiçbiri istivanın anlamı hususunda Arap dilinde istivânın bilinen dört anlamı (‘alâ, irtefe‘a, sa‘ade ve istekarra) dışında bir şey söylememiştir. Sonra muterizlerin iddia ettikleri gibi Arap dilinde istivânın bilinen bu dört anlamı dışında, arşı istilâ etti yada arşı hükmü, tasarrufu altına aldı şeklinde te’vîl edilebileceğini gösteren sahih bir nakil yoktur. Sonuç olarak denebilir ki, Ehl-i Sünnet alimleri, Allah’ın Arş’ına istivâ ettiği, Arş’ının üstünde olduğu inancında icmâ etmiştir. Ehl-i Sünnet’e mensup âlimlerden hiçbiri Allah’ın Arş’ına istivâ etmesinin ve Arş’ının üstünde olmasının, Arş’ı istilâ etmesi veya arşı arşı hükmü, tasarrufu altına alması anlamına geldiğini söylememiştir. Hiç kimsenin onlardan bu anlamda, ne nass ne de zâhir olarak bir söz nakletmesi mümkün değildir. Bu alimler içinde İmam Ebu Hanife de yer almaktadır. Zira İmam Ebû Hanîfe’nin, Allah’ın uluvvu ve Arş’ına istivâsı hakkında pek çok sözü vardır. Bunlardan bazıları şunlardır:<br />
“Her kim: ‘Rabbim gökte mi yoksa yerde midir? bilmiyorum’ derse kâfir olmuştur. Yine aynı şekilde: ‘O, arş(ının) üzerindedir, fakat arş gökte midir, yoksa yerde midir? bilmiyorum’ diyen kimse de kâfir olmuştur.” el-Fıkhu’l-Ebsat, s. 45. Bu sözün diğer bir rivâyeti de şöyledir: “Her kim: ‘Rabbim gökte mi yoksa yerde midir? bilmiyorum’ derse kâfir olmuştur. Çünkü Allah “Rahmân arşa istivâ etti” (Tâhâ, 5) buyuruyor. Allah’ın arşı da yedi kat semânın üstündedir. Yine aynı şekilde: ‘O, arşın üzerindedir, fakat arş gökte midir yoksa yerde midir? bilmiyorum’ diyen kimse de kâfir olmuştur. Çünkü o Allah’ın gökte olduğunu inkar etmiştir. Allah’ın gökte olduğunu inkar eden de kâfir olmuştur: “Çünkü Allah illiyyîn’in en üstündedir, en yukarısındadır. O’ndan yukarıdan istenir, aşağıdan değil.” İbn Kudâme, el-Uluvv (s.116); Zehebî, el-Uluvv (Muhtasar s. 136, No: 118); İbnu’l-Kayyim, İctimâu’l-Cuyûşi’l-İslâmiyye (s. 74); İbn Ebi’l-’İzz el-Hanefî, Şerhu’l-Akîdeti’t-Tahâviyye (s. 288).<br />
“Allah-u Teâlâ’dan birşey istenirken, yukarıdan istenir, aşağıdan değil. Çünkü aşağı hiçbir şeyde Rubûbiyyet ve Ulûhiyyetin sıfatlarından değildir. Nitekim hadiste de şöyle rivâyet edilmiştir: “Bir adam siyah câriyesini Hz. Peygamber’e getirerek şöyle dedi: ‘Bir mü’mine câriyeyi âzat etmek üzerime vâcib oldu. Bunu bana yeterli görür müsün?’ Hz. Peygamber de câriyeye: ‘Sen mü’mine misin?’ diye sordu. O da ‘evet’ deyince bu defa Hz. Peygamber: ‘Peki Allah nerede?’ diye sordu. O da göğe işâret etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber adama: ‘Onu âzat et, çünkü o mü’minedir, buyurdu.” el-Fıkhu’l-Ebsat, s. 47-48.<br />
“Biz Allah’ın ihtiyaç olmaksızın arş üzerine istivâ ve istikrar ettiğini ikrar ederiz. O ihtiyaç olmaksızın arşı da başkalarını da muhafaza eder.” el-Vasıyye, s. 73.<br />
“Her kim Allah Azze ve Celle’nin (zâtıyla) gökte olduğunu inkar ederse muhakkak kâfir olmuştur.” el-Uluvv (Muhtasar s. 137, No: 119).</p>
<p>Kur’ân-ı Kerîm ve Sahih Sünnet Allah’ın Arş’ına istivâ ettiğini, Arş’ının üstünde olduğunu açıkça ifade eden; bu istivâ ve üstte olmanın, Arş’ı istilâ etmek yada onu hükmü, tasarrufu altına almak şeklinde te’vîl edilmesinin çok yanlış olduğunu gösteren delillerle doludur. Bu delillerden birkaçı şöyledir: “Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş’a istivâ eden … Allah’tır.” (A’râf, 7/54), “Rahmân Arş’a istivâ etti.” (Tâhâ, 20/5), “O Allah ki, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş’a istivâ edendir.” (Hadîd, 57/4). Ay. bk. (Yûnus, 10/3), (Ra’d, 13/2), (Furkân, 25/59), (Secde, 32/4). “O, kullarının üstünde kâhir olandır.” (En’âm, 6/18), “Onlar, üstlerinde olan Rablerinden korkarlar.” (Nahl, 16/50). Ay. bk. (En’âm, 6/61, 65), (Fetih, 48/10), (Hâkka, 69/17). Ebû Hureyre (58/678) radiyallâhu anh’ın bildirdiğine göre Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem (bir gün) kendisinin elini tutmuş ve şöyle demiştir: “Ey Ebâ Hureyre!  Şüphesiz ki Allah, gökleri, yerleri  ve her ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra da Arş’a istivâ etmiştir. …” Katâde b. en-Nu’mân (23/643) radiyallâhu anh, Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle derken işittiğini söylemektedir: “Şüphesiz ki Allah, yaratmayı bitirince Arş’ına istivâ etti.” İbn Mes‘ûd (32/652) radiyallâhu anh de şöyle demiştir: “Dünya semâsı ile ondan sonraki semâ arasında beş yüz yıl vardır. Her bir semâ ile diğer semâ arasında beş yüz yıl vardır. Yedinci semâ ile Kürsî arasında beş yüz yıl vardır. Kürsî ile su arasında beş yüz yıl vardır. Arş ise suyun üstündedir. Allah Arş’ın üstündedir; sizin amellerinizden hiçbir şey O’na gizli kalmaz.” Bu hususu ayrıca icmâ, akıl ve fıtrat (yaratılış kanunu) da hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde kanıtlamaktadır.</p>
<p>*Sayfa 54-55’de diyorlarki; Allah Tealanın bazı sıfatları:</p>
<p>İKİ EL: (Mealen: Allah, iblise dedi ki: “Ey iblis! İKİ ELİMLE YARATTIĞIMA (insana) secde etmekten seni  alıkoyan nedir? (Sad, 38/75)</p>
<p>Reddiye: İki el; yukarıda ayet mealinde açıklandığı gibi (eş-Şurâ Suresi, 11. âyet) &#8220;Allâh hiçbir şeye benzemez&#8221; mealindeki Ayet-i Kerimeye ters düşmektedir. Allah’a organ isnat etmektir. Doğrusu Allah’ın sıfatlarından olan İradesi ve Dilemesine uygun olarak yaratmasıdır.</p>
<p>Yanıt: Ehl-i Sünnet ve’l- Cemâat’in görüşüne göre Allah-u Teâlâ’nın bahşetme ve nimetle açılmış iki eli vardır. Allah’ın iki eli, O’nun sâbit zâtî sıfatlarından olup kendisine yaraşır gerçek iki eldir. Allah’ın iki elinin olduğunu Kitap ve Sünnet kesin olarak göstermektedir: “Tam tersine Allah’ın iki eli de apaçıktır.” (Mâide, 64), “Allah iblise şöyle dedi: Ey İblis! İki elimle yarattığıma (insana) secde etmekten seni alıkoyan nedir?” (Sâd, 75),<br />
“Kıyamet günü yeryüzü bütünüyle O’nun avucundadır, göklerde sağ elinde dürülmüş olacaktır.” (Zümer, 67).<br />
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in şu sözleri ise sünnetin kanıtlarından sadece bazılarıdır:<br />
“Allah’ın eli öyle doludur ki gece gündüz ondan (bağışlar ve nimetler) devamlı akar. Siz, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığından beri (eliyle) infak ettiği (verdiği) şeyleri gördünüz mü? (düşündünüz mü?) Çünkü bütün bu verdikleri bile O’nun sağ elindekileri hiçbir şekilde eksiltememiştir.”<br />
“Muhakkak âdil olanlar (kıyamet günü) Rahmân Azze ve Celle’nin sağında nûrdan minberler üzerinde olacaklardır. Rahmân’ın her iki eli de sağdır.”<br />
“Allah-u Teâlâ ilk olarak kalemi yaratmış ve onu sağ eliyle alıp tutmuştur. O’nun her iki eli de sağdır.”<br />
İmam Ebû Hanîfe de bu ayet ve hadislerin gereğini aynen söylemiştir. O şöyle demiştir:<br />
“O’nun Kur’ân’da zikrettiği gibi eli, yüzü ve nefsi vardır. Allah’ın kitabında zikretmiş olduğu yüz, el ve nefis O’nun niteliği bilinmeyen sıfatlarındandır.” el-Fıkhu’l-Ekber, s. 59.<br />
“Allah’ın eli onların elleri üzerindedir, ancak bu yaratıkların elleri gibi değildir, bir uzuv (organ) da değildir. O ellerin yaratıcısıdır. “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işitendir, görendir.” (Şûrâ, 11)”. el-Fıkhu’l-Ebsat, s. 52-53.<br />
Hanefi mezhebinde alimlerin sultanı lakabıyla anılan Molla Aliyyu’l-Kârî de şöyle demiştir: “Yine bunun gibi Ebu Hanife el, göz, yüz ve benzeri ilâhî sıfatlarla ilgili gelen müteşâbih âyet ve hadisleri de bu şekilde alıp kabul etmiştir. Buna göre bütün (ilâhî) sıfatların anlamları bilinmekte, nitelikleri ise akıl ile bilinememektedir.” Mirkâtü’l-Mefâtîh Şerhu Mişkâti’l-Mesâbîh (el-Mektebetü’l-İmdâdiyye baskısı 8/251)</p>
<p>*Sayfa 54-55’de diyorlarki; Allah Tealanın bazı sıfatları:</p>
<p>VECH: Mealen: Ancak Rabbinin celal ve ikram sahibi vechi (yüzü) baki kalacaktır.(Rahman, 55/27)</p>
<p>Yanıt: Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat’in görüşüne göre Allah’ın kendisine yaraşır, celâl ve ikrâm ile niteli gerçek bir yüzü vardır.<br />
Kitabın kanıtlarından biri Allah-u Teâlâ’nın şu buyruğudur:<br />
“&#8230; Ancak Rabbi’nin celâl ve ikrâm sahibi  yüzü bâki kalacaktır.” (Rahmân, 55/27). Ayrıca bk. (Bakara 115, 272; En’âm 52; Ra’d 22; Kehf 28; Kasas 88; Rûm 38, 39; İnsân 9; Leyl 20).<br />
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in şu sözü ise sünnetin kanıtlarından sadece biridir:<br />
“(Allahım!) Senden, yüzüne bakma lezzetini ve seninle buluşma şevkini (arzusunu) bana lutfetmeni diliyorum.”<br />
İmam Ebû Hanîfe de bu ayet ve hadislerin gereğini aynen ifade etmiştir. O şöyle demiştir: “O’nun Kur’ân’da zikrettiği gibi eli, yüzü ve nefsi vardır. Allah’ın kitabında zikretmiş olduğu yüz, el ve nefis O’nun niteliği bilinmeyen sıfatlarındandır.” el-Fıkhu’l-Ekber, s. 59.<br />
“O’nun nefsi yarattıklarının nefsi gibi değildir. Bütün nefislerin yaratıcısı O’dur. ‘O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir.’ (Şûrâ, 11)” el-Fıkhu’l-Ebsat, s. 53.<br />
Hanefi mezhebinde alimlerin sultanı lakabıyla anılan Molla Aliyyu’l-Kârî de şöyle demiştir: “Yine bunun gibi Ebu Hanife el, göz, yüz ve benzeri ilâhî sıfatlarla ilgili gelen müteşâbih âyet ve hadisleri de bu şekilde alıp kabul etmiştir. Buna göre bütün (ilâhî) sıfatların anlamları bilinmekte, nitelikleri ise akıl ile bilinememektedir.” Mirkâtü’l-Mefâtîh Şerhu Mişkâti’l-Mesâbîh (el-Mektebetü’l-İmdâdiyye baskısı 8/251)</p>
<p>*Sayfa 54-55’de diyorlarki; Allah Tealanın bazı sıfatları:</p>
<p>NUZUL: Mealen:Rasulullah şöyle buyurmuştur; Rabbimiz tebereke ve teala her gecenin son üçte birlik bölümü kaldığı zaman dünya göğüne iner ve şöyle der:Yokmu bana dua eden?Duasını kabul edeyim?yokmu benden bir şey isteyen?istediğini ona vereyım yokmu benden bağışlanma dileyen onu bağışlayayım?</p>
<p>Reddiye: Nuzul; Allah hakkında dünya semasına iner ifadesi, Allah’ın bir yerde bulunduğu veya yükseklerde olduğu anlaşılır ki; Allah’ın mekanı olduğu inancını vurgular.Böyle bir inanç Allah Tealayı yarattıklarına muhtaç olduğunu ,yaratmış olduğu melekler ,insanlar ,cinler gibi varlıkların fiillerine benzetmek olur.Çünkü ,meleklerin mekanı göklerdir,cinlerin ve insanların mekanı yerlerdir.Bu varlıklar Allah’ın yaratmış olduğu mekanlar arasında ,Allah’ın dilediği kadar hareket etmektedirler.<br />
Nüzûlün, bizzat Allâh’ın, zatıyla yukarıdan aşağıya indiği anlamına geldiği kabul edilemez. Çünkü Allâh cisim değildir, mekan ve yönden münezzehtir. Ayrıca bizzat Allâh’ın, zatıyla dünyanın semasına indiğini kabul etmek akla da ters gelir. Sözkonusu olan nüzûl hadisi, meleklerin inmeleri manasında veya Allâh’ın rahmetinin inmesi manasında anlaşılmalıdır. Çünkü hadis-i şerifte geçen nüzûl, haşa Allâh’ın bizzat zatıyla dünyanın semasına indiği anlamına geldiği kabul edilecek olursa o zaman haşa “Allâh’ın inmekten başka bir şey yapmadığı” inancı ortaya çıkarır. Çünkü hadis-i şerifte geçen nüzûlün gecenin son üçte bir bölümden itibaren sabaha kadar olduğu geçmektedir. Gece ve gündüz vaktinin dünyanın her ülkesinde bir olmadığı herkes tarafından malumdur. Bu hadis ise dünyanın her bölgesi için geçerlidir. Yani inen o melekler her bölgeye, o belirli vakitlerde inmektedirler.<br />
Bu nüzûl hadisinde geçen nüzûl’dan, meleklerin indiği bir başka hadisten anlaşılır. Öyle ki; bir başka hadis-i şerifte: “Yunzilu Rabbunâ &#8230;” diye geçmektedir yani mealen: “Rabbimiz indirir..” diye geçmektedir.<br />
Hadis hafızı el-Irâkî, hadis-i şeriflerin hangi şekilde en hayırlı bir şekilde tefsir edileceği hususunda şöyle demiştir: ”Ve hayru mâ fessertehû bi’l-varidi” Yani, “Hadis için yapabileceğin tefsirin en hayırlısı varit olanladır (geçen bir başka hadisledir).”<br />
Şurası iyi bilnmesi gerekir ki Allâh’ın haşa bizzat yukarıdan aşağıya indiğine inanmak küfürdür. Dolayısıyla bu inanca sahip olan bir kimsenin küfür olan bir inanca saplandığının bilincinde olarak, Kelime-i şehadeti getirerek İslâm’a geri dönmesi lazım gelir.</p>
<p>Yanıt: Buhârî ve Müslim’in Sahîhlerinde Ebû Hureyre radiyallâhu anh’den, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle dediği rivâyet edilmiştir:<br />
“Rabbimiz, (her) gecenin son üçte biri (son üçte birlik bölümü) kaldığı zaman dünya göğüne iner ve şöyle der: ‘Yok mu bana dua eden? Duasını kabul edeyim. Yok mu benden bir şey isteyen? İstediğini ona vereyim. Yok mu benden bağışlanma dileyen? Onu bağışlayayım.’”<br />
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den yaklaşık 28 sahâbînin rivâyet ettiği bu mütevatir hadisi Ehl-i Sünnet ittifakla kabul etmiştir. Allah-u Tebâreke ve Teâlâ’nın dünya göğüne inmesi, O’nun dilemesine ve hikmetine bağlı fiilî sıfatlarından olup yüceliğine ve büyüklüğüne yaraşır gerçek bir inmedir. Bunun anlamını, emrinin veya rahmetinin veya da meleklerinden birinin inmesi şeklinde tahrîf etmek (değiştirmek), kesinlikle doğru değildir. Allah’ın dünya semasına inmesi bizim anladığımız anlamda bir mekandan diğer bir mekana intikal etmesini gerektirmez. Çünkü Allah dünya semasına niteliği bilinmeksizin nüzûl eder (iner)..Nitekim Ebû Hanîfe’ye, Allah’ın dünya göğüne nasıl indiği hakkında soru sorulduğunda: “Allah niteliği bilinmeksizin nüzûl eder (iner)” cevabını vermiştir. es-Sâbûnî, Akîdetü’s-Selef ve Ashâbi’l-Hadîs (s. 42, 59); Beyhakî, el-Esmâ ve’s-Sıfât (s. 456, 572, diğer baskıda 2/200, el-Esmâ’nın muhakkıkı Kevserî bu konuda susmuştur); İbn Ebi’l-’İzz el-Hanefî, Şerhu’l-Akîdeti’t-Tahâviyye (thk. el-Elbânî, s. 223); Âlûsî, Cilâu’l-‘Ayneyn (s. 353); Molla Aliyyu’l-Kârî, Şerhu’l-Fıkhı’l-Ekber (s. 38); İbn Abdilhâdî, es-Sârimu’l-Menkî (s. 304).</p>
<p>Muterizin “Bu nüzûl hadisinde geçen nüzûl’dan, meleklerin indiği bir başka hadisten anlaşılır. Öyle ki; bir başka hadis-i şerifte: “Yunzilu Rabbunâ &#8230;” diye geçmektedir yani mealen: “Rabbimiz indirir..” diye geçmektedir.” şeklindeki iddiası ise hadis ilmi açısından sahih olmayıp 28 küsür sahabinin rivayetlerine de açık bir şekilde aykırıdır. Yine muterizin Hadis Hafızı el-Irâkî’nin “Hadis için yapabileceğin tefsirin en hayırlısı varit olanladır (geçen bir başka hadisledir).” şeklindeki sözüyle istidlali ancak tefsir mahiyetindeki hadisin hadis ilmi açısından sahih olması durumunda böyledir. Oysa “Yunzilu Rabbunâ &#8230;” “Rabbimiz indirir..” şeklindeki rivayet hem metnen hem de seneden sahih değildir. Bunu hadis ilmiyle uğraşanların iyi bilirler.</p>
<p>*Sayfa 62 ve 70 arasında; Tevessul konusunu ele alarak Peygamberleri, evliyaları vesile ederek yapılan duaların caiz olmadığını söylemektedirler.</p>
<p>*Sayfa 62 Alimler ;yalnızca Allah’ın güç yetirebileceği bir şeyde, kalben yada dille başkasına seslenip dua edenin veya ondan başkasından yardım dileyenin “La ilahe illallah Muhammedun Resullullah/Allah’tan başka ilah yoktur,Muhammed Allah’ın resuludur” dese yahut namaz kılıp oruç tutsa ve hacca gitse bile,müşrik olduğu hususunda ittifak etmişlerdir</p>
<p>*Sayfa 63:Hatta duada koşulan şirk, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin kendilerine gönderilmiş olduğu müşriklerin koşmuş oldukları şirkin en büyüğüdür.Zira onlar peygamberlere,Salihlere ve meleklere dua ederlerdi.Onlara kendilerine Allah katında şefaat etsinler diye çalişıyorlardı.Sıkıntılı anlarda ,dara düştüklerinde ise ibadeti yalnız Allah’a has surette yerine getiriyorlar,şirk koştukları varlıkları unutuyorlardı.</p>
<p>*Sayfa:64. Kendileri yaratılmış olan ve hiçbir şeyi yaratamayan şeyleri Allah’a ortak mı koşuyorlar? Halbu ki bunlar ne onlara bir yardım edebilirler nede kendilerine yardım edebilirler. (araf.7/191-192)<br />
Bu ayette Allah’ın dışında meleklere, peygamberlere, Salihlere ve putlara dua eden müşrikler kınanmaktadır.</p>
<p>*Sayfa 65. Allah subhanehu,darda kalanın dualarını kabul edenin,sıkıntıları giderenin ve hayrı ulaştırmaya tek başına güç yetirenin sadece kendisi olduğunu bildirmiştir.Kim Allah’tan başka,Peygamberler ve evliyalar gibi makam ve mevkisi ne olursa olsun birilerinin sıkıntılarını giderme ve fayda elde etme hususlarında tesiri olduğuna inanırsa, putperest müşriklerin düşmüş olduğu şirke düşmüş olur.</p>
<p>*Sayfa 74:Sadece Allah’ın güc yetirebileceği işlerde tevekkül: Rızık korunma,yardım ve şefaat gibi isteklerini dileme hususunda ölülere ve tagutlara tevekkül edenler gibi. Bu büyük şirktir. Çünki bu ve benzeri işlere Allah’tan başkası güç yetiremez.<br />
Kimileri vasıtaları, sebepleri kullanır ve bu sebeplere dayanıp güvenir.Bu tevhide ters düşen ve onu eksilten bir şirktir.</p>
<p>Reddiye: TEVESSUL VE TEBERRUK’UN CAİZ OLMASININ DELİLİ;<br />
Rivayet edildiğine göre halife Ömer Bin Hattab zamanında kıtlık ve açlık oldu. Sahabelerden biri Peygamber efendimizin kabrine teberrük amacıyla giderek şöyle demiştir. “Ey Allah’ın Rasulü Allah’a dua et ümmetine yağmur yağdırsın, çünkü helak olmuş durumdalar” bu adam Peygamberimizi rüyasında görmüş ve Peygamberimiz O’na şöyle demiştir. “Ömer’e selam söyle ve Allah’ın onlara yağmur yağdıracağını haber ver.” adam Ömer’e gider ve olanları anlatır. Ömer ağlar bunu Beyhaki rivayet etmiştir. Olayda anlatılan sahabe peygamberimizin kabrine selam için değil teberrük maksadıyla gitmiştir. Seyyidimiz Ömer de buna itiraz etmemiş ve bu yaptığın şirktir dememiştir. Peygamberler ölümlerinden sonra bile Allah’ın izniyle fayda verirler.<br />
Musa aleyhisselam mirac gecesinde peygamber efendimizle Beytul Makdiste ve altıncı semada bir araya geldi. Peygamberimiz yedinci semavatın üstündeki bir mekandan inerken Musa aleyhisselam O’na sordu “ümmetine ne farz kılındı?” peygamberimiz de “bize elli vakit namaz kılındı” diye cevapladı. Musa peygamber “dön ve Rabbine hafifletilmesi için dua et” dedi. “Ben İsrail kavmini tecrübe ettim onlara Allah’u Teala iki vakit farz kılmıştı onlar ise yerine getirmediler.” Peygamberimiz Rabbine dua ettiği yere geri döndü ve defalarca hafifletilmesi için dua etti. Her seferinde Musa aleyhisselam O’na “dön ve hafifletilmesi için dua et dedi”. Bu durum elli vakit namaz sevabına eşit olan beş vakit namaza düşürülünceye kadar devam etti. Hiçbir akıllı kimse Musa aleyhisselam’ın bu ümmete sağladığı yarar ve faydaya şüphe edemez. Musa aleyhisselam ise mirac hadisesinden bin yıldan daha fazla süre önce vefat etmiştir. Bu amelle Musa aleyhisselam kendi vefatından binlerce yıl sonra peygamber efendimizin ümmetine fayda vermiştir.</p>
<p>Allâh’tan başkasından yardım dilemenin bir beisi olmadığına dair rivayeti, ibni Abbas hakkında sabit olan Peygamber Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Muhakkak ki Allâh’ın hafaza (koruma melekleri) dışında öyle melekleri vardır ki yeryüzünde dolaşırlar, ağaçtan düşen yaprakları yazarlar şu halde sizden birinizin başına geniş bir yerde bir sıkıntı gelirse ’Allâh’ın kulları yardım edin’ diye nida etsin“ mealindeki hadis-i şerifi yeterlidir. Ayrıca şu da bir gerçektir ki istiane (yardım dileme) teveccüh ve tevessülün aynı anlama geldiği arabî lugatı iyi bilen Takiyyuddîn es-Subkî gibi bazı ehli sünnet alimlerimiz tarafından bildirilmiştir. Nitekim Suyutî onun hakkında lugatçiler’den olduğunu söylemiştir. Bu mesele ise bellidir.</p>
<p>Teberrük peygamber veya velinin kabrini ziyaretinden dolayı Allah’ın ziyaret edene bereket, hayır vermesidir. Peygamberler vefat ettikten sonra Allah’u Teala onları diriltir. Kendilerini ziyaret edeni hissederler ve o kişiler için Allah’a dua ederler. İmam Bayhaki’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte peygamber aleyhisselam mealen şöyle buyurmuştur.<br />
“Peygamberler kabirlerinde diridirler, canlıdırlar, namaz kılarlar” bunu destekleyen Bezzar’in rivayetindeki hadiste de peygamber aleyhisselam mealen, “Hayatta olmam sizin için hayırlıdır. Ölümüm de sizin için hayırlıdır. öldüğümde amelleriniz bana gösterilir. Hayır gördüğümde hamd, şer gördüğümde de sizin için istiğfar ederim.” buyurmuştur.</p>
<p>Yanıt: Muteriz malesef yine Bektaşi örneğinde olduğu gibi kendi görüşüne uygun bölümleri almış cümlelerin öncesini ve sonrasını makaslamış. Ayrıca kitapta teberrük ve tevessül konusu, naklettiği bu cümlelerden bağımsız bir şekilde müstakil iki bölümde (s. 161-163, 184-197) en ince ayrıntısına kadar işlendiği halde nedense o bölümleri yok saymış ya da kitabı tam olarak okumamış. Üstelik ifade tarzıyla sanki kitapta tevessül büsbütün inkar edilmiş havası estirilmiş. Kitaba şöylece bir bakıldığında tevessülün caiz olan kısımları olduğu gibi caiz olmayan kısımları da olduğu görülecektir. Caiz olan kısmı Allah-u Teâlâ’ya isim ve sıfatları ile tevessül, Allah-u Teâlâ’ya salih amellerle tevessül, Allah-u Teâlâ’ya salih müslüman kimsenin duası ile tevessül olmak üzere üç türdür (s. 186-189). Nedense muteriz bu üç türü görmezden gelmiş ve tevessülün caiz olmayıp bid’at olan ikinci kısmına dair örnek cümleler seçmiş, bunları da maalesef adeti üzere makaslamış. Aynı şeyi ne yazık ki şefaat konusunda da yapmış. Kitapta şefaat konusu müstakil bir bölümde (s. 205-211) en ince ayrıntısına işlendiği halde muteriz kullandığı ifade tarzıyla sanki kitapta şefaat büsbütün inkar edilmiş havası estirmiş. Oysa kitapta şefaat menfi ve müspet şefaat olmak üzere iki  kısma ayrılmış, müspet şefaat ise kendi içinde 6 sınıfa ayrılmıştır (s. 207-210). Nedense muteriz bu altı sınıfı görmezden gelmiş ve şefaatin menfi olan ikinci kısmına dair örnek cümleler seçmiş, bunları da maalesef adeti üzere makaslamış.<br />
Tevessüle delil olarak getirdiği Hz. Ömer hadisi ise kitapta bütün ayrıntılarıyla ele alınmış (s. 190-192), bu hadisin nasıl anlaşılması gerektiği de ifade edilmiştir. Mirac hadisini tevessüle delil olarak getirmesini akıl ve mantıkla bağdaştırmak mümkün değil. Zira bu hadisenin tevessülle yakından uzaktan ilgisi yoktur. Hz. Peygamber Rabbine “Allah’ım! Musa’nın hatırına 50 vakit namazı beş vakite indir” dememiştir ki bu hadise tevessülle ilişkilendirilsin. Zaten Peygamberimizin Rabbi indindeki yeri diğer bütün peygamberlerden üstün olduğu için buna ihtiyacı da yoktur. Onun içindir ki “Ben Âdem çocuklarının seyyidiyim (efendisiyim). Bununla birlikte de övünmüyorum” diye buyurmuştur. Mezkur mirac hadisi Hz. Peygamberle Hz. Musa arasında geçen dialoğun bir anlatımıdır. Olayı başka bir yere çekmenin anlam ve gereği yoktur.</p>
<p>Muterizin “Allâh’tan başkasından yardım dilemenin bir beisi olmadığına dair rivayeti, ibni Abbas hakkında sabit olan Peygamber Efendimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Muhakkak ki Allâh’ın hafaza (koruma melekleri) dışında öyle melekleri vardır ki yeryüzünde dolaşırlar, ağaçtan düşen yaprakları yazarlar şu halde sizden birinizin başına geniş bir yerde bir sıkıntı gelirse ’Allâh’ın kulları yardım edin’ diye nida etsin“ mealindeki hadis-i şerifi yeterlidir.” şeklindeki sözüne gelince öncelikle bu hadisin zayıf bir hadis olduğu bilinmelidir. Senedinin üzerinde dönüp dolaştığı râvi Ma’rûf b. Hassân’dır. Söz konusu râvi hakkında Ebû Hâtim er-Râzî “mechûl” derken, İbn ‘Adiyy  “münkerü’l-hadîs” demiştir.  Ma’rûf b. Hassân, İbn ‘Adî’nin dediği gibi münkerü’l-hadîs’dir. Dolayısıyla hadis zayıftır. Ayrıca Ashâb-ı kirâm ne bu tür bir uygulamada bulunmuş ne de böyle bir şeyi emretmişlerdir. Tâbiîn ve imâmların da bu şekilde uygulamada bulundukları, bunu emir ve tavsiye ettikleri konusunda sahih bir nakil mevcut değildir. Böyle bir bilgiye onların değil de daha sonra gelenlerin sâhip olması nasıl düşünülebilir?</p>
<p>Yine Muterizin “Teberrük peygamber veya velinin kabrini ziyaretinden dolayı Allah’ın ziyaret edene bereket, hayır vermesidir. Peygamberler vefat ettikten sonra Allah’u Teala onları diriltir. Kendilerini ziyaret edeni hissederler ve o kişiler için Allah’a dua ederler. İmam Bayhaki’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte peygamber aleyhisselam mealen şöyle buyurmuştur: “Peygamberler kabirlerinde diridirler, canlıdırlar, namaz kılarlar” bunu destekleyen Bezzar’in rivayetindeki hadiste de peygamber aleyhisselam mealen, “Hayatta olmam sizin için hayırlıdır. Ölümüm de sizin için hayırlıdır. öldüğümde amelleriniz bana gösterilir. Hayır gördüğümde hamd, şer gördüğümde de sizin için istiğfar ederim.” buyurmuştur.” şeklindeki sözlerine gelince burada zikredilen “Peygamberler kabirlerinde diridirler, canlıdırlar, namaz kılarlar” hadisi sahih bir hadistir. Ancak bu hadisin anlaşılması gereken şekli şöyledir:<br />
1)  Rasûlullah’ın, kabrinde bilinen mânâda canlı ve diri olduğu iddiası şu âyet-i kerîmelerle çelişmekte ve aykırılık arzetmektedir: “Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler.” (Zümer, 39/30), “Biz, senden önce de hiçbir beşere ebedilik vermedik. Şimdi sen ölürsen, sanki onlar ebedi mi kalacaklar?” (Enbiyâ, 21/34), “Her canlı ölümü tadacaktır.” (Âl-i İmrân, 3/185; Enbiyâ, 21/35; Ankebût, 29/57)<br />
2)  Bilinmektedir ki, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem kabrinde, ruhun bedende bulunması, bedeni idâre etmesi, ruhla beraberken bedenin yemeye, içmeye, giyinmeye, evlenmeye vb. şeylere ihtiyaç duyması şeklinde alışılagelmiş biçimde dünyevî diriliğe sâhip değildir. Bilâkis kabirde berzah hayatına sahiptir. Ruhu da refîk-i a’lâ’dadır. Diğer peygamberlerin ruhları da aynı durumdadır. Ruhlar berzahta bulundukları yer bakımından çok farklı derecelere sahiptir. Ana karnında bulunan ceninin hayatı ile dünya hayatı ve âhiret hayatı birbiriyle kıyaslanamadığı gibi aynı şekilde dünya hayatı ile berzah hayatı arasında da kıyas yapılamaz. Bir hayat türünün diğer bir hayat türüyle kıyaslanması geçersiz ve bâtıldır.<br />
3)  Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem dilekte bulunanın isteğini duyabilecek ve duasına karşılık verebilecek şekilde diri olmuş olsaydı, imânî kurallar çerçevesinde ashâbına fetvâ verir ve ashâbını sıkıntıya sokan birçok meselede ümmetini rahatlatırdı. Nasıl olur da ashâbının görüş ayrılıklarını, savaşa varan anlaşmazlıklarını görür de cevapsız ve çözümsüz bırakır?! Nasıl olur da anlaşmazlıklar ve çekişmeler meydana gelirken hiç kimse Peygamberin kabrine gitmez de ondan yardım etmesini ve yol göstermesini istemez?! İddia ettikleri gibi Rasûlullah kabrinde diri değil mi?! Ömer radiyallâhu anh Buhârî’nin rivâyet ettiğine göre şöyle demiştir: “Dedenin ve kelâlenin  mirası ile faizle ilgili bazı hususları Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e sormuş olmayı temenni ederdim.” Ashâb-ı kirâma ne oluyor ki, Peygamber yanı başlarında canlı (!) dururken gidip Abbâs radiyallâhu anh’ın duasını vesile kılarak yağmur dileğinde bulunuyorlar?! Niçin Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’e gidip ondan yağmur yağması için yardım dilemiyorlar?! Tüm bunlar ileri sürülen iddianın bâtıl ve asılsız olduğunun apaçık delilidir.</p>
<p>Muterizin diğer bir delil olarak gösterdiği “Hayatta olmam sizin için hayırlıdır. Ölümüm de sizin için hayırlıdır. öldüğümde amelleriniz bana gösterilir. Hayır gördüğümde hamd, şer gördüğümde de sizin için istiğfar ederim.” hadisi ise  sahih değil, zayıftır. Bk. Bezzâr “el-Müsned” (el-Bahru’z-Zehhâr, No:1925); (Keşfu’l-Estâr, 1/397 No: 845); Abdullah b. Mes‘ûd radiyallâhu anh’den merfû olarak, İbn Sa’d “et-Tabakâtü’l-Kübrâ” (2/149) ve Heysemî “Buğyetü’l-Bâhis ‘an Zevâidi Müsnedi’l-Hâris” (No: 953) Bekr b. Abdullah el-Müzenî radiyallâhu anh’den mürsel olarak rivâyet etmişlerdir. Merfû’ rivâyet isnâden zayıf, mürsel rivâyet ise muhaddislerin mürsel hadisleri zayıf hadisler arasında saymaları nedeniyle zayıftır. Bk. Bezzâr “el-Müsned” (el-Bahru’z-Zehhâr, 5/309, No:1925); (Keşfu’l-Estâr, 1/397, No: 845); Heysemî “Buğyetü’l-Bâhis ‘an Zevâidi Müsnedi’l-Hâris” (2/884, No: 953); İbn Hacer “el-Metâlibu’l-‘Âliye” (4/22-23, No: 3853); el-Elbânî “Silsiletü’l-Ehâdîsi’d-Da‘îfe” (No:975); Da‘îfu’l-Câmi‘i’s-Sağîr (No: 2746-2748); ‘Amr ‘Abdülmun‘im “Hedmu’l-Menâr limen Sahhaha Ehâdîse’t-Tevessüli ve’z-Ziyâra” (s. 135-139).</p>
<p>Muterizin “Ayrıca şu da bir gerçektir ki istiane (yardım dileme) teveccüh ve tevessülün aynı anlama geldiği arabî lugatı iyi bilen Takiyyuddîn es-Subkî gibi bazı ehli sünnet alimlerimiz tarafından bildirilmiştir. Nitekim Suyutî onun hakkında lugatçiler’den olduğunu söylemiştir. Bu mesele ise bellidir.” şeklindeki sözü saptırmacadan ibarettir.  Yardım, zafer ve destek isteğinde bulunmak anlamına gelen istiğâse kelimesi, Arap Dil kuralları bakımından direkt olarak ya da “bâ” edatıyla müteaddî (geçişli) olur. İsteğastu fulânen yahut da isteğastu bi fulânin olarak her iki şekildeki kullanımı da “falan kişiden yardım isteğinde bulundum” anlamına gelmektedir. “Bâ” edatına bitişen kelime kendisinden istenen, talepte bulunulan, dua edilen varlıktır. Nitekim Allah-u Teâlâ âyet-i kerîmede şöyle buyurmaktadır: “Hatırlayın ki, siz Rabbinizden yardım istiyordunuz (testeğîsûne rabbeküm).” (Enfâl, 8/9), “Kendi tarafından olanı düşmana karşı ondan yardım diledi. (fe’steğâsehû)” (Kasas, 28/15) İstiğâse kelimesinin Arap dilinde bazen “bâ” edatı ile müteaddî (geçişli) olmasının sebebi, bu kelimeye isti‘âne mânâsının katılmak istenmesidir. Dil biliminde bilinen şekliyle böyle bir anlam katılması, bilinen bir lafzın anlamının herhangi bir değişikliğe uğramadan ve birinci lafzın mânâsında bozulma olmadan bir başka lafzın mânâsına katılması şeklinde gerçekleşir. İstiğâse kelimesinin isti‘âne anlamı da içermesi istendiğinde “bâ” edatı ile müteaddî yapılmaktadır. Çünkü iste‘antu bi kezâ örneğinde olduğu gibi isti‘âne kelimesi “bâ” edatı ile müteaddî olmaktadır.<br />
Tevessül kelimesi ise, “bâ” edatıyla müteaddî olmaktadır. Örnek olarak tevesseltu bi fulânin denir. Bu durumda “bâ” edatına bitişmiş olan kelime, kendisinden değil kendisi aracılığıyla istekte bulunulan kimse anlamı taşımaktadır.<br />
Suâl kelimesi de bizzat kendisi müteaddî olabildiği gibi “bâ” edatıyla da müteaddî olur. Kendisinden istenen kişi için seeltu fulânen denir. Seeltu bi fulânin (falan ile istedim) şeklinde “bâ” edatıyla kullanılırsa, edata bitişen kelime, kendisinden istenen değil, kendisi aracılığıyla istenen anlamı taşımaktadır.<br />
Sonuç olarak isteğastu fulâneâ ve’steğastu bihî cümleleri, “falan kişi vesilesiyle istedim” değil, “falan kişiden istedim” anlamına gelir. Bu nedenle insanın ölülerden, hazır bulunmayan üçüncü şahıslardan yada ancak Allah’ın gücü yeten konularda Allah’tan başkasından, istiğâsede bulunması câiz değildir.</p>
<p>Muterizin “Oysaki nice İslâm ülkelerinde yaşayan müslümanlar &#8220;Yâ Allâh peygamber Efendimizin Muhammedin hürmetine &#8230;&#8221; diye dua etmektedirler.<br />
İmam Ebu Hanifenin bu konuyla alakalı sözüne gelince o bu meseleye haram dememiştir. İmam Ebu Hanifenin dediği mesele: &#8220;Ben filanın hakkı için denilmesini kerîh görürüm&#8221; meselesidir. Alimler ise bunu açıklarken bu sözün, imam Ebu Hanifenin tevessüle karşı olduğu manasına gelmediğini ve Peygamber Efendimizin Camiye gidilirken okunan dua olarak öğrettiği sözleri ile alakalı hadis kulağına gelmediği için bu sözü söylediğini bildirmişlerdir. Çünkü Camiye giderken söylenen duada mealen aynen şöyle geçmektedir: &#8220;Yâ Allâh senden bu yürüyüşümün hakkı için ve senden dileyenlerin hakkı için diliyorum &#8230;&#8221; şeklindeki itirazına ise şöyle cevap verilir. İmam Ebu Hanife’den nakledilen bu söz Hanefî mezhebine dâir hemen hemen bütün kaynaklarda zikredilmektedir. Sözün tamamı şöyledir: “Nebîlerinin ve rasûllerinin hakkı için (hürmetine) (senden istiyorum ey rabbim!) şeklinde söz söylenmesini hoş görmüyorum (kerîh görüyorum).”. Çünkü yaratılmışın yaratan üzerinde hiçbir hakkı yoktur.” Hanefi ulemasına göre buradaki kerahat, kerâheti tahrîmiyye yâni harama yakın kerâhettir. İbn ‘Âbidîn başta olamak üzere birçok Hanefi alim bunu ifade etmişlerdir. Bk. Reddü’l-Muhtâr ‘ale’d-Dürri’l-Muhtâr (9/567-568, terc. 15/469). İmam Ebu Hanife’nin mezkur hadisi işitmediğine dair tespit hangi akla hizmet etmektedir anlamak zor. Zira tamamen bilfaraza söylenmiş bir tespit. İmamın bu hadisi bir an işitmediğini farzedelim. İyi ki işitmemiş. Çünkü bu hadis alimlerin genel ittifakıyla zayıf kabul edilmiştir. Bizce İmam işitmediğinden değil zayıf gördüğünden bu hadise muhalif fetva vermiş. Muterizin şiddetle karşı çıktığı kitabı iyice okumadığı ortada. Zira bu hadisin zayıf bir hadis olduğu kaynaklarıyla (s. 194-195, 197 nolu dipnot) ilgili kitapta açıklanmıştır.</p>
<p>Allah en doğrusunu bilir.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/itevhid.wordpress.com/320/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/itevhid.wordpress.com/320/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/itevhid.wordpress.com/320/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/itevhid.wordpress.com/320/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/itevhid.wordpress.com/320/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/itevhid.wordpress.com/320/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/itevhid.wordpress.com/320/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/itevhid.wordpress.com/320/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/itevhid.wordpress.com/320/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/itevhid.wordpress.com/320/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/itevhid.wordpress.com/320/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/itevhid.wordpress.com/320/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/itevhid.wordpress.com/320/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/itevhid.wordpress.com/320/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/itevhid.wordpress.com/320/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/itevhid.wordpress.com/320/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=320&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://itevhid.wordpress.com/2008/05/21/pratik-akaid-dersleri-kitabina-yapilan-sozde-reddiyeye-cevap/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8b02449e2be38cea3cd5d3a1c651f8e7?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">itevhid</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Vakit Gazetesine Yapılan Sözde Reddiyeye Cevap</title>
		<link>http://itevhid.wordpress.com/2008/05/21/vakit-gazetesine-yapilan-sozde-reddiyeye-cevap/</link>
		<comments>http://itevhid.wordpress.com/2008/05/21/vakit-gazetesine-yapilan-sozde-reddiyeye-cevap/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 May 2008 08:21:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>itevhid</dc:creator>
				<category><![CDATA[1]]></category>
		<category><![CDATA[Batıl Ehline Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[BİD’AT]]></category>
		<category><![CDATA[DÜNYAYA GELİŞ GAYESİNİN GERÇEĞİ TEVHİD]]></category>
		<category><![CDATA[EHL-İ SÜNNET VE’L-CEMAAT]]></category>
		<category><![CDATA[Hanefi Ulemasına Göre Şirk]]></category>
		<category><![CDATA[La ilahe illallah]]></category>
		<category><![CDATA[Mazeret Olmayan Cehalet]]></category>
		<category><![CDATA[Muvahhid Olan Kimse Galiptir]]></category>
		<category><![CDATA[Salihlere Sığınmak Onlara Dua Etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Salihlere Sığınmak Şirktir]]></category>
		<category><![CDATA[Salihlere ve İsa’ya İbadeti]]></category>
		<category><![CDATA[Selef-i Salih’in Yöntemine Uygun Akide]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhid - La İlahe İllallah]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhid Aracı - Dua]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhid “Lâ İlâhe İllallah” Sözünün Anlamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://itevhid.wordpress.com/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[AÇIKLAMA Her dönemde yaptığı kültür hizmetleriyle okurlarının takdir ve teşekkürlerini hak eden Vakit gazetesi, son olarak okurlarına bir promosyonla armağan ettiği PRATİK AKÂİD DERSLERİ kitabı ile yine tüm okurları nezdinde sonsuz takdir ve teşekkürü hak etmiş bulunmaktadır. Bu vesileyle kendilerini kutluyor ayrıca takdir ve şükranlarımızı sunuyoruz. Ümmülkura Yayınevi tarafından Türkçeye kazandırılan ve Ehl-i Sünnet’in inanç [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=319&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AÇIKLAMA</p>
<p>Her dönemde yaptığı kültür hizmetleriyle okurlarının takdir ve teşekkürlerini hak eden Vakit gazetesi, son olarak okurlarına bir promosyonla armağan ettiği PRATİK AKÂİD DERSLERİ kitabı ile yine tüm okurları nezdinde sonsuz takdir ve teşekkürü hak etmiş bulunmaktadır. Bu vesileyle kendilerini kutluyor ayrıca takdir ve şükranlarımızı sunuyoruz.</p>
<p>Ümmülkura Yayınevi tarafından Türkçeye kazandırılan ve Ehl-i Sünnet’in inanç esaslarını Kur’ân-i Kerîm ve sahih sünnetten naslara bağlı kalmak suretiyle özlü bir şekilde anlatan kitap, okuyucu kitlesinin büyük bölümünün beğeni ve takdirini kazanmıştır. Öte yandan kitap, ilmihal kitaplarından elde edilebilecek düzeyde basit bilgilere dahi sahip olmayan kimseler tarafından kaleme alındığı belli olan bir yazıyla internet ortamında, belki samimi ancak câhilâne ve ciddiye alınmayacak derecede seviyesiz, ilmî üslûp bir tarafa, edep sınırlarını aşan bir üslûpla tenkitten öte bir saldırıya maruz kalmıştır. Cehaletin son derece yaygın bir hal aldığı günümüzde, bu tür bir tavrın Müslümanlar tarafından sergileniyor olması elbette üzücüdür.</p>
<p>Söz konusu yazıda, kitabın içerik olarak değindiği bazı meselelere atfen kitaptan bir takım alıntılarla birlikte sözde reddiye denilen ve aynı saldırganlıkla kaleme alınan bazı çarpıtmalara yer verilmiştir. Böylesi bir durumda sağduyu sahibi kimselerin yapacağı şey elbette kulak tıkayıp geçmeleridir. Fakat bu saldırı bilinçsiz bir surette Ehl-i Sünnet’in iman ettiği esaslara yönelik olunca, bu tür çarpıtmalardan aklı karışabilecek ve olumsuz yönde etkilenebilecek kimselerin bulunabileceği ihtimali olması bakımından bu açıklamayı yayınlamak gereklilik halini almıştır.</p>
<p>İtirazcıların itikatla ilgili asgari ilmihal bilgilerinden dahi yoksun ve bilinçsiz olmalarından kastımız, söz konusu yazıda fütursuzca kafir, dinsiz, Hıristiyan ve Yahudilerden daha zararlı diye teşhir etmiş oldukları itikadın Ehl-i Sünnet’in dört mezhep imamının sahip olduğu itikat olduğunu bilmemeleridir.</p>
<p>Başka bir nokta ise itirazcıların ilmî edebi hiçe sayarak, kitapta olmayan şeyleri varmışçasına söz konusu etmeleridir. Halbuki kitap hiçbir surette ne tevessülü ne teberrrükü ne şefaati ne de kabir ziyaretini inkar etmemekte, aksine kitap meşru tevessül ve teberrükün ne olduğunu, şefaatin doğru bir biçimde Allah’tan isteneceğini, meşru ve sünnete uygun kabir ziyaretinin nasıl yapılacağını, oralarda çaput bağlayıp kurban kesmek gibi bugün toplumda sağduyulu birçok kimsenin hoş görmediği davranışları gerçekte İslâm’ın da yasaklamış olduğunu gözler önüne sermektedir. Tevhid dini mensubu olduklarını iddia eden bu kimselerin, yalnızca Allah’ın güç yetirebileceği bir şeyde O’ndan başkasından yardım istemenin şirk olacağına dahi karşı çıkmaları içine düşmüş oldukları halin ne kadar vahim olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Burada elbette itirazcıların kitaba yönelik getirmiş oldukları birkaç yersiz tenkide uzun uzadıya cevap verecek değiliz. Çünkü reddiyenin bizzat kendisi batıl olduğuna delildir. Fakat itirazcılar açısından anlamlı olabileceğini düşündüğümüz için diğer imamlardan yapılabilecek sayısız nakilden sarfı nazarla İmam-ı Â’zam Ebû Hanîfe rahimehullah’dan  birkaç nakli vermekle yetineceğiz.</p>
<p><span id="more-319"></span></p>
<p>İtirazcılar, Allah-u Teâlâ’nın arşına istivâsı ya da el, göz, yüz ve benzeri ilâhî sıfatların anlamlarını ikrar ederek ispat edeni mücessimeden olmakla ithama kalkmışlardır. Ehlince malum olduğu üzere başta dört mezhep imamı olmak üzere Ehl-i Sünnet’in görüşü bu şekilde gelmiştir. “Ebû Hanîfe rahimehullah dedi ki: Her kim: ‘Rabbim gökte midir yoksa yerde midir? bilmiyorum’ derse kâfir olmuştur. Yine aynı şekilde: ‘O, arş(ının) üzerindedir, fakat arş gökte midir, yoksa yerde midir? bilmiyorum’ diyen kimse de kâfir olmuştur.” Bu sözün diğer bir rivâyeti de şöyledir: “Her kim: ‘Rabbim gökte mi yoksa yerde midir? bilmiyorum’ derse kâfir olmuştur. Çünkü Allah “Rahmân arşa istivâ etti” (Tâhâ, 5) buyuruyor. Allah’ın arşı da yedi kat semânın üstündedir. Yine aynı şekilde: ‘O, arşın üzerindedir, fakat arş gökte midir yoksa yerde midir? bilmiyorum’ diyen kimse de kâfir olmuştur. Çünkü o Allah’ın gökte olduğunu inkar etmiştir. Allah’ın gökte olduğunu inkar eden de kâfir olmuştur: “Çünkü Allah illiyyîn’in en üstündedir, en yukarısındadır. Allah’a dua ederken yukarıya yönelinir, aşağıya değil. Çünkü aşağının rubûbiyet ve ulûhiyet vasfı ile ilgisi yoktur.” “O’nun Kur’ân’da zikrettiği gibi eli, yüzü ve nefsi vardır. Allah’ın kitabında zikretmiş olduğu yüz, el ve nefis O’nun keyfiyeti bilinmeyen sıfatlarındandır.” “Allah’ın eli onların elleri üzerindedir, ancak bu yaratıkların elleri gibi değildir, bir uzuv da değildir. O ellerin yaratıcısıdır. “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işitendir, görendir.” (Şûrâ, 11)” İmâm-ı Â’zamın Beş Eseri, el-Fıkhu’l-Ebsat, (s. 44, 52-53); el-Fıkhu’l-Ekber, (s. 59) İbn Ebi’l-’İzz el-Hanefî, el-Akîdetü’t-Tahâviyye ve Şerhi (s. 228).</p>
<p>Hanefi mezhebinde alimlerin sultanı lakabıyla anılan Molla Aliyyu’l-Kârî de şöyle demiştir: “Yine bunun gibi büyük imamımız Ebû Hanîfe el, göz, yüz ve benzeri ilâhî sıfatlarla ilgili gelen müteşâbih âyet ve hadisleri de bu şekilde alıp kabul etmiştir. Buna göre bütün (ilâhî) sıfatların anlamları bilinmekte, keyfiyeti ise akıl ile bilinememektedir.” Mirkâtü’l-Mefâtîh Şerhu Mişkâti’l-Mesâbîh (el-Mektebetü’l-İmdâdiyye baskısı 8/251)</p>
<p>Şimdi burada itirazcılara şu soruyu yöneltsek, İmâm-ı Â’zam Ebû Hanîfe hazretleri Allah-u Teâlâ’nın  arşının üzerinde olduğunu söylemekle hâşâ O’nun arşına oturduğunu mu söylemiş olmaktadır?! Yoksa o, yine Allah-u Teâlâ’nın el, göz, yüz ve benzeri ilâhî sıfatlarını anlamları ile birlikte ispat etmekle, kendilerinin tabiri ile,  mücessimeden mi olmaktadır?!</p>
<p>Kaynaklara ne kadar yabancı olduklarını sergilemesi bakımından Şeyh Abdülkadir el-Geylânî’nin şu sözlerini de vermeyi uygun görüyoruz. “Allah, yükseklik yönünde (yukarı tarafta) arşına istivâ edendir, mülkü kapsayandır. İlmi, eşyayı (çepeçevre) kuşatandır: “O’na ancak güzel söz yükselir (çıkar). Onu da sâlih amel yükseltir” (Fâtır, 10), “Allah, gökten yere (kadar) her işi (yaratma işini) düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O’na çıkar” (Secde, 5). Allah’ı her yerde olmakla nitelemek câiz değildir. Aksine Allah; gökte, arşa istivâ etmiştir, denmesi gerekir. Nitekim Allah-u Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Rahmân arşa istivâ etti.” (Tâhâ, 5)&#8230; İstivâ sıfatını herhangi bir te’vîle kaçmaksızın (olduğu gibi) kullanmak gerekir. Öyle ki bu istivâ, arşa yapılan zât istivâsıdır. Ne Mücessime ve Kerrâmiyye’nin dediği gibi (arşın üzerine) oturmak ve (onunla doğrudan) temas etmek yâni (ona doğrudan) değmek anlamındadır, ne Eş’ariyye’nin dediği gibi kadrinin ve sıfatlarının yüceliği ve yüksekliği anlamındadır ne de Mu’tezile’nin dediği gibi (arşı) istilâ etmek ve (ona) galebe çalmak anlamındadır. Çünkü Kur’ân ve Sünnet nasları, istivâ sözüyle bunları kastetmemiştir. Aksine onlardan aktarılan istivâ sıfâtının doğrudan kendi anlamına hamledilmesidir. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Ümmü Seleme radiyallâhu anhâ’nın Allah’ın “Rahmân arşa istivâ etti” buyruğu hakkında şöyle dediği rivâyet edilmiştir: ‘İstivânın niteliği akıl ile bilinemez. (Anlamı ise) bir bilinmez değildir. Ona inanmak gerekli (farz), onu inkar etmek ise küfürdür’&#8230; O’nun niteliği bilinmeksizin Arş’ın üzerinde olması Allah’ın her peygambere indirdiği her kitapta söylenegelmiştir.” Abdülkadir el-Geylânî, el-Günye (s. 56). Ayrıca bk. Zehebî, el-Uluvv (Muhtasar, sh: 284, No: 348).</p>
<p>Yersiz itirazlardan bir diğeri de tevessül hakkında sarf ettikleri sözlerdir. Halbuki bu konuda yine İmam Ebû Hanife’den nakledilen “Ben filanın hakkı için denilmesini kerih görürüm” sözü   Hanefî mezhebine dâir hemen hemen bütün kaynaklarda zikredilmektedir. Sözün tamamı şöyledir: “Nebîlerinin ve rasûllerinin hakkı için (hürmetine) (senden istiyorum ey rabbim!) şeklinde söz söylenmesini hoş görmüyorum (kerîh görüyorum).”. Çünkü yaratılmışın yaratan üzerinde hiçbir hakkı yoktur.” Hanefi ulemasına göre buradaki kerahat, kerâheti tahrîmiyye yâni harama yakın kerâhettir. İbn ‘Âbidîn başta olmak üzere birçok Hanefi alim bunu ifade etmişlerdir. Bk. Reddü’l-Muhtâr ‘ale’d-Dürri’l-Muhtâr (9/567-568, terc. 15/469).</p>
<p>Son olarak, farklı hiçbir sesi duymaya karşı tahammül geliştirememiş, doğruyu ve bilgiyi kendi dünyasından ibaret sanan bir anlayışa sahip bu kimselere nasihatimiz öncelikle bu kitabın yalnızca Kur’ân-ı Kerîm ve sahih sünnetten naslara dayanılarak, her biri alanında uzman alimlerden oluşan ilmî bir heyet tarafından kaleme alındığını bilmeleri, bilip bilmeden başta alimler olmak üzere Müslümanlar hakkında klişeleşmiş bir takım ifadelerle yargıda bulunmak yerine itiraz etmiş oldukları noktaları dönüp kaynaklarından okuyup öğrenmeleridir. Buna rağmen hakkı kabul etmezlerse şunu bilmeliler ki başta dört mezhep imamı olmak üzere Ehl-i Sünnet alimlerinin akîdesini araştırdıklarında elde edecekleri, bu kitapta yer alan bilgilerden başkası olmayacaktır.</p>
<p>Vakit okurlarına saygı ile duyurulur.<br />
ümmülkura</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/itevhid.wordpress.com/319/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/itevhid.wordpress.com/319/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/itevhid.wordpress.com/319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/itevhid.wordpress.com/319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/itevhid.wordpress.com/319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/itevhid.wordpress.com/319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/itevhid.wordpress.com/319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/itevhid.wordpress.com/319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/itevhid.wordpress.com/319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/itevhid.wordpress.com/319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/itevhid.wordpress.com/319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/itevhid.wordpress.com/319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/itevhid.wordpress.com/319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/itevhid.wordpress.com/319/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/itevhid.wordpress.com/319/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/itevhid.wordpress.com/319/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=319&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://itevhid.wordpress.com/2008/05/21/vakit-gazetesine-yapilan-sozde-reddiyeye-cevap/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8b02449e2be38cea3cd5d3a1c651f8e7?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">itevhid</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Tasavvuf Büyüklerinin Küfür Akideleri</title>
		<link>http://itevhid.wordpress.com/2008/04/28/tasavvuf-buyuklerinin-kufur-akideleri-2/</link>
		<comments>http://itevhid.wordpress.com/2008/04/28/tasavvuf-buyuklerinin-kufur-akideleri-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2008 15:37:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>itevhid</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasavvufa Reddiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://itevhid.wordpress.com/?p=318</guid>
		<description><![CDATA[MENAKIB’ÜL ARİFİN II (Arifler’in Menkıbeleri)Ahmed Eflaki &#8211; Sultan Veled, Mevlana, Şems ve Kimya Hatun şirki (S.56-57) Fi hi ma fih Mevlana M.E.B çev meliha İlker ambarcı oğlu İstanbul 1990 Mesnevi Mevlana M.E.B çev. Veled İzbudak , gözden geçiren Abdulbaki Gölpınarlı , İstanbul 1990 Yine dostların olgunlarından nakledilmiştir ki: bir gün kıskanç fakihler inkar ve inatları [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=318&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Palatino Linotype;"><span style="font-size:small;"><strong><span style="color:brown;">MENAKIB’ÜL ARİFİN II (Arifler’in Menkıbeleri)Ahmed Eflaki</span></strong> &#8211; <em><span style="color:brown;">Sultan Veled, Mevlana, Şems ve Kimya Hatun şirki (S.56-57)</span></em><br />
<strong><span style="color:blue;">Fi hi ma fih </span></strong> <img src="http://www.kitapyurdu.com/getimageV2.asp?resimkod=497&amp;boyut=85" border="0" alt="" /> <span style="color:blue;">Mevlana</span> <em><span style="color:brown;">M.E.B çev meliha İlker ambarcı oğlu İstanbul 1990<br />
Mesnevi Mevlana M.E.B çev.   Veled  İzbudak , gözden geçiren  Abdulbaki   Gölpınarlı , İstanbul 1990</span></em><br />
<img src="http://kitap.antoloji.com/media/erenbooks/k/23/238541_k_3027.gif" border="0" alt="" /></p>
<p>Yine dostların olgunlarından nakledilmiştir ki: bir gün kıskanç fakihler inkar ve inatları sebebiyle Mevlana’dan: “ <span style="color:purple;">şarap helal mıdır veya haram mı?</span>” diye sordular.<br />
Onların maksadı  Şemseddin’in  şerefine dokunmaktı.  Mevlana  kinaye yolu ile “<strong><span style="color:red;">İçse ne çıkar: Çünkü bir tulum şarabı denize dökseler deniz değişmez ve denizi bulandırmaz. Bu denizin suyu ile abdest almak ve onu içmek caizdir. fakat küçücük havuzu şüphesiz bir damla şarap pisletir. böylece tuzlu denize düşen herşey tuz hükmüne girer. Açık cevap şudur ki, eğer Mevlana Şemseddin şarap içiyorsa, herşey ona mübahtır. Çünkü o deniz gibidir. eğer bunu senin gibi bir kızkardeşi fahişe yaparsa, ona arpa ekmeği bile haramdır</span></strong>.” buyurdu.<br />
<strong><span style="color:brown;">MENAKIB’ÜL ARİFİN II (Arifler’in Menkıbeleri)Ahmed Eflaki &#8211; (cilt 2, sf. 72)</span></strong> </span></span></span></p>
<p><span id="more-318"></span><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Palatino Linotype;"><span style="font-size:small;"></p>
<p><span style="color:red;">Mevlana Şemsi Tebriz’in ve şeyh Hasisi’nin edepsizlikleri (S.59-60)</span></p>
<p>Yine Sultan Veled hazretlerinden nakledilmiştir ki: Bir gün Mevlânâ Şemseddin iyi ve namuslu kadınları övüyor ve onların iffet ve ismeti hakkında: &#8220;<em><span style="color:red;">Bununla beraber bir kadına, Arşın üstünde bir yer verseler, onun nazarı birdenbire dünya üzerine düşse ve yeryüzünde intiaza gelmiş bir tenasül âleti görse deli gibi kendini ordan aşağı atar ve âletin üstüne düğer; çünkü kadınların mezhebinde ondan daha yüksek bir mertebe yoktur</span></em>&#8221; buyurdu ve sonra şu hikâyeyi anlattı:<br />
&#8220;Şam&#8217;da bulunan Şeyh Ali Hariri kademli, parlak kalbli, metanet sahibi bir kişiydi. Semâ esnasında, kime baksa derhal o, ona mürit olurdu. Giydiği hırka parça parça idi. (Bu yüzden) Semâ esnasında vücudunun her tarafı görünürdü. Halifenin oğlu da bunun menkıbelerini işittiği için, semâ&#8217;ım görmek istedi. Sema edenleri seyretmek için makam kapısından içeri girdiği vakit şeyhih nazarı ona ilişti. O derhal mürit oldu ve elbise giydi. Oğlunun şeyhe mürit olduğu haberi Mısır&#8217;da halifenin kulağına ulaştı. Son derecede canı sıkıldı. Şeyhi öldürmek istedi. Fakat şeyhin yüzünü görür görmez o da tam bir samimiyetle şeyhe teveccüh gösterdi. Halifenin karısı da onu görmek istedi. Şeyhi eve davet ettiler. Hatun ilerleyip şeyhin ayaklarına kapandı ve elini öpmek istedi. Şeyh tenasül âletini kaldırarak kadının eline verdi ve: &#8220;<span style="color:red;">Senin istediğin o değil; budur&#8221; dedi ve semâ&#8217;a başladı. Bunun üzerine halifenin itikadı bir iken bin oldu</span>.<br />
<strong><span style="color:brown;">MENAKIB’ÜL ARİFİN II (Arifler’in Menkıbeleri)Ahmed Eflaki &#8211; Mevlana Şemsi Tebriz’in ve şeyh Hasisi’nin edepsizlikleri (S.59-60)</span></strong><br />
<img src="http://www.kitapyurdu.com/getimageV2.asp?resimkod=112752&amp;boyut=185" border="0" alt="" /></p>
<p><strong><span style="color:orange;">Orjinali konyadaki mevlana müzesinde ; mevlananın kendi el yazması iledir :</span></strong></p>
<p><strong>Mevlâna ve Şems arasında geçtiği söylenen hadisede de görüldüğü gibi, Vahdet-i vücud, kadın kılığına giren Tanrı ile seviştiğini iddia etmektir. Ne gariptir ki; Allah&#8217;a söverek nara atan sarhoş bir sokak serserisini, öldürmeye-dövmeye kalkan sofî, Şems ile Mevlana arasında geçtiği söylenen şu hadiseyi kutsar veya sessiz kalır: </strong></p>
<p><strong><span style="color:red;">&#8220;Mevlana Şemsin yanına girdi. Şems şahane bir çadırda oturmuş Kimya Hatun ile oynaşıyordu. Mevlana dışarı çıktı. Bu karı koca oynaşmalarına mani olmamak için medresede aşağı yukarı dolaştı.<br />
Sonra Şems (Mevlâna&#8217;ya) içeri gel diye seslendi. Mevlana içeri girdiğinde Şems&#8217;ten başkasını görmedi. Kimya nereye gitti? dedi.<br />
Şems &#8216;Yüce Tanrı beni o kadar severki, istediğim şekilde yanıma gelir. Şu anda da Kimya Hatun şeklinde geldi&#8217; buyurdu.</span></strong></p>
<p><strong><span style="color:brown;">MENAKIB’ÜL ARİFİN  I (Arifler’in Menkıbeleri)Ahmed Eflaki</span></strong></p>
<p>Yine sultan veled buyurdu ki: bir gün babam medresede bilgiler saçıyordu. (bu arada) “halis mürid kendi şeyhinin herkesten üstün olduğuna inanan kimsedir. Mesela: bir adam beyazid (bistami)’nin müridlerinden birine “<strong><span style="color:purple;">senin şeyhin mi büyük, yoksa ebu hanife mi?</span></strong>” diye sordu.<br />
Mürid “<span style="color:green;">benim şeyhim</span>” diye cevap verdi. (Nihayet) o birer birer bütün sahabeyi saydı, fakat   mürid yine şeyhinin hepsinden büyük olduğunu söyledi.<br />
Sonra “<strong><span style="color:purple;">Muhammed mi büyük, senin şeyhin mi?</span></strong>” dedi.<br />
En sonunda “<strong>Allah mı büyük, yoksa senin şeyhin mi diye sordu</strong>?<br />
Mürid “<strong><span style="color:green;">ben  Allah’ı şeyhimle gördüm, şeyhimden başka bir şey tanımam, hep onu tanırım</span></strong>.” dedi.<br />
Başka bir  müridden de   “<strong>Allah mı büyük yoksa senin şeyhin mi?</strong>” diye sordu. Bu mürid de “<strong>bu iki büyük arasında hiçbir fark yoktur</strong>” dedi.</p>
<p>Ariflerden biri de “<em><strong>bu iki büyükten daha büyük biri lazımdır ki o farkı ortaya koysun</strong></em>” demiştir. Nitekim buyurmuştur ki :<br />
“ Allah görünmediği için peygamberler onun naibi olmuşlardır.<br />
Hayır böyle de değil.<br />
Bu  naible, naibin  naibliğinde  bulunduğu kimseyi ayırmak çirkin şeydir.<br />
burada ikilik yoktur.”<br />
(<em><span style="color:brown;">MENAKIB’ÜL ARİFİN  I (Arifler’in Menkıbeleri)Ahmed Eflaki  cilt 1, sf. 324-325</span></em>)</p>
<p><em><strong><span style="color:orange;">Kendilerini islâm&#8217;a nisbet eden kitlelerin nezdinde Allah dostu,veli(!) diye tanımlandıkları halde bu insanlar müslüman oluşlarının, gerçekte bir din tercihi olmadığını, çünkü aynı zamanda yahudi, hırıstiyan, mecusi v.s dinlerin de müntesibi olduklarını çok açık bir şekilde ifade ederler:</span></strong></em></span></span></span></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/itevhid.wordpress.com/318/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/itevhid.wordpress.com/318/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/itevhid.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/itevhid.wordpress.com/318/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/itevhid.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/itevhid.wordpress.com/318/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/itevhid.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/itevhid.wordpress.com/318/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/itevhid.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/itevhid.wordpress.com/318/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/itevhid.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/itevhid.wordpress.com/318/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/itevhid.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/itevhid.wordpress.com/318/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/itevhid.wordpress.com/318/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/itevhid.wordpress.com/318/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=318&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://itevhid.wordpress.com/2008/04/28/tasavvuf-buyuklerinin-kufur-akideleri-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8b02449e2be38cea3cd5d3a1c651f8e7?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">itevhid</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.kitapyurdu.com/getimageV2.asp?resimkod=497&#38;boyut=85" medium="image" />

		<media:content url="http://kitap.antoloji.com/media/erenbooks/k/23/238541_k_3027.gif" medium="image" />

		<media:content url="http://www.kitapyurdu.com/getimageV2.asp?resimkod=112752&#38;boyut=185" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Tasavvuf Büyüklerinin Küfür Akideleri</title>
		<link>http://itevhid.wordpress.com/2008/04/28/tasavvuf-buyuklerinin-kufur-akideleri/</link>
		<comments>http://itevhid.wordpress.com/2008/04/28/tasavvuf-buyuklerinin-kufur-akideleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Apr 2008 14:49:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>itevhid</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasavvufa Reddiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://itevhid.wordpress.com/?p=316</guid>
		<description><![CDATA[TASAVVUF BÜYÜKLERİNİN KENDİ ESERLERİNDEN KÜFÜR AKİDELERİ ! Yunus Emre ve Mevlana Celaleddin şeriati aşağılama tavırları (S.71-72) Şeriat alimleri (fakihleri)eskiler olarak niteleyip, eskinin modasının geçtiğini ve rağbet&#8217;in yeniye (kendilerine) olduğunu söyleyen Celâleddin Rûmî şeriatı ve onun yanı sıra tek hakikat kabul ettiği bâtını ifade eden sözleriyle konuyu ortaya koyar: Şeriat muma benzer, yol gösterir. Fakat mumu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=316&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:medium;"><span style="font-family:Palatino Linotype;"><strong><em><span style="color:blue;">TASAVVUF   BÜYÜKLERİNİN   KENDİ   ESERLERİNDEN   KÜFÜR  AKİDELERİ !</span></em></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Palatino Linotype;"><span style="color:red;"><strong>Yunus Emre ve  Mevlana  Celaleddin şeriati aşağılama tavırları (S.71-72) </strong></span></p>
<p><span style="font-size:small;"><em><strong>Şeriat alimleri (fakihleri)eskiler olarak niteleyip, eskinin modasının geçtiğini ve rağbet&#8217;in yeniye (kendilerine) olduğunu söyleyen Celâleddin Rûmî şeriatı ve onun yanı sıra tek hakikat kabul ettiği bâtını ifade eden sözleriyle konuyu ortaya koyar: Şeriat muma benzer, yol gösterir. Fakat mumu ele almakla yol aşılmış olmaz. Yola düzeldin mi o gidişin tarikattır, maksadına ulaştın mı o da hakikat. Bunun için &#8220;Hakikatlar meydana çıksaydı şeriatlar, yollar bâtıl olurdu&#8221; denmiştir. Nitekim bakır, altın olur, yahut da aslında altındır; artık onun için kimya bilgisine ne hacet var, kendisini kimyaya sürüştürmeye ne ihtiyaç var? Kimya bilgisi şeriattır, kimyaya sürtünmek de tarikat. Nitekim &#8220;Ulaşılacak şeye ulaştıktan sonra delil aramak da kötüdür, ulaşmadan delil bırakmak da kötü&#8221; demişlerdir. Hasılı şeriat hocadan yahut kitaptan kimya bilgisini öğrenmeye benzer. Tarikat, kimya eczasını kullanmak, bakırı kimyaya sürtmek, onunla karmaktır. Hakikatsa bakırın altın olmasıdır. Kimya bilenler, biz bu bilgiye sahibiz diye sevinirler. Hakikati bulanlar biz altın olduk, bilgiden de kurtulduk, işlemeden de, biz Tanrı hürleriyiz diye sevinirler</strong></em>.&#8221;(<span style="color:brown;">Mesnevi, 5/1</span>)<br />
<strong>Yunus Emre</strong> ise yazmış olduğu bir çok güzel şiirlerinin ya nı sıra, sayılan azda olsa şeriatı aşağılayan bir tavır ve düşünceyle de bazı şiirler yazmış (<span style="color:brown;">Mutasavvıflar, 312-313</span>) batınî yönünü bu şiirlerinde açığa vurmuştur. Örneğin:<br />
<em><strong>Hakiykat bir denizdir, şeriattır gemisi Çoklar gemiden çıkıp denize dalmadılar.<br />
Aşk imandır bize, gönül cemaat Kıblemiz dost yüzü, daimdir salât Dost yüzün göricek şirk yağmalandı Anınçin kapı kaldı Şeriat</strong></em>.(<span style="color:brown;">Yunus Emre, 222, 224</span>) </span></span></span></p>
<p><span id="more-316"></span><span style="font-size:small;"><span style="font-family:Palatino Linotype;"><span style="font-size:small;"></p>
<p><strong>Celaleddin Rumî </strong> ve <strong>Yunus Emre </strong> gibi Bâtın Ehli kişilerde açığa çıkan Şeriata karşı menfî olan tavrın, şeriatın mensuplarına karşı da olmasını beklemek normal olacaktır. Bunlar Yunus Emre&#8217;nin yukarıdaki şiirinde de olduğu gibi İslâm&#8217;ın kavramlarının muhtevalarını değiştirip değişik bir inanç sergilemişlerdir. Ayrıntılarını Tasavvuf bölümüne bıraktığımız bu konuya, ismi geçen sûfîlerin şeriat temsilcilerini aşağılayan sözleriyle devam edecek olursak:<br />
<strong>Aşk ile gelen erenler içer ağuyu nûş ider Topuğa çıkmayan sular, deniz ile savaş eder</strong>.(<span style="color:brown;">Yunus Emre, 376</span> )<br />
Şiiriyle ve benzeriyle, fakihleri topuğa çıkmayan sulara kendilerini de denizlere benzetip konuyu kendi bakış açısıyla değerlendiren Yunus Emre&#8217;nin bu düşüncelerini daha değişik biçimlerde Celaleddin Rumî&#8217;de de bulabilmekteyiz. Fakihlere karşı tavır onda hakaret niteliği kazanır:<br />
<strong>Eblehan ta&#8217;zim-i mescid mîkünend Der cefâ-i ehl-i dil cidd mikunend An mecazest, in hakikat, ey haran! Niş mescid cüz derjun-i serverân</strong>.<br />
(<em>Camiye hürmet eden aptallar, durmadan gönül ehlini incitiyorlar! Ey Eşekler, o mecaz, bu hakikattir! Büyüklerin ve gönül ehlinin derunundan başka mescid mi var?</em>)<br />
<strong>Mâ zi Kur&#8217;an bergüzidem magzrâ Post ra piş-i seghan endahtim </strong><br />
(<em>Biz Kur&#8217;an&#8217;ın özünü, ruhunu, içini ve cevherini aldık. Postunu köpeklerin önüne attık</em>.)(<span style="color:brown;">Uludağ, 141, 204</span>)<br />
<em><strong><span style="color:brown;">Vahiyden Kültüre &#8211; Celaleddin Vatandaş, Pınar yayınları, İst-1991 &#8211; Yunus Emre ve Celaleddin şeriati aşağılama tavırları (S.71-72)</span></strong></em></p>
<p><span style="color:red;">Hallacı Mansur&#8217;un küfür ve şirk sözleri (S.160-161) </span></p>
<p>“<strong>Senin ruhum benim ruhuma şarabın saf su ile katışması gibi karışmıştır.<br />
Sana herhangi birşey dokunduğunda bana da dokunur,<br />
Ey Allah&#8217;ım, her durumda sen, benimsin.<br />
Ben sevdiğim O&#8217;yum ve sevdiğim O benim,<br />
Biz bir vücudda sakin iki ruhuz<br />
Eğer sen beni görürsen O&#8217;nu görmüş olursun,,<br />
Ve eğer sen O&#8217;nu görürsen ikimizi birliktegörmüş olursun.<br />
O yücelikte &#8220;Ben, &#8220;Biz&#8221;, veya &#8220;Sen&#8221; yoktur, &#8221; Ben&#8221;, &#8220;Biz&#8221;, &#8220;Sen&#8221; ve &#8220;O&#8221; hep biziz. </strong> ”</p>
<p><em><strong><span style="color:brown;">Vahiyden Kültüre &#8211; Celaleddin Vatandaş, Pınar yayınları, İst-1991 &#8211; Hallacı Mansur&#8217;un küfür ve şirk sözleri (S.160-161) </span></strong></em></p>
<p><span style="color:red;">Muhyiddin Arabi&#8217;nin küfür ve şirk sözleri (S.181-183) </span></p>
<p>&#8220;<strong>Varlıkta ancak Allah vardır</strong>&#8220;, veya &#8220;<strong>Varlıkta ancak bir vardır: Suyun rengi kabının rengidir.</strong>&#8220;diyen İbn Arabî, bu sözleriyle inancını ifade ederken Kur&#8217;an ayetlerini de hiç bir kural tanımaz tavırla yorumlamaktan çekinmez. O, Alî İmran suresinin 191. ayeti olan &#8220;<span style="color:blue;">Rabbimiz sen bunu boşuna yaratmadın, sen münezzehsin</span>&#8221; gibi bir ayeti bile şöyle yorumlar:<br />
&#8220;<em><strong>Kendisinden başka birşey yaratmamıştır, eğer Hakkın gayrı birşey yaratmışsa o bâtıldır. Belki onları senin isimlerin ve sıfatların ile ortaya koymuştur. Senden gayrı olanları tenzih ederiz</strong></em>.&#8217;</p>
<p>İbn Arabî Vahdet-i Vücud inancını ma&#8217;nzum ve nesir türü yazılarında ayrıntılı bir şekilde anlatıp, bu inancı sistemli bir inanç haline getirmeye çalışır. Konuya örnek olması açısından bir şiirinde şöyle der:<br />
<strong>Ey varlığı yaratan nefsinde!<br />
Sen bütün yaratıklarını cemediyorsun,<br />
Yaratıyorsun, oluşu sona erenleri sende<br />
Dar da sensin, geniş de. </strong></p>
<p>İbn Arabi&#8217;nin öğretisinin ikinci özelliği dinlerin birliği inancı ile ilgilidir. Ona göre farklı dinlerin oluşu sadece isimlerin ve şekillerin farklılığındandır. Bundan, bütün dinlerin temelinin vahiy olduğu ancak sonradan ayrılıp değiştikleri gibi islâm&#8217;ın bir esası anlaşılmamılıdır. Çünkü O&#8217;nun dinlerin birliği ile kasdettiği Vahdet-i Vücud inancı ile ilgilidir: O&#8217;na göre <strong>Tanrı ve Kainat bir olduğuna göre</strong>(!) <strong>Firavun bile Allah&#8217;a ibadet etmiştir. Bu nedenle de o bile kamil bir mü&#8217;mindir. Zira taptığı şey de varlığın bir parçası (Bir&#8217;in bir unsuru) değil midir?! Bu nedenle puta tapan bir kişi bile aslında (haşa)Allah&#8217;a ibadet etmektedir. Zira o putta Bir&#8217;in bir parçasıdır</strong>.O bu düşüncelerini manzum ifadelerle de dile getirir:</p>
<p><em><strong>Her biçimi kuşatır kalbim: Ceylanlar için otlak ve Hıristiyan rahipler için bir manastırdır o, Ve, putlara tapınak, hacıların kâbesi, Tevrat&#8217;ın levhaları ve Kur&#8217;an&#8217;ın sayfalarıdır aynı zamanda,<br />
Ben aşk dinine uyarım hangi yolu tutarsa Aşk&#8217;ın develeri, işte budur benim dinim ve inancım </strong> </em> .<br />
<em><strong><span style="color:brown;">Vahiyden Kültüre &#8211; Celaleddin Vatandaş, Pınar yayınları, İst-1991 &#8211; Muhyiddin Arabi&#8217;nin küfür ve şirk sözleri (S.181-183) </span></strong></em></p>
<p><span style="color:red;">Yunus Emre ve Şebusteri&#8217;nin küfür ve şirk sözleri (S.188-189) </span></p>
<p>Bir örnek olarak Yunus Emre&#8217;nin şiirini hatırlayabiliriz:<br />
<strong>Cümle yaradılmışa bir gözle bakmayan<br />
Şer&#8217;in evliyasıysa, hakikatta asidir </strong></p>
<p>O bu ve benzeri şiirleriyle inanç ayrımının, İman-küfür ayrımının anlamsızlığını ilan eder. <strong>Şebûsterî</strong> ise, aynı inanç ve düşünceyi daha açık ifadelerle değişik bir şekilde dile getirir:<br />
<strong>Ey akıllı kişi! iyi düşün&#8230; Put, varlık bakımından bâtıl değildir ki,<br />
Bil ki putu yaratan da Ulu Tanrı&#8230; İyinin yaptığı her şey iyidir</strong>.</p>
<p><em><strong><span style="color:brown;">Vahiyden Kültüre &#8211; Celaleddin Vatandaş, Pınar yayınları, İst-1991 &#8211; Yunus Emre ve Şebusteri&#8217;nin küfür ve şirk sözleri (S.188-189) </span></strong></em></p>
<p><span style="color:red;">Mevlana&#8217;nın ve diğer mutasavvıfların küfür ve şirk sözleri (S.192-198) </span></p>
<p>Kendi kitabını vahiy ürünü gibi olduğu iddiasıyla Kur&#8217;an&#8217;la özdeştirip, Kur&#8217;an&#8217;ın özellik ve sıfatlarını kitabı içinde kullanan <em>Celâleddin Rûmî </em> şunları yazar:</p>
<p>&#8220;<strong><em><span style="color:red;">Bu kitap, Mesnevi kitabıdır. Mesnevi, hakikata ulaşma ve yakîn sırlarını açma hususunda din asıllarının asıllarının asıllarıdır. Tanrı&#8217;nın en büyük fıkhı, Tanrı&#8217;nın en aydın yolu, Tanrı&#8217;nın en açık burhanıdır. Mesnevi, içinde kandil bulunan kandilliğe benzer, sabahlardan daha aydın bir surette parlar&#8230; Kalblere cennettir; pınarları var. dalları var, budakları var. O pınarlardan bir tanesine bu yol oğulları Selsebil derler. Makam ve keramet sahiplerince en hayırlı duraktır, en güzel dinlenme yeridir. Hayırlı ve iyi kişiler orada yerler, içerler&#8230; Hür kişiler ferahlanır, çalıp çağırırlar. Mesnevi Mısır&#8217;daki Nil&#8217;e benzer; Sabırlılara içilecek sudur, Firavun&#8217;un soyuna sopuna ve kafirlere hasret. Nitekim Tanrı &#8216;da &#8220;Hak onunla çoğunun yolunu azıtır, çoğunun da yolunu doğrultur&#8221; demiştir.<br />
Şüphe yok ki, Mesnevi gönüllere şifadır, hüzünleri giderir, Kur&#8217;an&#8217;ı apaçık bir hale koyar, rızıkların bolluğuna sebep olur, huyları güzelleştirir. Şanları yüce, özleri hayırlı katiplerin elleriyle yazılmıştır, temiz kişiden başkasının dokunmasına müsade etmezler. Mesnevi Alemlerin Rabb&#8217;inden inmedir; Bâtıl ne önünden gelebilir, ne ardından. Tanrı onu korur gözetir; Tanrı en iyi koruyandır, merhametlilerin en merhametlisidir. Mesnevî&#8217;nin bunlardan başka lakabları da var, o lâkablan verende Tanrı&#8217;dır. </span> </em> </strong></p>
<p><strong>Celâleddin Rûmî</strong>&#8216;den konuyla ilgili şu örnekleri verebiliriz:<br />
<em><strong>Biz cenge dönmüşüz mızrabı vuran sensin; inleyiş bizden değil; Sen inliyorsun,<br />
Biz ney gibiyiz, bizdeki ses sendendir; biz dağ gibiyiz, bizdeki ses sendendir&#8217;</strong></em>.<br />
Bir başka şiirinde ise daha açık ve net olarak düşüncesini dile getirir:<br />
<em><strong>Varlık yokluk hep O&#8217;dur.<br />
Sevinç ve kederi hasıl eden hep O&#8217;dur.<br />
Alemde ne varsa O&#8217;nun dışında değildir.<br />
Altı cihette de, altı cihetin dışında da tapılacak olan hep O&#8217;dur </strong> </em></p>
<p><em><strong><span style="color:brown;">Vahiyden Kültüre &#8211; Celaleddin Vatandaş, Pınar yayınları, İst-1991 &#8211; Mevlana&#8217;nın ve diğer mutasavvıfların küfür ve şirk sözleri (S.192-198) </span></strong></em></p>
<p><span style="color:red;">Sultan Veled, Mevlana, Şems ve Kimya Hatun şirki (S.56-57)</span></p>
<p>Yine Sultan Veled&#8217;den nakledilmiş tir ki: Bir gün ileri gelen sofiler babam Hudavendigâr&#8217;dan: &#8220;Abu Yezid (Tanrı rahmet etsin), <strong><span style="color:purple;">Ben Tanrı&#8217;mı daha sakalı bitmemiş bir genç şeklinde gördüm</span></strong>, buyuruyor. <strong>Bu nasıl olur?</strong>&#8221; diye sordular. Babam:<br />
&#8220;<em><strong><span style="color:green;">Bunda iki hüküm vardır: ya Bayezit Tanrı&#8217;yı sakalı bitmemiş genç şeklinde görmüş, yahut Bayezid&#8217;in meylinden ötürü Tanrı onun gözüne bir genç çocuk suretinde gözükmüştür</span></strong></em> &#8220;dedi.</p>
<p>Yine buyurdular ki: <strong>Mevlânâ Şems-i Tebrizî</strong>&#8216;nin <strong><span style="color:red;">Kimya</span></strong> adında bir karısı vardı. Bir gün <strong><span style="color:blue;">Şems </span> </strong> hazretlerine kızıp Meram bağları tarafına gitti. Mevlânâ hazretleri medresenin kadınlarına işaretle: &#8220;<strong><span style="color:blue;">Haydi gidin Kimya Hatuna buraya getirin; Mevlana, Şemseddin&#8217;in gönlü ona çok bağlıdır</span></strong>&#8221; buyurdu.<br />
Bunun üzerine kadınlardan bir grup onu aramaya hazırlandıkları sırada Mevlânâ, Şems&#8217;in yanına girdi. <strong>Şems, şahane bir çadırda oturmuş, Kimya Hatunla konuşup oynaşıyor ve Kimya Hatun da giydiği elbiselerle orada oturuyordu.</strong><br />
Mevlânâ bunu görünce hayrette kaldı. Onu aramağa hazırlanan dostların karılan da henüz gitmemişlerdi. Mevlânâ dışarı çıktı. Bu karı kocanın oynaşmalarına mâni olmamak için medresede aşağı yukarı dolaştı. Sonra Şems &#8220;<span style="color:red;">içeri gel</span>&#8221; diye bağırdı. Mevlânâ içeri girdiği vakit, Şems&#8217;ten başkasını görmedi. Bunun sırrını sordu ve: &#8220;<span style="color:blue;">Kimya nereye gitti</span>&#8221; dedi Mevlânâ.<br />
Şems: &#8220;<strong><span style="color:red;">Yüce Tanrı beni o kadar sever ki istediğim şekilde yanıma gelir. Şu anda da Kimya şeklinde geldi</span></strong>&#8221; buyurdu, <strong>işte Bayezid&#8217;in hali de böyle idi. Tanrı ona daha sakalı bitmemiş bir genç şeklinde göründü.</strong></p>
<p><em><strong><span style="color:brown;">Vahiyden Kültüre &#8211; Celaleddin Vatandaş, Pınar yayınları, İst-1991 &#8211;  s.236,237 (Eflaki’den/2/67,70)) </span></strong></em></span></span></span></p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/itevhid.wordpress.com/316/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/itevhid.wordpress.com/316/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/itevhid.wordpress.com/316/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/itevhid.wordpress.com/316/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/itevhid.wordpress.com/316/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/itevhid.wordpress.com/316/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/itevhid.wordpress.com/316/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/itevhid.wordpress.com/316/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/itevhid.wordpress.com/316/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/itevhid.wordpress.com/316/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/itevhid.wordpress.com/316/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/itevhid.wordpress.com/316/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/itevhid.wordpress.com/316/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/itevhid.wordpress.com/316/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/itevhid.wordpress.com/316/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/itevhid.wordpress.com/316/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=316&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://itevhid.wordpress.com/2008/04/28/tasavvuf-buyuklerinin-kufur-akideleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8b02449e2be38cea3cd5d3a1c651f8e7?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">itevhid</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Tasavvufa Reddiye</title>
		<link>http://itevhid.wordpress.com/2008/04/19/tasavvufa-reddiye/</link>
		<comments>http://itevhid.wordpress.com/2008/04/19/tasavvufa-reddiye/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Apr 2008 18:14:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>itevhid</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tasavvufa Reddiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://itevhid.wordpress.com/?p=315</guid>
		<description><![CDATA[Ferit Aydın&#8217;ın anlatımıyla, tasavvufa bir reddiye de buradan buyurun&#8230; 1 2 devam edecek inşaallah<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=315&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ferit Aydın&#8217;ın anlatımıyla, tasavvufa bir reddiye de buradan buyurun&#8230;</p>
<p>1</p>
<span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://itevhid.wordpress.com/2008/04/19/tasavvufa-reddiye/"><img src="http://img.youtube.com/vi/fmIio8e_3Mc/2.jpg" alt="" /></a></span>
<p>2</p>
<p><span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://itevhid.wordpress.com/2008/04/19/tasavvufa-reddiye/"><img src="http://img.youtube.com/vi/11ulWfRD1Zw/2.jpg" alt="" /></a></span><br />
devam edecek inşaallah</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/itevhid.wordpress.com/315/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/itevhid.wordpress.com/315/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/itevhid.wordpress.com/315/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/itevhid.wordpress.com/315/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/itevhid.wordpress.com/315/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/itevhid.wordpress.com/315/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/itevhid.wordpress.com/315/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/itevhid.wordpress.com/315/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/itevhid.wordpress.com/315/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/itevhid.wordpress.com/315/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/itevhid.wordpress.com/315/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/itevhid.wordpress.com/315/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/itevhid.wordpress.com/315/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/itevhid.wordpress.com/315/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/itevhid.wordpress.com/315/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/itevhid.wordpress.com/315/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=315&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://itevhid.wordpress.com/2008/04/19/tasavvufa-reddiye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8b02449e2be38cea3cd5d3a1c651f8e7?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">itevhid</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>La ilahe illallah</title>
		<link>http://itevhid.wordpress.com/2007/05/02/la-ilahe-illallah-2/</link>
		<comments>http://itevhid.wordpress.com/2007/05/02/la-ilahe-illallah-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 May 2007 14:12:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>itevhid</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tevhid Akide Kitaplığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://itevhid.wordpress.com/2007/05/02/la-ilahe-illallah-2/</guid>
		<description><![CDATA[La ilahe illallah adlı eseri buradan indirebilirsiniz.. Şeyh Dr. Sâlih b. Fevzân (Allah Onu Korusun) La ilahe illallah kelimesinin manasını, gereğini, fayda verdiği yerleri açıklayan ve hayatımızdaki en önemli kelime olması hasebiyle bu durumu detayıyla açıklayan özlü bir risaledir..<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=314&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islah.de/akide&amp;tevhid/akd00008.pdf">La ilahe illallah adlı eseri buradan indirebilirsiniz..</a></p>
<p>Şeyh Dr. Sâlih b. Fevzân (Allah Onu Korusun)</p>
<p>La ilahe illallah kelimesinin manasını, gereğini, fayda verdiği yerleri açıklayan ve hayatımızdaki en önemli kelime olması hasebiyle bu durumu detayıyla açıklayan özlü bir risaledir..</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/itevhid.wordpress.com/314/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/itevhid.wordpress.com/314/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/itevhid.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/itevhid.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/itevhid.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/itevhid.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/itevhid.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/itevhid.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/itevhid.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/itevhid.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/itevhid.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/itevhid.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/itevhid.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/itevhid.wordpress.com/314/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/itevhid.wordpress.com/314/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/itevhid.wordpress.com/314/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=314&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://itevhid.wordpress.com/2007/05/02/la-ilahe-illallah-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8b02449e2be38cea3cd5d3a1c651f8e7?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">itevhid</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Şüpheleri Yokeden Tevhid Gerçeği</title>
		<link>http://itevhid.wordpress.com/2007/05/02/supheleri-yokeden-tevhid-gercegi/</link>
		<comments>http://itevhid.wordpress.com/2007/05/02/supheleri-yokeden-tevhid-gercegi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 May 2007 14:08:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>itevhid</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tevhid Akide Kitaplığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://itevhid.wordpress.com/2007/05/02/supheleri-yokeden-tevhid-gercegi/</guid>
		<description><![CDATA[ŞÜPHELERİ YOKEDEN TEVHİD GERÇEĞİ (Keşfu’ş-Şubuhât’ın Şerhi) Buradan İndirebilirsiniz.. Müellif Şeyhulislam Muhammed Bin Abdulvahhab Rahimehullah Şarih Muhammed b. Salih el-’Useymîn Rahimehullah Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla Müellif Allah ona rahmet etsin besmele ile başlayan yüce Allah’ın kitabına uyarak ve Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem’ın izinden giderek eserine besmele ile başlamıştır. Çünkü Peygamber Efendimiz de gönderdiği mektub ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=313&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islah.de/akide&amp;tevhid/akd00005.pdf">ŞÜPHELERİ YOKEDEN TEVHİD GERÇEĞİ (Keşfu’ş-Şubuhât’ın Şerhi) Buradan İndirebilirsiniz..</a></p>
<p>Müellif Şeyhulislam Muhammed Bin Abdulvahhab Rahimehullah</p>
<p>Şarih Muhammed b. Salih el-’Useymîn Rahimehullah</p>
<p>Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla</p>
<p>Müellif Allah ona rahmet etsin besmele ile başlayan yüce Allah’ın kitabına uyarak ve Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem’ın izinden giderek eserine besmele ile başlamıştır. Çünkü Peygamber Efendimiz de gönderdiği mektub ve mesajlarının başına besmeleyi yazardı.</p>
<p>Burada “besmele”nin: Rahman ve Rahim Allah’ın adı ile yazmaya başlarım, takdirinde olması uygundur. Şu iki sebebten dolayı da takdir edilen bu fiilin sonradan zikredilmesi uygundur.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/itevhid.wordpress.com/313/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/itevhid.wordpress.com/313/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/itevhid.wordpress.com/313/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/itevhid.wordpress.com/313/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/itevhid.wordpress.com/313/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/itevhid.wordpress.com/313/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/itevhid.wordpress.com/313/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/itevhid.wordpress.com/313/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/itevhid.wordpress.com/313/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/itevhid.wordpress.com/313/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/itevhid.wordpress.com/313/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/itevhid.wordpress.com/313/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/itevhid.wordpress.com/313/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/itevhid.wordpress.com/313/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/itevhid.wordpress.com/313/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/itevhid.wordpress.com/313/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=313&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://itevhid.wordpress.com/2007/05/02/supheleri-yokeden-tevhid-gercegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8b02449e2be38cea3cd5d3a1c651f8e7?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">itevhid</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dört Mezheb İmamının Akidesi</title>
		<link>http://itevhid.wordpress.com/2007/05/02/dort-mezheb-imaminin-akidesi/</link>
		<comments>http://itevhid.wordpress.com/2007/05/02/dort-mezheb-imaminin-akidesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 May 2007 14:03:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>itevhid</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tevhid Akide Kitaplığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://itevhid.wordpress.com/2007/05/02/dort-mezheb-imaminin-akidesi/</guid>
		<description><![CDATA[Dört Mezheb İmamının Akidesi Buradan İndirebilirsiniz.. Dr. M. b. Abdurrahman el-Humeyyis Bu kitapta : Dört mezheb imamının akidesi birdir. Tevhid Kader İman Sahabe Kelam tartışmalarından nehy etmek hususunda aynı görüşü paylaşmaktadırlar.<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=312&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islah.de/akide&amp;tevhid/akd00004.pdf">Dört Mezheb İmamının Akidesi Buradan İndirebilirsiniz..</a></p>
<p>Dr. M. b. Abdurrahman el-Humeyyis</p>
<p>Bu kitapta :<br />
Dört mezheb imamının akidesi birdir.<br />
Tevhid<br />
Kader<br />
İman<br />
Sahabe<br />
Kelam tartışmalarından nehy etmek hususunda aynı görüşü paylaşmaktadırlar.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/itevhid.wordpress.com/312/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/itevhid.wordpress.com/312/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/itevhid.wordpress.com/312/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/itevhid.wordpress.com/312/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/itevhid.wordpress.com/312/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/itevhid.wordpress.com/312/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/itevhid.wordpress.com/312/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/itevhid.wordpress.com/312/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/itevhid.wordpress.com/312/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/itevhid.wordpress.com/312/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/itevhid.wordpress.com/312/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/itevhid.wordpress.com/312/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/itevhid.wordpress.com/312/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/itevhid.wordpress.com/312/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/itevhid.wordpress.com/312/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/itevhid.wordpress.com/312/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=312&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://itevhid.wordpress.com/2007/05/02/dort-mezheb-imaminin-akidesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8b02449e2be38cea3cd5d3a1c651f8e7?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">itevhid</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Dinde Üç Temel Esas ve Delilleri</title>
		<link>http://itevhid.wordpress.com/2007/05/01/dinde-uc-temel-esas-ve-delilleri/</link>
		<comments>http://itevhid.wordpress.com/2007/05/01/dinde-uc-temel-esas-ve-delilleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 May 2007 21:06:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>itevhid</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tevhid Akide Kitaplığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://itevhid.wordpress.com/2007/05/01/dinde-uc-temel-esas-ve-delilleri/</guid>
		<description><![CDATA[Dinde Üç Temel Esas ve Delilleri Buradan İndirebilirsiniz.. Dinde Üç Temel Esas ve Delilleri Şeyhulislam Muhammed Bin Abdulvahhab Rahimehullah Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla Müellif -Allah Ona Rahmet Etsin- yüce Allah’ın Kitabına uygun olarak başlamış bulunmaktadır. Çünkü yüce Allah’ın Kitabı da besmele ile başlamaktadır. Ayrıca o bu hususta: “Her önemli bir işe eğer bismillah ile [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=311&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.islah.de/akide&amp;tevhid/akd00003.pdf">Dinde Üç Temel Esas ve Delilleri Buradan İndirebilirsiniz..</a></p>
<p>Dinde Üç Temel Esas ve Delilleri</p>
<p>Şeyhulislam Muhammed Bin Abdulvahhab Rahimehullah</p>
<p>Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla</p>
<p>Müellif -Allah Ona Rahmet Etsin- yüce Allah’ın Kitabına uygun olarak başlamış bulunmaktadır. Çünkü yüce Allah’ın Kitabı da besmele ile başlamaktadır. Ayrıca o bu hususta: “Her önemli bir işe eğer bismillah ile başlanmayacak olursa, o sonu kesiktir” hadîsine de uymaktadır. Rasûlullah’a –sallallahu aleyhi ve sellem– da uymaktadır, çünkü Rasûlullah’ın –sallallahu aleyhi ve sellem– gönderdiği mektuplar hep besmele ile başlamışlardır.</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/itevhid.wordpress.com/311/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/itevhid.wordpress.com/311/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/itevhid.wordpress.com/311/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/itevhid.wordpress.com/311/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/itevhid.wordpress.com/311/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/itevhid.wordpress.com/311/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/itevhid.wordpress.com/311/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/itevhid.wordpress.com/311/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/itevhid.wordpress.com/311/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/itevhid.wordpress.com/311/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/itevhid.wordpress.com/311/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/itevhid.wordpress.com/311/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/itevhid.wordpress.com/311/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/itevhid.wordpress.com/311/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/itevhid.wordpress.com/311/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/itevhid.wordpress.com/311/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=itevhid.wordpress.com&amp;blog=334937&amp;post=311&amp;subd=itevhid&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://itevhid.wordpress.com/2007/05/01/dinde-uc-temel-esas-ve-delilleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/8b02449e2be38cea3cd5d3a1c651f8e7?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">itevhid</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
