Allah’ın Kulları Üzerindeki Hakkı: Tevhid ve Kısımları

İlimlerin en hayırlı ve üstün olanı Tevhid ilmi olduğu gibi; bu ilmin berraklığına tezat teşkil eden şüphe ve bid’atları temizlemek için Hak Ehlinin verdiği mücadele de cihatların en üstünüdür. Gafletin hüküm sürdüğü dönemlerde berrak İslâm akidesinden uzak birtakım ilim ve fikir adamlarının yönetimleri ele almalarıyla ümmet çöküşe sürüklenmiştir. Batılın süsüne dalan, onun inanç sisteminin öncülüğünü yapan bu insanlara karşı gerçekleri savunmak İslam ehlinin, özellikle de Ehli Sünnet Ve’l Cemaat’in “emri bi’l ma’ruf nehy’i ani’l-münker” (iyiliği emretmek, kötülükten nehyetmek) kılıcını kuşanmasını bir zorunluluk haline getirmiştir. Kitap ve Sünnet bilen her Muvahhid bilir ki, ümmetin eski gücüne, izzetine ve de üstünlüğüne kavuşmasının tek yolu; bu kaynakları bulandıran batıl inançları, hurafe ve bidatlerı yok etmekten geçer. O halde İslam akidesinde yeri olmayan bu yanlış inançları beyan etmek Müslümanlar için bir görevdir. “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zâriyat, 51/56) diye buyurmaktadır. Zira müşrikler bir ve tek ilaha ibadet etmiyorlardı. Onlar birden çok ilaha ibadet ediyorlar ve bunların kendilerini yüce Allah’a yakınlaştırdıklarını ileri sürüyorlardı. Bununla birlikte bu uydurma ilahların fayda ve zarar vermediklerini de kabul ediyorlardı. İşte bundan dolayı yüce Allah rububiyyet tevhidini kabul etmelerine rağmen onları mü’min olarak değerlendirmemiş, aksine ibadette başkalarını kendisine ortak koşmaları dolayısıyla onları kâfir olarak isimlendirmiştir.İşte bu noktada selefin yani ehl-i sünnet ve’l-cemaatin inancı uluhiyet hususunda başkalarından ayrılmaktadır. Bazılarının kasdettiği gibi tevhidin anlamı onlara göre yalnızca Allah’tan başka yaratıcı ilah olmamasından ibaret değildir. Aksine onlara göre Uluhiyyet Tevhidi’nin gereklerinin yerine getirilebilmesi ancak şu iki esasın varlığı ile birlikte gerçekleşebilir:

 

1- Bütün ibadet çeşitlerinin yalnızca yüce Allah’a yapılması, yaratılmış hiçbir varlığa yaratıcının hak ve özelliklerinden hiçbirisinin verilmemesi.Buna göre Allah’tan başkasına ibadet edilmez, Allah’tan başkası için namaz kılınmaz, Allah’tan başkasına secde edilmez, Allah’tan başkasına adakta bulunulmaz, Allah’tan başkasına tevekkül edilmez. Şüphesiz uluhiyyet tevhidi ibadetin yalnızca yüce Allah’a yapılmasını gerektirir. İbadet ise ya kalb ile dilin bir sözü yahut ta kalb ile organların bir amelidir.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. O’nun hiçbir ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim.” (el-En’âm, 6/162-163); “Uyanık olun halis olan din yalnız Allah’ındır.” (ez-Zümer, 39/3)2- İbadet yüce Allah’ın ve Rasûlünün emrettiğine uygun olmalıdır.Buna göre ibadet, boyun eğmek ve itaatin yalnızca O’na yapılması sureti ile Allah’ı birlemek demektir ki bu, “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” diye ifadelendirilen şehadetin gereğidir.Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’e tabi olup, onun emir ve yasaklarına boyun eğmek de “Muhammed, Allah’ın Rasûlüdür” şehadetinin gerçekleştirilmesidir.Onlar yüce Allah’a ibadet eder ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Allah’tan başkasından dilekte bulunmazlar, ancak Allah’tan yardım dilerler. Ancak yüce Allah’tan imdatlarına koşmasını isterler. Yalnızca yüce Allah’a tevekkül ederler. O’ndan başkasından korkmazlar. Yüce Allah’a itaat, ibadet ederek ve salih ameller ile yakınlaşmaya çalışırlar. Yüce Allah: “Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın.” (en-Nisâ, 4/36) diye buyurmaktadır.Yalnızca Allah’a kulluk etmek, ibadete sadece O’nu layık görmek,  Nuh Aleyhisselam’dan Nebîmiz Muhammed Sallallahu aleyhi vesellem’e kadar gelen tüm peygamberlerin Tevhid inancıdır.Tevhid, Ehl-i Sünnet Ve’l-Cemaat akidesinin en önemli noktası olduğundan, eksiksiz olarak bilinmesi gerekir. Bu da ifade ettiği şeylerin lafız ve mâna bir bütün teşkil edecek şekilde bilinmesini gerektirir. Bu şu iki kurala uygun olmalıdır;1) Tevhid’in teorik kavramlarının delilleriyle, Allah’ın Kitabı ve Rasûlü Sallallahu aleyhi vesellem in sünnetinden ve de sahih aklî delillerden hareketle idrak edilmesi,2) Bunun Allah’ın kullarının amellerinde, belirgin bir şekilde ortaya çıkması için hayata uygulanması.

Tevhid, nazari kavramları bakımından; Rububiyyet Tevhidi, Uluhiyyet Tevhidi ve de İsim Sıfat Tevhidi olmak üzere üç kısma ayrılır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: