Öldükten Sonra Dirilme Haktır

“İnsanlar öldükten sonra diriltileceklerdir. Buna delil de yüce Allah’ın şu buyruklarıdır:
“Biz sizi ordan yarattık. Oraya iâde ederiz. Bir kere daha yine oradan çıkarırız.” (Tâ-hâ, 20/17)
“Ve Allah sizi yerden bir bitki gibi bitirmiştir. Sonra sizi yine oraya iâde edecek ve sizi bir defa daha çıkaracak.” (Nuh, 71/17-18)”
Müellif -Allah’ın Rahmeti üzerine Olsun- bu ifadelerle insanın öldükten sonra diriltileceklerini açıklamaktadır. Yüce Allah amellerinin karşılığını vermek üzere ölümlerinden sonra insanları diriltecektir. İşte peygamberler göndermenin sonucu da budur. İnsan bugün için, yani öldükten sonra diriliş, amel defterlerinin veriliş günü için amelde bulunmalıdırlar. Yüce Allah bugünün halleri ve dehşetlerinden kalbi yüce Allah’a döndürecek ve bugünden korkmasını sağlayacak şekilde söz etmiş bulunmaktadır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Eğer siz küfür ve inkâr ederseniz, çocukların saçlarını ağartacak bir günden kendinizi nasıl koruyacaksınız? Gök bile o sebeble yarılmış, O’nun va’di yerine getirilmiş olacaktır.” (el-Müzzemmil, 73/17-18)
Bu ifadeler de öldükten sonra dirilişe iman etmeye işaret vardır ve müellif -Allah Ona Rahmet Etsin- buna iki âyet-i kerîmeyi delil göstermektedir. Bunlardan birincisinde yüce Allah Adem’i-aleyhi’s-selam- ilk yarattığında topraktan yaratmış olduğuna işaret etmektedir. Tekrar oraya dönüşümüz ise ölümden sonra orada gömülmekle olur. Oradan çıkarılmamız da kıyamet günü öldükten sonra dirilişle gerçekleşecektir.
Şu: “Biz sizi ordan yarattık, oraya iâde ederiz. Bir kere daha sizi yine oradan çıkarırız.” (Tâ-hâ, 20/55) âyet-i kerîmesi ile kendisinden sonra zikredilen âyet-i kerîmeler arasında tam anlamıyla bir uyum vardır.
Bu anlamdaki âyet-i kerîmeler gerçekten çoktur. Yüce Allah öldükten sonra dirilişi Kitabında defalarca söz konusu etmiştir. Ta ki insanlar buna iman etsinler, imanları artsın. Bu pek büyük gün için amel etsinler. Biz yüce Allah’tan bizleri o gün için amelde bulunan ve o günde mutlu ve bahtiyar olan kimselerden kılmasını niyaz ederiz.
“Ba’s (diriliş)’dan sonra hesaba çekilecekler ve onlara amellerinin karşılığı verilecek. Buna delil de yüce Allah’ın: “Kötülük edenleri yaptıkları karşılığında cezalandırması, güzel amelde bulunanları da daha güzeli ile mükâfatlandırması içindir.” (en-Necm, 53/31) buyruğudur.”
Yani insanlar diriltildikten sonra amellerinin karşılıkları onlara verilecek ve amelleri dolayısıyla hesaba çekileceklerdir. Eğer hayır işlemişlerse, hayır görecekler. Eğer kötülük işlemişlerse, kötülükle karşılacaklardır. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Kim zerre ağırlığınca bir hayır yapıyorsa, onu görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük yapıyorsa, onu görecektir.” (ez-Zilzâl, 99/7-8)
“Kıyamet gününe has adalet terazilerini koyarız. Kimseye en ufak bir zulüm yapılmaz. (İyiliği) bir hardal tanesi ağırlığınca olsa bile Biz onu getiririz. Hesaba çekenler olarak Biz yeteriz.” (el-Enbiya, 21/47)
“İyilikle gelene bunun on misli vardır. Bir günah ile gelen de ancak onun misliyle cezalandırılır. Onlara zulmedilmez.” (el-En’âm, 6/160)
Buna göre bir iyilik on katından, yediyüz katına ve yüce Allah’ın lutfu ve kullarına bir ihsanı olmak üzere çok daha fazla katlarıyla da mükafatlandırılacaktır. Şanı yüce Allah önce salih amelde bulunmayı lutfetmiş, ikinci bir defa da onun karşılığını bunca geniş ve pek çok kat fazlasıyla vermekle lütufta bulunacaktır.
Kötü amele gelince, kötülüğün de karşılığı onun bir benzeri olacaktır. İnsan işlediği kötülükten fazlasıyla cezalandırılmayacaktır. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Bir günah ile gelen de ancak onun misli ile cezalandırılır. Onlara zulmedilmez.” (el-En’âm, 6/160)
İşte bu, yüce Allah’ın lütuf ve ihsânının kemalinin bir tecellisidir.
Daha sonra müellif -Allah’ın Rahmeti Üzerine Olsun- buna yüce Allah’ın: “(Bu) kötülük edenleri yaptıkları karşılığında cezalandırması, güzel amelde bulunanları da daha güzeliyle mükâfatlandırması içindir.” (en-Necm, 53/31) buyruğunu delil göstermektedir. Yüce Allah iyilik işleyenler hakkında: “Daha güzeli ile” buyurduğu halde, kötülük işleyenler için “daha kötüsü ile” diye buyurmamıştır.
“Kim ba’sı (öldükten sonra dirilişi) yalanlarsa, o kişi kâfir olur. Buna delil de yüce Allah’ın: “O kâfir olanlar öldükten sonra asla diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: ‘Hayır, Rabbim hakkı için elbette diriltileceksiniz. Sonra da işlediğiniz mutlaka size haber verilecektir. Hem bu, Allah’a göre pek kolaydır.” (et-Teğâbun, 64/7)”
Öldükten sonra dirilişi (ba’sı) yalanlayan bir kimse kâfir olur. Çünkü yüce Allah: “Onlar: ‘Bu (hayat) ancak dünya hayatımızdır. Biz diriltilecek de değiliz’ dediler. Sen Rablerinin huzurunda durdurulacakları zamanı bir görseydin. O: ‘Bu hak değil miymiş?’ diye buyuracak. Onlar da: ‘Rabbimize yemin olsun ki evet’ diyeceklerdir. O da: ‘Öyle ise küfre saptığınızdan dolayı azabı tadın’ buyuracak” (el-En’âm, 6/29-30) diye buyurmaktadır.
Yine yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Yalanlayanların o gün vay haline! Onlar ki o Din gününü yalan sayarlar. Halbuki onu haddi aşan ve çok günahkâr olan bir kimseden başkası yalanlamaz. Ona karşı âyetlerimiz okunduğunda: ‘Evvelkilerin efsaneleridir’ der. Hayır, aksine onların kazandıkları kalplerini örtmüştür. Hayır, muhakkak ki onlar o günde Rablerinden perdelenmiş olacaklardır. Sonra onlar hiç şüphesiz cehennemi boylayacaklardır. Sonra: ‘İşte bu sizin yalanlayageldiğiniz şeydir’ denilir.” (el-Mutaffifîn, 83/10-17)
“Fakat onlar kıyameti yalanladılar. Kıyameti yalanlayana da Biz şiddetli bir ateş hazırladık.” (el-Furkan, 25/11)
“Allah’ın âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenler var ya! Onlar Benim rahmetimden ümit kestiler ve onlar için çok acıklı bir azab da vardır.” (el-Ankebût, 29/23)
Merhum müellif de yüce Allah’ın: “O kâfir olanlar öldükten sonra asla diriltilmeyeceklerini iddia ettiler…” (et-Teğabun, 64/7) âyetini delil göstermiştir.
Bu inkârcıların aklî bakımdan ikna edilmeleri de aşağıdaki yollarla mümkündür:
1- Öldükten sonra diriliş hususu bütün peygamber ve rasûllerden, bütün ilâhî kitaplarla semavî şeriatlarda tevâtüren nakledile gelmiş, önder şahsiyetler bunu kabul ile karşılamıştır. Sizler herhangi bir filozoftan yahut bir prensip sahibi ya da düşünce sahibi kimseden gelen nakilleri tasdik edip doğrularken, bunu nasıl inkâr edersiniz? Halbuki sizin bu tasdik ettiğiniz haberler hiçbir şekilde ne nakil yolu itibariyle ne de gerçeğin tanıklığı açısından öldükten sonra dirilişe dair haberler seviyesine ulaşamamaktadır.
2- Öldükten sonra dirilişin mümkün oluşuna akıl tanıklık etmektedir. Bu da birkaç yolla gerçekleşmektedir:
a) Mevcut yaratıkların her birisinin daha önce yok olduğunu ve sonradan var olduğunu kimse inkâr etmemektedir. Önceleri olmayan bir şeyi yaratıp var eden bir kimsenin, onu tekrar iâde etmesi öncelikle söz konusudur. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Yaratıkları ilkin yoktan var eden, sonra da onu tekrar iâde eden O’dur ve bu O’na göre daha kolaydır.” (er-Rûm, 30/27)
“İlk yaratmaya başladığımız gibi onu (yaratmayı) tekrar iâde ederiz. Biz bunu vaadedip, üzerimize almıştık. Şüphesiz yapanlar Bizleriz.” (el-Enbiyâ, 21/104)
b) Göklerin ve yerin –büyüklükleri ve sanatlarındaki harikulâdelik– dolasıyla yaratılışlarının azametini, büyüklüğünü hiç kimse inkâr etmemektedir. Bunları yaratan elbetteki insanları da yaratmaya ve onları tekrar iâde edip yeniden var etmeye kadirdir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Göklerle yerin yaratılması andolsun ki insanların yaratılışından daha büyüktür.” (el-Mu’min, 40/57)
Yine yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Peki, göklerle yeri yaratmış ve onları yaratmaktan dolayı yorulmamış olan Allah’ın ölüleri diriltmeye de kadir olduğunu görmezler mi? Evet, muhakkak ki O, her şeye güç yetirendir.” (el-Ahkaf, 46/33)
Yüce Allah bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır:
“Göklerle yeri yaratan, onlar gibisini yaratmaya kadir değil midir? Evet (kadirdir) ve O biricik yaratandır. Her şeyi en iyi bilendir. O bir şeyi diledi mi ona emri sadece “ol” demesidir, o da oluverir.” (Yâsin, 36/81-82)
c) Basiret sahibi olan herkes yeryüzünün önceleri kupkuru, bitkisiz ölü bir vaziyette olduğunu görür. Üzerine yağmur yağdı mı hemen verimli hale gelir ve ölümden sonra bitkiler canlanıverir. Ölümünden sonra yeri diriltmeye kadir olan, elbette ki ölüleri de tekrar diriltmeye kadirdir. İşte yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Onun âyetlerinden biri de yeri kupkuru görmendir. Biz üzerine suyu indirdiğimizde sarsılır ve kabarır, onu dirilten şüphesiz ki ölüleri de dirilticidir. Çünkü O, her şeye kadirdir.” (el-Fussilet, 41/39)
3- Gerek duyu organları, gerek vâkıa yüce Allah’ın bize haber vermiş olduğu ölülerin diriltilmesi olayları tekrar diriltmenin, mümkün olduğunu ortaya koymaktadır. Yüce Allah bu kabilden olmak üzere el-Bakara suresinde beş tane olaydan söz etmiş bulunmaktadır ki bunlardan sadece birisine yüce Allah’ın şu buyruğu işaret etmektedir:
“Yahut duvarları, çatıları üstüne çökmüş bir kasabaya uğrayan kimse gibisini (görmedin mi?) ‘Allah burasını ölümünden sonra acaba nasıl diriltecek?’ demişti. Allah da onu yüz yıl öldürmüş, sonra dirilterek: ‘Ne kadar kaldın?’ demişti. O da: ‘Bir gün yahut bir günün bir kısmı kaldım’ diye söylemişti. ‘Hayır, yüz yıl kaldın. İşte yiyeceğine ve içeceğine bir bak; hiç bozulmamış. Bir de merkebine bak. Biz seni insanlara bir alâmet kılalım diye böyle yaptık. Kemiklere de bak, onları nasıl birleştirip yerli yerine koyuyoruz. Sonra da onlara et giydiriyoruz’ diye buyurdu. Durum kendisine apaçık belli olunca: ‘Biliyorum ki Allah her şeye kadirdir’ demişti.” (el-Bakara, 2/259)
4- Hikmet, ölümden sonra tekrar dirilişin olmasını gerektirmektedir. Böylelikle herkes kazandığının karşılığını görsün. Bu böyle olmasaydı, insanların yaratılışı boşuna olurdu. Bunun hiçbir değeri olmaz ve hiçbir hikmeti düşünülemezdi. İnsan ile diğer hayvanlar arasında bu dünya hayatında hiçbir fark olmazdı. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Acaba siz, Bizim sizi boşuna yarattığımızı ve sizin Bize gerçekten döndürülmeyeceğinizi mi zannettiniz? Melik ve Hak olan Allah’ın şanı yücedir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Şanı yüce Arşın Rabbi O’dur.” (el-Mu’minûn, 23/115)
“Muhakkak kıyamet saati gelecektir. Her nefis yaptığının karşılığını görsün diye vaktini gizli tutarım.” (Tâ-hâ, 20/15)
Bir başka yerde yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Onlar var güçleriyle: ‘Ölecek kimseyi Allah diriltmez’ diye Allah’a yemin ettiler. Hayır, öyle değil. Bu O’nun gerçekleştirmeyi üzerine aldığı hak bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler. Hakkında ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklasın, inkâr edenler de kendilerinin gerçekten yalancı kimseler olduklarını bilsinler diye. Bir şeyi dilediğimiz zaman sözümüz ona sadece ‘ol’ dememizden ibarettir. O da derhal oluverir.” (en-Nahl, 16/38-44);
“Kâfir olanlar öldükten sonra asla diriltilmeyeceklerini iddia ettiler. De ki: ‘Hayır, Rabbim hakkı için elbette diriltileceksiniz. Sonra da işlediğiniz mutlaka size haber verilecektir. Hem bu Allah’a göre pek kolaydır.” (et-Teğâbun, 64/7)
Öldükten sonra dirilişi inkâr edenlere bu kesin deliller açıklandıktan sonra yine de inkârları üzerinde ısrar edecek olurlarsa onlar hakka karşı bile bile direnen inatçı kimselerdirler demektir. Zalimler nasıl bir yere döndürüleceklerini de pek yakında bileceklerdir.

Şeyh Muhammed Salih El Useymin rahimehullah – Üç Esas ve Şerhi

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: