Sadece Allah’tan korkmak

Kul, Allah’a ibadet etme ihtiyacı içinde olduğu gibi, dâima O’na tevekkül edip dayanmak, O’ndan yardım istemek ihtiyacı içindedir de. O’na muhtaç olduğuna, O’nun kendisine mâbûd olmasına, yardım etmesine ihtiyacı bulunduğunu itiraf etmekten kaçınamaz. Çare ve güç ancak Allah’tandır. O’ndan, yine ancak O’na iltica edilir. Başka kapı yoktur. Allah buyurur ki:

        «Ancak şu şeytan dostlarını korkulu gösteriyor» (3 Âl-i İmrân  175). Yani sizi kendi dostlarıyla korkutuyor. İbn Abbas ve diğerleri, Ferrâ’ (el-Ferrâ’, Yahya b. Ziyâd, 207/822, büyük dilbilimci, Küfe nahiv ekolünün İmâmı  (el-A’lâm VIII/145)) vesair dilciler dahil, çoğunluğun kabul ettiği tefsir budur. İbnü’l -Enbârî -ki biz bunu tercih ediyoruz – şöyle der: Size dostlarını korkulu gösteriyor. Nitekim araplar malları verdim, derler. Bu, mallarını millete verdim, demektir. Yani birinci mef’ûlü (tümleci) bazan atarlar.

    Ben diyorum ki, âyette birinci mef’ûl (yani, «size») atılmıştır. Çünkü şeytan insanlara dostlarını, herhangi bir istisna, kayıt ve şart olmaksızın korkulu gösterir. Bazı insanları diğer bazılarıyla korkutmak gibi bir zorunluluğu yoktur. Birinci mef’ûl maksûd olmadığı için atılmıştır ( Kur’an’da   bunun   benzeri   çoktur.   Meselâ  39 Zümer   9   «Hiç   bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?»   âyetinde de mef’ûl  (tümleç)   yoktur.  Yani  bilenin neyi  bildiği,   bilmeyenin   neyi   bilmediğinden   söz   edilmemiştir.   Zaten   istenen de bu değildir. Bir şeyi bilen değil, hiçbir belirleme olmadan mutlak olarak bilen, bilmeyen gibi değildir. Yukarda da, şeytan şu şu kişilere korkulu gösterir değil, herkese korkulu gösterir anlamı  var.  Zaten  şeytanın  işi  budur.  Allahü âlem.).

    Bazı müfessirler «münafık dostlarını korkutur» demişlerse de birinci açıklama daha kuvvetlidir. Çünkü âyet, onları kâfirlerden dolayı korkutması sebebiyle inmiştir. Âyet, sadece mü’minleri, insanlardan korkmaya itenler hakkında nazil olmuştur. Nitekim Allah: «Dostlarını korkulu gösterir, onlardan korkmayınız» buyuruyor. «Onlar» zamiri (kelimesi) «şeytanın dostları» yerini tutuyor. Onlar ise, bu âyetten iki âyet önce (3 Âl-i İmrân 173’te) geçen, şeytanın dostları olan ve haklarında yine insanların ağzından «Onlardan çekinin» Duyurulanlardır. İkinci görüşte olanlar, âyeti anlam yönünden tefsir eder, «şeytan dostlarını korkutur» derler. Çünkü şeytan, onlara musallat olur, dâima korkulu hallere düşürür. İsterse onlar alabildiğine çok olsunlar. Mü’minler ise Allah’a tevekkül eder, O’na dayanırlar. Şeytan onlara kâfirleri korkulu gösteremez. Veya birinci mef’ûlü kasdetmiş de olabilirler. O zaman anlam, «şeytan münafıklara dostlarını korkulu gösterir, münafıkları korkuttuğu gibi kâfirleri de korkutur» olur. Eğer «dostlarını korkutur», anlamı amaçlansa «onlardan korkmayınız» buyruğundaki ‘onlar’ zamirinin yerini tutacak bir kelime kalmıyor.

    Her ne kadar şeytan, dostlarına vaadlerde bulunur, onları kuruntulara boğarsa da Allah kâfirlerin kalbine mü’minlere karşı bir yılgınlık verir. Şeytan bu yola gitmez. Allah şöyle buyurur:

    «Siz onların kalblerinde Allah’tan daha korkutucusunuz»(59 Haşr  13), ve

    «Kâfirlerin kalblerine yılgınlık atacağım» (8 Enfâl  12).

    Şu var ki, selef içinde bu görüşe sahip olanlar, şeytanın müslüman görünenleri korkuttuğunu kasdediyorlar. Böyle olanlar düşmanla dostluk kurar ve bu yüzden münafık olurlar. Şeytanın marifetiyle kâfirlerden sadece münafık olanlar korkarlar. Nitekim Allah:

    «Fakat onlar ödleri kopan bir topluluktur» (9Tevbe  56), ve 

    «Derken o korku hali gelince gördün onları, üstüne ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana bakıyorlardı» (33 Ahzâb 19) buyuruyor.

    Her iki görüş de onların yönünden doğrudur. Fakat cümlenin gelişinden şeytanın dostları sözüyle, şeytanın korkuttukları değil, korkutucu hale getirdikleri anlaşılıyor. Tabiî şeytan onları korkulu gösterdiği zaman onlardan, şeytanın bunlar vasıtasıyla korkuttuğu kimseler korkacaktır.

    Artık âyet gösteriyor ki, şeytan dostlarını korkutucu, insanları da onlardan korkanlar haline getiriyor.

    Âyet mü’minin, ne şeytanın dostlarından ne de öbür insanlardan korkmasının doğru olmadığını ifade ediyor.            

    Nitekim şöyle buyurulur:

    «İnsanlardan korkmayın, Benden korkun» (5 Mâide 44) O halde Allah’dan korkmak emrolunmuş, şeytanın dostlarından korkmak yasaklanmıştır. Yine şöyle buyurur:

    «İnsanların size karşı tutamakları olmasın diye… Ancak insanların zâlimlerinden korkmayın, benden korkun» (2 Bakara 150).

    Burada Allah, zâlim karşısında ezilmeyi yasaklıyor ve ancak zâtına karşı ezik olmayı emrediyor. Yine şöyle buyurur:

    «Allah’ın gönderdiklerini duyururlar, O’ndan korkarlar ve Allah’tan başka kimseden korkmazlardı» (3 Ahzâb 39).

    «Artık yalnızca benden korkun» (2 Bakara 40).

Şeyhul İslam İbn Teymiyye Rahmetullahi Aleyh Külliyatı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: