Rasûl’e Tam Anlamıyla Teslimiyetin Gereği

O halde yapılması gereken Allah Rasûlü’ne tam anlamıyla teslimiyet göstermek, emrine bağlanmak ve ondan gelen haberleri kabul ve tasdik ile karşılamaktır. Aklî’dir, adını verdiği batıl hayallerle ona karşı çıkmamak yahut herhangi bir şüphe ve tereddüt ile onu karşılamamak ya da başka insanların görüşlerini, zihinlerinin çöplerini onun önüne geçirmemektir. Onu Peygamber olarak gönderene ibadet, zilletle itaat, yönelmek ve tevekkül ile tevhid ettiği gibi Allah Rasûlü’nün de yalnızca onun hükmüne başvurmak, ona teslimiyet göstermek, ona bağlanıp itaat etmek suretiyle tevhid etmelidir. (Bu konuda Allah Rasûlüne başkasını ortak etmemelidir.)

İşte bu ikisini yani peygamber olarak gönderenin tevhid’i ile, rasûle tabi olmanın tevhidi şeklindeki iki tevhid bir arada olmadıkça, kulun Allah’ın azabından kurtulması mümkün değildir. O rasûle tabi olmalı, ondan başkasının hükmüne başvurmamalıdır. Onun dışındakilerin hükmüne razı olmamalı ve Allah Rasûlünün emrini uygulayıp haberini; şeyhinin sözüne, imamının yahut ta mezhebine mensup olanların, kendisine bağlı olduğu taifenin, yahut ta’zim ettiği kimselerin kanaatlerine arzetme şartına bağlı olarak tasdike kalkışmamalıdır. İşte bu durumda onlar kendisine izin verecek olurlarsa, Allah Rasûlünün buyruğunu uygular, haberini kabul eder.

Aksi takdirde rahatını bozmak istemeyen birisi olursa bu işi onlara havale eder ve kendisi Allah Rasûlünün emrinden ve haberinden yüz çevirir ya da o sözü gerçek manalarından uzaklaştırarak tahrif eder. Bu tahrifini de te’vil ve yorumlamak diye adlandırır, biz bunu te’vil eder ve böyle yorumlarız, der.

Şüphesiz ki Allah’a şirk koşmak dışında, kulun Rabbinin huzuruna her türlü günahla çıkması böyle bir durumda ölüp O’nun huzuruna çıkmasından daha hayırlıdır.

Hatta böyle bir kimseye sahih hadis ulaşınca, bizzat kendisi Allah Rasûlünden onu işitmiş kabul etmelidir. Böyle bir durumda filanın görüşüne, filanın sözüne ve mezhebine sununcaya kadar onu kabul ve gereğince amel etmeyi ertelemesi hiç uygun düşer mi? Aksine başka hiçbir şeye iltifat etmeksizin böyle bir emrin gereğini yerine getirmekte elini çabuk tutması farz olur.

Filanın görüşüne muhaliftir diye, onun buyruğunu içinden çıkılamayacak bir buyruk olarak görmemelidir. Aksine onun buyruğu dolayısıyla başkalarının görüşleri izah edilemeyecek sözler olarak görülmelidir. Onun nass’ına herhangi bir kıyas ile karşı çıkılamaz. Aksine onun nass’ı dolayısıyla bütün kıyas’lar bir kenara atılır.

Görüş sahiplerinin aklî adını verdikleri hayalî gerçekler dolayısıyla onun söylediği sözleri hakikatinden uzaklaştırıp tahrif etmemek gerekir. Çünkü böyle aklî denilen bir şey aslında bilinmeyen bir meçhul’dur, doğru olmaktan uzaktır. Onun söylediği sözü kabul etmeyi, kim olursa olsun filan ve filanın sözlerine uygun düşmesi şartına bağlamak doğru olamaz.

İmam Ahmed dedi ki: Bize Enes b. Iyad anlattı. Bize Ebu Hazim, Amr b. Şuayb’dan anlattı. O babasından, o dedesinden naklen dedi ki: Ben ve kardeşim öyle bir mecliste bulunduk ki onu kırmızı tüylü develere değişmem. Kardeşimle birlikte gittik, bir de baktık ki Rasûlullah -Sallallahu aleyhi vesellem-in ashabından yaşlı bir topluluk onun kapılarından birisinin önünde oturuyorlar. Onları birbirlerinden ayırmak istemediğimizden biraz kenarda bir yerde oturduk. Bu sırada Kur’ân-ı Kerîm’den bir âyet-i kerîme’yi söz konusu ettiler, hakkında görüş alışverişinde bulundular ve sonunda yüksek sesle tartışmaya koyuldular. Rasûlullah kızgın bir şekilde dışarı çıktı, yüzü kıpkırmızı kesilmişti, üzerlerine toprak saçıyor ve şöyle buyuruyordu: “Yavaş olun ey kavmim, sizden önceki ümmetler bununla helak oldular. Peygamberlerine muhalefet etmeleri ve Kitapları birbiriyle çarpıştırmaları sebebiyle (helak oldular.) Şüphesiz ki Kur’ân-ı Kerîm’in bir bölümü, diğer bir bölümünü yalanlayacak şekilde nazil olmamıştır. O biri diğerini tasdik edecek şekilde nazil olmuştur. Ondan bildiğiniz kadarıyla amel ediniz ve bilmediğiniz bölümlerini de bilenlerine havale ediniz.”[94]

Şüphesiz ki Yüce Allah, zatı hakkında bilgisizce söz söylemeyi haram kılmış bulunmaktadır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “De ki: ‘Rabbim ancak hayasızlıkları, onların açık olanını gizli olanını, bununla beraber günahı, haksız isyanı, Allah’a -hakkında asla bir delil indirmediği- herhangi bir şeyi ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır’”. (el-A’râf, 7/33); “Bilmediğin bir şeyin ardına düşme.” (el-İsra, 17/36)

Buna göre kula düşen Allah’ın peygamberleriyle gönderdiği ve kitaplarında indirdiği hususları, tabi olunması gereken bir hak olarak bilip kabul etmektir. Bunların hak ve doğru olduklarını tasdik etmektir, bunların dışında kalan diğer insanların diğer sözleri ise buna arzedilir. Eğer ona uygun düşerse, o da haktır, muhalif olursa batıl’dır.

Şâyet -ifadelerde kapalılık ve sahibinin maksadı bilinmediği için yahut ta maksadı bilinmekle birlikte acaba Allah Rasûlünün getirdikleri bunu tasdik mi ediyor, yoksa yalanlamakta mıdır? Bilemediğinden dolayı Allah Rasûlünün getirdikleri buna muhalif midir, yoksa muvafık mıdır? Bilemeyecek olursa o takdirde onun hakkında karar vermez ve bilmedikçe söz söylemez. Çünkü bilgi (ilim) hakkında delil bulunan şeydir. İlmin faydalı olanı da Allah Rasûlünün getirdiğidir. Bazen Allah Rasûlünden başkasından da ilim gelebilir. Ancak bu tıp, hesap, çiftçilik gibi dünyevi işlerle alakalıdır. Uluhiyyete dair meselelerle dini bilgilere gelince bunlara dair ilgi sadece Allah Rasûlünden gelendir, başkasından değil. 

“İslâm’ın ayağı ancak teslim oluşun ve teslimiyet gösterişin üzerinde sapasağlam durabilir.”

imam tahavi rahmetullahi aleyh “şerhu akidetu’t tahaviyye” adlı eser

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: