Yöneticilere İtaat Etmek

Eylül 28, 2006

Yüce Allah: “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Rasûle de itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de” (en-Nisa, 4/59) diye buyurmaktadır.

Sahih(-i Buharî)de Peygamber -Sallallahu aleyhi vesellem-in şöyle buyurduğu kaydedilmektedir: “Bana itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur. Bana isyan eden, Allah’a da isyan etmiş olur. (Benim tayin ettiğim) emir’e itaat eden bana itaat etmiş olur, emir’e isyan eden bana isyan etmiş olur.”[102]

Ebu Zerr -Radıyallahu anh-dan dedi ki: Can dostum bana, Habeş’li, azaları kesik dahi olsa (başımdaki hak yöneticiye) dinleyip, itaat etmemi tavsiye etti.”[103] Buharî’de, ki rivayette de: “İsterse başı kuru üzüm tanesi gibi Habeş’li olsa dahi…”[104] ifadesi de vardır.

Yazının devamını oku »


Meleklerden ve Mertebelerinden Söz Eden Buyruklar

Eylül 28, 2006

Kur’ân-ı Kerîm, meleklerden, çeşitlerinden ve mertebelerinden söz eden buyruklarla dolup taşmaktadır. Kimi zaman Yüce Allah onları kendi adı ile birlikte zikreder. Onların salavât getirmelerini, kendisinin salavâtıyla beraber anar ve onların şereflerine işaret etmek istediği yerlerde o melekleri kendisine izafe eder.

Bazen onların ‘Arş’ın etrafında dolup taştıklarını, ‘Arş’ı taşıdıklarını söz konusu eder ve günahlardan uzak olduklarını bildirir.

Yazının devamını oku »


Kur’ân Surelerinin Büyük Çoğunluğu Tevhid’i Bütün Türleriyle Dile Getirmektedir

Eylül 28, 2006

Kur’ân surelerinin büyük çoğunluğu hatta surelerinin tamamı her iki türüyle tevhidi ihtiva etmektedir. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm ya Yüce Allah’ın isim, sıfat ve fiilleri hakkında bize haber vermektedir ki, o takdirde bu ilmî ve haberî bir tevhid’dir.

Yahut ta hiçbir şeyi O’na ortak koşmaksızın yalnızca O’na ibadete, O’nun dışında tapınılan varlıkları terketmeye bir davettir. O takdirde bu iradî ve talebî bir tevhid’dir. Yahut bir emir, bir yasak ve itaatine bağlanma isteğini dile getirmektedir. Bu da tevhid’in hukuku ve tamamlayıcı unsurlarıdır.

Ya O’nun tevhid’ini kabul edenlere lütuf ve ihsanlarını haber vermekte, dünyada onlara neler yaptığını, âhirette onlara ne gibi ikramlarda bulunacağını bildirmektedir. Bu da kendisini tevhid etmenin bir mükâfatıdır.

Yazının devamını oku »


KADERE İMAN

Eylül 28, 2006

Ehl-i sünnet ve’l-cemaat her hayır ve şerrin Allah’ın kaza ve kaderi ile meydana geldiğine, Allah’ın dilediği her şeyi yaptığına kesin olarak inanırlar. Herşey O’nun iradesi iledir. Hiçbir şey O’nun meşîet (dilemesi) ve tedbiri dışına çıkamaz. O olmuş ve olacak herşeyi olmadan önce ezelden beri bilir. Ezeli ilminin gereğine ve hikmetine uygun olarak meydana gelecek bütün kâinat için kaderler ve miktarlar tayin etmiş, kullarının hallerini, rızıklarını, ecellerini, amellerini ve daha başka diğer hallerini bilmiştir. Meydana gelen herbir yeni şey O’nun ilim, kudret ve iradesi ile meydana gelir. Kadere iman özetle:  Ebede kadar meydana gelecek olan herşeye dair Allah’ın ezelî bilgisi ile Kalemin bunları yazdığına inanmaktır. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Bu önce geçenlerde Allah’ın geçerli kıldığı sünnetidir. Allah’ın emri mutlaka yerini bulan bir kaderdir.” (el-Ahzab, 33/38);”Çünkü biz herşeyi bir takdir ile yarattık.” (el-Kamer, 54/49)

Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de şöyle buyurmuştur:

“Bir kimse kadere hayrı ile şerri ile Allah’tan geldiğine iman etmedikçe, kendisine gelip isabet eden bir şeyin gelip çatmamasının imkânsız olduğunu ve kendisini gelip bulmayan bir şeyin kendisine isabet etmesinin de imkânsız olduğunu kesinlikle bilmedikçe hiçbir kul iman etmiş olmaz.” [41]

Yazının devamını oku »


ÂHİRET GÜNÜNE İMAN

Eylül 28, 2006

Ehl-i sünnet ve’l-cemaat âhiret gününe itikad eder ve inanırlar. Bunun anlamı da kıyamet gününe yüce Allah’ın kitabında, Rasûlünün de (sünnetinde) ölümden sonrasından itibaren cennetlikler cennete, cehennemlikler de cehenneme gireceği zamana kadar meydana gelecek şeylere dair vermiş oldukları haberlerin tümüne ve kıyamet gününe tam tasdik ve eksiksiz inanmaktır.

Yüce Allah, Kitab-ı Kerîm’inde âhiret gününü vurgulu bir şekilde çokça sözkonusu etmiş, her yerde onu dile getirmeye önem vermiş, herbir münasebetle ona dikkat çekmiş, gerçekleşeceğini kesin ifadelerle vurgulamış, onu çokça hatırlatmış, ahiret gününe iman ile Allah’a iman etmeyi birbirine bağlı olarak zikretmiştir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:”Onlar sana indirilene de senden önce indirilene de iman ederler. Onlar âhirete de şüphe etmeksizin inanırlar.” (el-Bakara, 2/4)

Yazının devamını oku »


PEYGAMBERLERE İMAN

Eylül 28, 2006

Ehl-i sünnet ve’l-cemaat yüce Allah’ın kullarına müjdeciler ve uyarıcılar olmak üzere, insanları hidayete iletmek ve karanlıklardan çıkartıp, nur’a ulaştırmak için hak dine davet eden rasûller, peygamberler gönderdiğine kesinlikle inanırlar.

Onların çağrıları toplumları şirk ve putperestlikten kurtarmak, çözülüş ve bozuluştan arındırmak içindi. Onlar risaletlerini tebliğ ettiler, üzerlerindeki emaneti eksiksiz yerine getirdiler, ümmetlerine samimiyetle öğüt verdiler. Allah yolunda gereği gibi cihad ettiler. Doğruluklarına kesin delil teşkil eden, apaçık göz kamaştırıcı mucizelerle[35] geldiler. Onlardan bir tanesini olsun inkâr eden, yüce Allah’ı ve bütün peygamberleri inkâr etmiş olur. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:”Şüphe yok ki Allah’ı ve peygamberini inkâr ederek kâfir olanlar bir de Allah’la peygamberlerinin arasını ayırmak isteyenler ve: Kimine inanırız, kimini inkâr ederiz diyenler, böylece bunun arasında bir yol tutmaya yeltenenler yok mu; işte onlar gerçek kâfirlerin ta kendileridirler. Biz o kâfirlere alçaltıcı bir azab hazırlamışızdır. Allah ve peygamberlerine iman edip, onlardan birini diğerinden ayırmayanlara ise ecirlerini verecektir. Allah bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (en-Nisa, 4/150-152)

Yüce Allah o şerefli rasûlleri göndermesindeki hikmeti de şöylece açıklamaktadır:

“Müjdeleyici ve korkutucu peygamberler olarak (gönderdik) ki, insanların peygamberlerden sonra Allah’a karşı bir bahaneleri olmasın. Allah Azîzdir, Hakîmdir.” (en-Nisa, 4/165)

Yazının devamını oku »


KİTABLARA İMAN

Eylül 28, 2006

Ehl-i sünnet ve’l-cemaat yüce Allah’ın emir, yasak, vaad ve tehditlerini, Allah’ın kullarından istedikleri şeyleri ihtiva eden ve içlerinde hidayet ve nur bulunan bazı kitabları rasûllerine indirmiş olduğuna kesinlikle iman ederler. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“O peygamber kendisine Rabbinden indirilene iman etti, mü’minler de. Onların herbiri Allah’a, O’nun meleklerine, kitablarına, peygamberlerine inandı.” (el-Bakara, 2/285)

Yüce Allah’ın kitablarını rasûllerine insanları hidayete iletmek için indirmiş olduğuna da inanırlar. İşte yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Elif. Lâm. Râ. Bu, insanları Rablerinin izniyle karanlıklardan nura, yegane galib, hamde layık olan (Allah)ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitabtır.” (İbrahim, 14/1)

Bu kitablar ise Kur’ân, Tevrat, İncil, Zebur, İbrahim ve Musa’ya verilen sahifelerdir. Bunların en büyükleri ise Tevrat, İncil ve Kur’ân’dır. Üçünün en büyüğü onların neshedicisi ve en faziletlileri ise Kur’ân-ı Kerîm’dir.

Yazının devamını oku »