Yöneticilere İtaat Etmek

Yüce Allah: “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Rasûle de itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de” (en-Nisa, 4/59) diye buyurmaktadır.

Sahih(-i Buharî)de Peygamber -Sallallahu aleyhi vesellem-in şöyle buyurduğu kaydedilmektedir: “Bana itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur. Bana isyan eden, Allah’a da isyan etmiş olur. (Benim tayin ettiğim) emir’e itaat eden bana itaat etmiş olur, emir’e isyan eden bana isyan etmiş olur.”[102]

Ebu Zerr -Radıyallahu anh-dan dedi ki: Can dostum bana, Habeş’li, azaları kesik dahi olsa (başımdaki hak yöneticiye) dinleyip, itaat etmemi tavsiye etti.”[103] Buharî’de, ki rivayette de: “İsterse başı kuru üzüm tanesi gibi Habeş’li olsa dahi…”[104] ifadesi de vardır.

Yine Buharî ve Müslim’de şu hadis yer almaktadır: “Masiyet ile emrolunması hali müstesna müslüman kişiye hoşuna ve gitmeyen hususlarda dinleyip, itaat etmek görevi vardır. Şâyet masiyet ile emrolunursa ne dinlemek, ne de itaat söz konusudur.”[105]

Huzeyfe b. el-Yeman’dan şöyle dediği nakledilmektedir: İnsanlar Rasûlullah -Sallallahu aleyhi vesellem-e hayra dair sorarlardı. Ben de ona, beni gelir bulur korkusuyla şerre dair sorardım. Ey Allah’ın Rasûlü! dedim. Biz cahiliye döneminde ve şer arasında idik. Allah bize bu hayrı gönderdi, bu hayırdan sonra bir şer olacak mı? O: “Evet” buyurdu. Peki bu şer’den sonra bir hayır olacak mı? diye sordum. O: “Evet, ancak bünyesinde bir parça fesad bulunacak” dedi. Ben: Peki bünyesindeki fesadı nedir? diye sordum. Şöyle buyurdu: “Bir kavim (gelecek) ve bunlar benim sünnetimden başka bir sünnet izleyecekler, benim hidayetimden başka bir yola uyacaklar. Bir takım işlerini uygun görecek, bir takım işlerini münker göreceksin.” Yine ben: Peki, bu hayırdan sonra bir şer olacak mı? diye sordum. Şöyle buyurdu: “Evet, cehennem kapıları üzerinde bir takım davetçiler olacak. Bu davetlerini kabul edenleri içine (cehennem ateşine) atacaklar.” Ey Allah’ın Rasûlü! Onları bize vasfeder misin? dedim. Şöyle buyurdu: “Evet (niteliklerini belirteyim). Bunlar etiyle, kemiğiyle bizden bir topluluktur. Bizim dillerimizi konuşurlar.” Ey Allah’ın Rasûlü! dedim. Eğer ben bu döneme yetişecek olursam, ne yapmamı tavsiye edersin? Şöyle buyurdu: “Yine müslümanlar cemaatine ve onların hak imamlarına bağlı kalacaksın.” Ben: Eğer bir cemaatleri de, bir imamları da bulunmayacak olursa (ne yapmamı emredersin?) diye sordum. Şöyle buyurdu: “O takdirde bütün bu fırkalardan uzaklaş, velev ki bir ağacın kökünü azı dişlerinle yakalayacak olsan bile. Ölüm sana gelip yetişinceye kadar sen bu hal üzere kalmaya devam et.”[106]

İbn Abbas -Radıyallahu anh-dan dedi ki: Rasûlullah -Sallallahu aleyhi vesellem- şöyle buyurdu: “Her kim emirinden hoşuna gitmedik bir şey görürse sabretsin. Çünkü cemaatten bir karış kadar dahi ayrılıp ta ölen bir kimsenin o ölümü cahiliye ölümüdür.”[107]

Bir başka rivayette: “İslam’ın boyunduruğunu boynundan çıkartmış olur”[108] denilmektedir.

Ebu Said el-Hudrî -Radıyallahu anh-dan dedi ki: Rasûlullah -Sallallahu aleyhi vesellem- şöyle buyurdu: “İki halifeye bey’at edildiği takdirde, siz o ikisinden sonrakini öldürünüz.”[109]

Avf b. Malik -Radıyallahu anh-, Rasûlulllah -Sallallahu aleyhi vesellem-in şöyle buyurduğunu nakletmektedir: “Sizin en hayırlı imamlarınız (devlet yöneticileriniz), sizin kendilerini sevdiğiniz ve kendilerinin sizi sevdiği, kendilerine dua ettiğiniz ve size dua eden yöneticilerdir. En kötü yöneticileriniz ise kendilerine buğz ettiğiniz, kendileri de size buğz eden, kendilerine lanet ettiğiniz ve size lanet edenlerdir.” Ey Allah’ın Rasûlü dedik, o takdirde biz kılıçlarımızla onlara karşı çıkmayalım mı? dedik. Şöyle buyurdu: “Aranızda namazı kıldırdıkları sürece hayır. Şunu biliniz ki her kimin başına bir yönetici gelir de onun Allah’a isyanı gerektiren bir iş yaptığını görürse, yaptığı bu Allah’a karşı masiyet olan işten hoşlanmasın. Bununla birlikte itaatten de asla el çekmesin.”[110]

Görüldüğü gibi Kitab da, sünnet de masiyet ile emretmedikleri sürece ulu’l-emr’e itaatin farz olduğunu ortaya koymaktadır. Yüce Allah’ın şu buyruğunu düşünelim: “Allah’a itaat edin, rasûle de itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de” (en-Nisa, 4/59) Burada Yüce Allah, “rasûle itaat edin” diye buyurduğu halde, sizden olan emir sahiplerine de itaat edin diye buyurmamıştır. Çünkü emir sahipleri bağımsız olarak kendilerine itaat edilecek kimseler değildirler. Onlara ancak Allah’a ve Rasûlüne itaat etmeleri halinde itaat olunur. İtaatı emreden fiil, Allah Rasûlü ile birlikte tekrarlanmıştır. Çünkü Allah Rasûlüne itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur. Zira Allah Rasûlü, Allah’a itaat olmayan bir işi emretmez. O böyle bir emir vermekten yana korunmuştur. Yöneticiler ise bazen Allah’a itaat olmayan işler emredebilirler. Onlara ancak Allah’a ve Rasûlüne itaat olan hususlarda itaat olunur.

Zulmetseler dahi onlara itaat etme gereğine gelince, buna sebeb onlara itaatin dışına çıkıp, ayaklanmanın sebeb olacağı kötülükler, onların zulümlerinden hasıl olacak kötülüklerden kat kat fazla olmasıdır. Şüphesiz (zalimlikleri halinde) Yüce Allah onları bizlere ancak amellerimizin fasit oluşu dolayısıyla bize musallat kılmıştır. Ceza da amelin cinsindendir. O halde bize bütün gayretimizle Allah’tan mağfiret dilemek, O’na tevbe etmek ve amellerimizi ıslah etmek düşer.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Size isabet eden her musibet ellerinizle kazandıklarınız sebebiyledir. Çoğunu da affeder.” (eş-Şura, 42/30); “Böyle iken başlarına iki katını getirdiğiniz bir musibet gelip size çatınca mı ‘bu bize nereden geldi?’ dediniz. De ki: ‘O kendinizdendir.’ Şüphesiz Allah herşeye güç yetirendir.” (Al-i İmran, 3/165); “Sana gelen her iyilik Allah’tandır, sana gelen her fenalık da kendindendir.” (en-Nisa, 4/79); “İşte Biz kazanmakta oldukları yüzünden de zalimlerin kimini kimine böylece musallat ederiz.” (el-En’âm, 6/129)

O halde yönetilenler, eğer zalim yöneticinin zulmünden kurtulmak istiyorlarsa, bizzat kendileri zulmü terketsinler.

“Sünnet’e ve cemaate tabi oluruz. Şâz görüşlerden, ihtilâftan ve tefrikadan da uzak dururuz.”

[102] Buhârî 7137; Müslim 1835.

[103] Müslim 648, 1837; İbn Mâce 2862.

[104] Buharî 693, 696, 7142; Müsned, III, 114; İbn Mâce 2860.

[105] Buhârî 2955, 7144; Müslim 1839.

[106] Buhârî 3606, 7084; Müslim 1847.

[107] Buhârî 7053, 7054, 7143; Müslim 1849.

[108] Müsned, IV, 130, 202, V, 344.

[109] Müslim 1855; Müsned, VI, 24, 28.

[110] Müslim 1855; Müsned, VI, 24, 28.

Şerhu Akidetu’t-tahaviyye – imam tahavi rahmetullahi aleyh

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: