Sırat-ı Mustakim

Ekim 1, 2006

Sırat-ı Mustakim:
 

Sırat-ı mustakim (dosdoğru yol) ancak bir tane olabilir. Kim bundan sapar yahut kayarsa o sapıklığın ve zalimliğin yollarından herhangi birisine düşer. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz ki bu benim dosdoğru yolumdur. O halde ona uyun, başka yollara uymayın, sonra sizi O’nun yolundan ayırırlar.” (el-En’am, 6/153)

Sırat-ı mustakim vasat ümmetin yoludur. İfrat ile tefrit uçları arasındaki yoldur. Bundan ötürü yüce Allah bizlere namazın herbir rekâtinde bizleri sırat-ı mustakim’e iletmesini istememizi emretmiş ve öğretmiştir. Yani biz ondan bu yolu izleyip tabi olma ilham ve başarısını vermesini istememizi dilemiştir. Çünkü yüce Allah’ın kendilerine nimetler ihsan etmiş olduğu peygamberlerin, sıddıkların, şehidlerin ve salihlerin yoludur. Esasen arkadaş olarak bunlar ne güzeldir.[65]

Yazının devamını oku »


İman Üzerine Hadisler 2

Ekim 1, 2006

Ubade b. Samit’in (r.a.) rivayet ettiğine göre:
Allah Resulü (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Her kim eşsiz, ortaksız bir tek Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in onun kulu ve Resulü olduğuna, İsa’nın Allah’ın kulu, Meryem’in oğlu ve ona ilka ettiği kelimesi ve kendisinden (kendi tarafından yaratılmış) bir ruh olduğuna, Cennetin bir hakikat, ateşin bir hakikat olduğuna şahadet ederse, Allah o kimseyi Cennetin sekiz kapısının hangisinden dilerse oradan Cennete girdirecektir.”
Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 41

Muaz b. Cebel (r.a.) şöyle buyurmuştur:
Ben Hz. Peygamber’in (a.s.) bineğinin arkasına binmiştim. Onunla aramda sadece semerin arka kaşı vardı. Bana: “Ey Muaz b. Cebel!” diye seslendi. Ben, “Buyur ey Allah’ın Resulü, sana icabet eder, emrine koşarım dedim. Sonra bir süre yürüdü. Yine: “Ey Muaz b. Cebel!” diye seslendi. “Buyur ey Allah’ın Resulü, sana icabet eder, emrine koşarım” dedim. Sonra bir süre daha gitti ve: “Ey Muaz b. Cebel!” diye seslendi. Ben: “Ey Allah’ın Resulü sana icabet eder, emrine koşarım” diye cevap verdim. “Allah’ın, kulları üzerindeki hakkı nedir, biliyor musunuz?” diye sordu. “Allah ve Resulü en iyi bilendir,” dedim. “Muhakkak ki Allah’ın, kulları üzerindeki hakkı, kendisine hiç bir şeyi ortak koşmaksızın ona kulluk etmeleridir” buyurdu. Sonra bir zaman daha yürüdü, sonra yine: “Ey Muaz b. Cebel!” diye seslendi. Ben yine: “Ey Allah’ın Resulü sana icabet eder, emrine koşarım” dedim. “Bunu yaptıkları zaman kulların Allah üzerindeki hakları nedir, bilir misin?” buyurdu. Ben yine: “Allah ve Resulü en iyi bilendir” dedim. “Onlara azap etmemesidir” buyurdu.
Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 43

Yazının devamını oku »