HANEFİ ALİMLERİNE GÖRE ŞİRKİN TANIMI

Hanefi alimlerine göre şirkin ne olduğunu açıklamadan önce, şirkin sözlük anlamını izah etmemiz yerinde olacaktır.
Şirk: Bir şeyde birisine ortak koşmaktır. “Ortak olmak” ve “şirket” aynı kökten oluşur. “Ortak kıldı” demek; ortak kılınan o şeyde zat veya anlamda, az veya çok bir nasip tayin edilmesi demektir. “Birisine birşeyde ortak oldu” demek, “ortak olunan şeyin azında veya çoğunda pay sahibi olmak” demektir. Bu ister bir zatta veya ister sıfatta olsun farketmez, aynı şeyi ifade eder. Şeriat’a göre her küfrün imanın karşıtı olması gibi, şirk de Tevhidin karşıtıdır.


İmam Abdulkadir ed-Dehlevi(1) (1) Abdulkadir b Abdırrahım el-Umeri ed-Dehlevi el-Hanefî. Meşhur alimlerdendir H. 1230’da vefat etmiştir. Bkz: Nuzhetul Havatir, c.7, s.302, 304.
diyor ki: “Şirk, insanın Allah’tan gayrısında Allah’ın sıfatlarından bir sıfatın varlığına itikad etmesidir” Mesela; “falan kimse herşeyi bilir demesi veya ‘ falan kimse dilediğini yapar,” yahut “bana hayır ve şerrin dokunması onun elindedir” gibi sozerle; ya da Allah’tan gayrisini Allahı yücelttiği gibi yüceltmektir. Birisinden bir şeyi istemek için ona secde etmesi veya onun için bir itikada sahip olmasıdır. (2) (2) Tavdıhu l Kur an c 1, s 105 Urduca
Bu tanımdan da açıklığa kavuşuyor ki, O’na göre şirk, Allahın fillerine veya sıfatlarına şamil olduğu gibi, aynı zamanda kendisine ibadet edilmeye özgü olan, kullarının fiillerini de içine alır.
Hakeza imam Muhammed ismail ed-Dehlevi(3) (3) Muhammed ismail b Abdılganı b Abdırrahim el Umerı Ed Dehlevi el Hanefi, H. 1193de doğdu, H. 1246 da öldü. Eserleri arasında “??viyetü’ l İman” ,   Tenviru’ l Ayneyn fi İsbatı Refi’l Yedeyn vb. kitapları vardır.
ve Şeyh Ebu’l Hasan en-Nedvi (ibare Nedvi’nindir) şöyle derler.
“Şirk sadece insanın başkasını Allah’a eş koşup O’nunla arasında hiçbir fark gözetmeden denk kabul etmesi değildir. Bunun yanında, bilakis şirkin gerçeği, insanın Allah’ın kendi yüce zatına ve ibadetine alamet kıldığı amelleri, insanlardan birine secde etmek, onun adına kurban kesip nezirde bulunmak, zor anlarda ondan yardım dilemek ve onun her yerde hazır ve nazır olduğunu söyleyip, onun tasarruf yetkisine sahip olduğunu isbat etmeye çalışmaktır.”(4)(4) Muhammed ismail b Abdılganı b Abdırrahım el-Umeri Ed-Dehlevi el-Hanefi. Hakkında 3 no’lu dipnotta bilgi verilmiştir.
Bunların hepsi ile şirk sabit olur ve insan bununla müşrik olur.(5)(5) Takviyetu’l iman, 22-23 (Urduca), En-Nedvı, Risaletu’t-Tevhid, 32-33.
Bu tanımlar da bize açıkça göstermektedir ki, birçok Hanefi alimi şirkin beyanı ve tanımlamasında sadece “Rububiyet” meselesi üzerinde durmamışlardır. Aksine, gördüğünüz gibi onlar, kim olursa olsun Allah’dan gayrısına bir ibadeti tahsis kılmayı “şirk-i ekber” olarak adlandırmışlardır. İşte bu, amelleri yok eden ve işlendiğinde Allah’ın, onu işleyenin ne nafile ve ne de farz bir ibadetini kabul etmeyeceği bir şirktir. Allah Azze ve Celle bu tür şirk hakkında şöyle buyuruyor:
“Andolsun sana ve senden öncekilere, “eğer şirk koşarsan şüphesiz amelin yok olur gider ve sen de hüsrana uğrayanlardan olursun” diye vahyedildi.”(ez-Zumer 65)
“Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun ötesinde dilediği kimseye dilediğini bağışlar.” (en-Nisa. 48)
Fakat ne yazık ki cahillerin çoğu sadece Tevhid-i Rububiyetin yeterli olduğunu söylemekle yetinmektedirler. Böylece onların uluhiyyette şirke düşmeleri onlara çok basit ve hafif geldi ve ibadeti Allah’tan gayrısına yönelttiler. Onlara yalvarıp onlarla “istiğase”de bulundular. Bilmelidirler ki, Allah Rasûlü’nün belirttiği gibi; “dua ibadettir.”(6)(6) Ahmet Bin Hanbel, 4/267, 270, 276, , Ebu Davud, Kitabu’s-Salat, Babu’d-Dua, 1479, et-Tirmizi (H. 211), 2969, Bakara tefsirinde, C. 5/374 (3247), el-Mu’minun Suresi tefsiri -C. 5/ H 456, 3372, Kitabu’d-Dua’da Bab-u Fadlı’d Duaı, İbni Mace, 2/1258 H 3828 Kıtabu’d-Dua Bab-u Fadli’d-Dua; el-Buharı, el-Edebu’1-Mufred’de, s.105; İbni Ebi Şeybe, El Musannef, C. 6/21 H. 29167; İbni Hibban (ihsan), C. 2/124 H. 887; el-Beyhaki, Şuabu’l-İman, C 2/37 H. 1105; el-Hakim, el-Müstedrek, C. 1/ 491 (isnadının sahih olduğunu söyledi ez-Zehebi ve İbn-i Cerir, et-Tağyir’de (24/78-79) ona muvafakat ettiler…)
Bunun için bu şirke düşmek, meydana çok gelen bir durumdur. Özellikle de cahiller arasında buna sıkça rastlanır. Bunun nedenlerine gelince; ilim ehlinin kusurunu, bu konuda ilme intisab ettiğini söyleyen bazı kimselerin sapıklığını ve daha nicesini saymak mümkündür. Ancak, yukarıda da gördüğümüz gibi, Hanefi alimlerinin görüşlerinden anlaşılmaktadır ki, bunlar “Rububiyette şirk” ile “Uluhiyyette ve sıfatlarda şirk”in arasını ayırmamışlardır. Şirki izah ederken sadece bir türünü değil, onun tüm türlerini zikretmişlerdir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: