Kelamdan Ve cedelden Sakındırması

Kasım 30, 2006

1- İbni Abdilber, Mus’ab b. Abdullah ez-Zubeyri’den rivayet ediyor: “Malik b. Enes der ki: Dinde kelamdan nefret ediyorum. Bizim beldemizdeki alimlerin, bu zamana kadar, insanları kelamdan alıkoyduklarını biliyorum. Cehm’in fikirleri, Kaderciler ve bunlara benzeyen şeylerle uğraşmak gerekmez. Ameli gerektirmeyen bir şeyin konuşulması lüzumsuzdur. Allah’ın dininde kelamı ihdas etmek benim hoşuma gitmiyor. Bu meselede susmak daha iyidir. Çünkü bulunduğum beldedeki alimlerin dinde yararı olmayan sözlerden alıkoyduklarına şahid oldum.”[1]

Yazının devamını oku »


Sahabe Hakkındaki Görüşleri

Kasım 30, 2006

1- Ebu Nuaym, Abdullah el-Anberî’den rivayet ediyor: “Malik b. Enes der ki: Her kim Allah Rasulü’nün sahabelerinden birini küçümser veya kalbinde onlara karşı bir kin duyarsa, o kimse için müslümanların eline geçen ‘fey’ den hiçbir fark yoktur. Sonra şu ayeti kerimeyi okudu:

‘Onlardan sonra gelenler derler ki: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman eden kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma, Rabbimiz! Sen çok şefkatli ve çok acıyansın.’ (el-Haşr: 10)”[1]

Yazının devamını oku »


İman Hakkındaki Görüşleri

Kasım 30, 2006

1- İbni Abdilber, Abdürrezzak b. Hammad’dan rivayet ediyor: “İbn Cureyc, Süfyan es-Sevri, Ma’mer b. Raşid, Süfyan b. Uyeyne ve Malik b. Enes’i: ‘İman söz ve ameldir, artar ve eksilir’ derlerken işittim.”[1]

2- Ebu Nuaym, Abdullah b. Nafi’den rivayet ediyor: “İmam Malik b. Enes: ‘İman söz ve ameldir,’ derdi.”[2]

Yazının devamını oku »


Kader Hakkındaki Görüşleri

Kasım 30, 2006

1- Ebu Nuaym, İbn Vehb’den rivayet ediyor: “Malik’i bir adama şöyle derken işittim:

‘Dün bana kader hakkında sormuştunuz.’ Adam:

‘Evet’ dedi. Bunun üzerine Malik:

‘Dileseydik her nefse hidayetini verirdik. Fakat benden (çıkan) söz hak olmuştur. Cehennemi cinlerden ve insanlardan -bazılariyle- topluca dolduracağım’ (es-Secde: 32/13) ayetini okudu ve: Şüphesiz Allah’ın dediği olacaktır, dedi.”[1]

Yazının devamını oku »


Tevhîd Hakkındaki Gorüşü

Kasım 30, 2006

1- el-Herevi’nin Şafiî’den yaptığı bir rivayete göre, Malik’e kelam ve tevhid hakkında soruldu. Malik de şöyle cevap verdi: “Allah Rasulü’nün (sallallahu aleyhi vesellem), ümmetine istinca’yı öğretip tevhidi öğretmemiş olması muhaldir. ‘Tevhid’ Allah Rasulü’nün söylemiş olduğu şu sözdür: “insanlarla La ilahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum.”[1]

Yazının devamını oku »


Kelamı Ve Dinde Tartışmayı Yasaklaması

Kasım 29, 2006

1- “Basra’da heva ehli çoktur. Belki oraya yirmiden fazla gittim. Bazen bir yıl, bazen de daha fazla kaldım. Bu esnada kelam ilmini en hayırlı ilim olarak görüyordum.”[1]

2- “Ben kelam ilmi ile o kadar uğraştım ki, nihayet geldi parmakla gösterilir oldum. Biz Hammad b. Ebi Süleyman’ın meclisine yakın bir yerde oturuyorduk. Bu arada bir kadın gelip:

“Bir adam var. Cariyesini sünnete göre boşamak istiyor. Ne yapmalı?” diye sordu. Ne yapacağımı bilemedim. Kadının bunu Hammad’a sormasını, sonra da Hammad’in ona ne cevap verdiğini gelip bana söylemesini istedim. Kadın aynı soruyu Hammad’a sorunca, Hammad ona:

Yazının devamını oku »


İmam Ebu Hanife’nın Sahabe Hakkındaki Görüşleri

Kasım 29, 2006

1- “Allah Rasulü’nün ashabını ancak hayırla yâdederiz.”[1]

2- “Allah Rasulü’nün ashabından olan hiç kimseden yüz çevirmez, hiçbirisini diğerine karşı tutup taassupta bulunmayız.”[2]

3- “Onlardan Allah Rasulü (sallallahu aleyhi vesellem) ile bir saat beraber bulunan bir kimsenin derecesi bizlerden herhangi birinin ömür boyu yapmış olduğu amelden hayırlıdır.”[3]

Yazının devamını oku »


Ebu Hanife’nın “İman” Hakkında Görüşleri

Kasım 29, 2006

1- “İman ikrar ve tasdiktir.”[1]

2- “İman, dil ile ikrar, azalar ile tasdiktir. İkrar yalnız başına iman olmaz.”[2]

Tahavi bunu Ebu Hanife, Muhammed ve Ebu Yusuf’tan rivayet eder.[3]

Yazının devamını oku »


Ebu Hanifenin “Kader’ Hakkındaki Görüşleri

Kasım 29, 2006

1- Adamın birisi Ebu Hanife’ye gelip onunla kader tartışmaya başladı. Ebu Hanife adama: “Kadere çok dalan tıpkı güneşin içine baktıkça hayreti artan bir adam gibi olduğunu bilir misin?” dedi.[1]

2- “Allah, daha olmadan önce var olacak şeyleri biliyordu.”[2]

3- “Allah, olmayan şeyi olmadığı zaman da bilir. Onu varettiğinde de onun nasıl olacağını bilir. Allah varolan şeyi varlığı halinde bildiği gibi, onun nasıl yok olacağını da bilir.”[3]

4- “Kader: “levh”de mahfuzdur.”[4]

Yazının devamını oku »


Tevhid, Şer’i Tevessül Ve Batıl Olan Tevessül

Kasım 29, 2006

1- “Bir kimsenin Allah’ın isimleri dışında başka bir isimle Allah’a dua etmesi caiz değildir. Caiz olup emredilen dua Allah Teala’nın şu ayetiyle sabit olmuştur:

“En güzel isimler Allah’ındır. Allah’a bu isimlerle dua edin. Allah’ın isimlerinde aşırı gidenler işlediklerinin cezasını göreceklerdir.” (el-A’raf: 7/180)[1]

2- “Dua edenin “falancanın hakkı için” veya “peygamberinin ve nebilerinin hakkı için” ya da “Kabe’nin ve Meş’ar-ı Haram’ın hakkı için”, gibi sözlerle Allah’a yalvarması mekruhtur.”[2]

Yazının devamını oku »