Müşriklerin Meleklere, Salihlere ve İsa’ya İbadeti

Nitekim o müşrikler gece gündüz yüce Allah’a dua ediyorlardı. Diğer taraftan onlar arasından salih varlıklar olduklarını ve yüce Allah’a yakınlıkları sebebiyle kendilerine şefaatçi olsunlar diye meleklere dua ediyor, yahut Lat gibi salih bir zata ya da İsa gibi bir peygambere dua (çağırı) da bulunuyorlardı.

Yani bu müşrikler Allah’a ibadet hususunda çaresiz kaldıklarında yüce Allah’a dua ederlerdi. Aralarından yüce Allah’a yakınlıkları dolayısıyla meleklere dua edenler de vardı. Bunlar yüce Allah’a yakın olan kimse ibadete layıktır, kanaatinde idiler. Bu ise onların bilgisizliklerinden kaynaklanan bir kanaatti. Çünkü ibadet hiç şüphesiz bir ve tek olarak yüce Allah’ın hakkı olup, hiç kimse ibadette O’na ortak değildir.

Aralarından Lat’a dua edenler de vardı. Bu kelime aslı itibariyle hacılar için sevik diye bilinen bir çeşit bulamacı yapan kişinin adıdır. Yani bu kimse onu yağda kavuruyor ve bunu hacılara ikram ediyordu. Bu kişi ölünce, önceleri kabri başında beklediler, sonra da ona tapındılar.

Aralarından kimisi Allah’ın delil ve belgelerinden bir mucize olduğundan ötürü İsa Mesih’e de ibadet ediyordu. Kimileri de yüce Allah’a yakınlıkları sebebiyle evliyaya tapınıyordu. Bütün bunların ve dosdoğru yoldan sapıtmalarının sebebi ise amellerinin şeytan tarafından kendilerine süslü ve güzel gösterilmesidir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

”De ki: Amelleri açısından en çok ziyana uğrayanları size haber verelim mi? Onlar o kimselerdir ki dünya hayatında yaptıkları boşa gitmiştir. Üstelik kendilerinin muhakkak iyi yaptıklarını zannederler. Onlar Rablerinin âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edip, amelleri boşa çıkmış olanlardır. Biz kıyamet günü onlar için ölçü tutmayacağız.” (el-Kehf, 18/103-105)

Şunu da bil ki; Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem bu şirkten ötürü onlarla savaşmış, onları bir ve tek olarak Allah’a ibadeti halis kılmaya çağırmıştır. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Onun için Allah ile birlikte başka hiç bir kimseye dua (ve ibadet) etmeyin.” (el-Cin, 72/18)

Yine yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

”Hak olan davet (dua ve ibadet) yalnız O’nadır. Onu bırakıp, çağırdıkları ise kendilerine hiçbir şekilde cevab veremezler.” (er-Râd, 13/14)

Yani Allah ile birlikte Allah’tan başkasına ibadet ettiklerinden, ibadette O’na şirk koştuklarını bilmiş oluyorsun. Burada maksat onların rubûbiyette Allah’a ortak koştukları değildir. Çünkü müşrikler arasında Peygamber sallallahü aleyhi vesellem gönderildiğinde onlar yüce Allah’ın ortaksız rab olduğuna, darda kalanların duasını kabul edenin, sıkıntıları giderenin O olduğuna -ve buna benzer yüce Allah’ın rubûbiyetini kabul ettiklerini ortaya koyan sözünü ettiği diğer hususları söylediklerini- ve böylelikle bir ve tek olarak O’nun rububiyetini kabul etmiş olduklarına inanıyorlardı.

Peygamber sallallahü aleyhi vesellem ibadet hususunda Allah’ı tevhidi kabul etmeyen bu müşriklerle savaşmıştır. Hatta tek başına Allah’ın yaratıcı olduğunu kabul etmekle birlikte onların kanlarının ve mallarının helal olduğunu belirtmiştir. Çünkü onlar yüce Allah’a ibadet etmiyorlar, ibadeti ihlâsla yalnız O’na tahsis etmiyorlardı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: