Tevhid Hususunda Önemli Bir Açıklama

Kasım 22, 2006

-Yüce Allah’ın izniyle- sözlerimizi pek büyük ve oldukça önemli şimdiye kadar ki açıklamalardan da anlaşılan bir mesele ile bitirelim. Bu mesele oldukça önemli olduğundan ve çokça hataya düşülmesine sebeb teşkil ettiğinden ayrıca onu sözkonusu etmemiz gerekmektedir: Tevhidin hem kalb, hem dil, hem de amel ile olmasının kaçınılmaz olduğu üzerinde görüş ayrılığı yoktur. Bunlardan herhangi birisi yerine getirilmeyecek olursa, kişi müslüman olamaz. Şâyet tevhidi bilmekle birlikte gereğince amel etmezse, o tıpkı Firavun, İblis ve benzerleri gibi inatçı bir kâfirdir.

Yazının devamını oku »


Cebrail’in, İbrahim’e Bir İhtiyacın Var mı? Diye Sorması

Kasım 22, 2006

Bunların bir başka şüphesi daha vardır. O da İbrahîm aleyhisselam’ın ateşe atılması kıssasıdır. Cebrail havada ona görünerek bir ihtiyacın var mı? diye sormuş. İbrahîm: Sana ihtiyacım sözkonusu değil diye cevab vermiştir. Derler ki: Şâyet Cebrail’den yardım dilemek (istiğasede bulunmak) bir şirk olsaydı, Cebrail bunu İbrahîm’e teklif etmezdi.

Yazının devamını oku »


Dua Talebi ve Selef-i Salih’in Tavrı

Kasım 22, 2006

Müellifin: “Bu husus sabit olduğuna göre onların peygamberlerden yardım istemeleri…” ifadesi de ikinci cevabı teşkil etmektedir. Şöyle ki insanların peygamberlerden yardım dilemeleri (istiğase) yüce Allah’a insanları o büyük bağkifdeki halden rahata kavuşturması için Allah’a dua etmelerini istemek kabilinden olacaktır. Bizzat kendilerine dua etmek (ve onlardan istemek) değildir. Aksine onların Rablerine dua etmelerine dair bir istekleridir. Bu da caiz bir şeydir. Nitekim ashab-ı kiram da Peygamber sallallahü aleyhi vesellem’dan kendilerine Allah’a dua etmelerini istiyorlardı. Buhari ve Müslim’de yer alan Enes radıyallahu anh.’ın rivayet ettiği hadise göre bir adam bir cuma günü Peygamber sallallahü aleyhi vesellem hutbe irad ederken mescide girerek şöyle demiş: “Ey Allah’ın Rasûlü! Mallar telef oldu, yollar kesildi. Sen yüce Allah’a bize yağmur yağdırması için dua buyur.” demiş fakat ey Allah’ın Rasûlü sen bizim için yağmur yağdır dememiştir. Aksine “Allah’a bize yağmur yağdırması için dua et” demiştir. Peygamber sallallahü aleyhi vesellem de ellerini kaldırarak üç defa: “Allah’ım bize yağmur yağdır” diye buyurmuştur.

Yazının devamını oku »


“Kıyamet Gününde Rasullerden Yardım Dilenecek” Şüphesi

Kasım 22, 2006

Bu gibi kimselerin bir diğer şüphesi daha vardır. O da Peygamber sallallahü aleyhi vesellem’in sözünü ettiği kıyamet gününde insanların önce Adem’den, sonra Nuh’tan, sonra İbrahîm’den, sonra Musa’dan, sonra İsa’dan yardım taleb edecekleri, hepsinin birer mazeret ileri süreceklerini ve nihayet Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem’a geleceklerini belirten hadis-i şeriftir. Bu şüpheciler şöyle derler: İşte bu Allah’tan başkasından yardım istemenin (istiğase) şirk olmadığının delilidir derler.

Yazının devamını oku »


“Bize Bir İlah Yap Diyenler Kafir Olmadıklarına Göre…” Şüphesi

Kasım 22, 2006

Yine buna dair delillerden birisi de yüce Allah’ın müslüman olmalarına, bilgilerine ve salih kimseler olmalarına rağmen Musa aleyhisselam’a: “Onların nasıl ilahları varsa, sen de bize böyle bir ilah yap.” (el-A’raf, 7/138) diyen kimselere dair naklettiği hususda ashab-ı kiram’dan birtakım kimselerin de: “Sen de bize bir zat-ı envad (kılıçlarımızı asarak takdis edeceğimiz bir ağaç) tayin et.” demeleri üzerine Peygamber sallallahü aleyhi vesellem’in yemin ederek “şüphesiz ki bu İsrailoğullarının bize bir ilah yap şeklindeki sözlerine benzer” demesi de bu hususa dair deliller arasındadır. Şu kadar var ki müşriklerin bu olay ile ilgili olarak ileri sürdükleri bir şüpheleri vardır. O da şudur: İsrailoğulları bundan dolayı kâfir olmadılar. Peygamber sallallahü aleyhi vesellem’e: Bize bir zat-u envad yap diyenler de kâfir olmadılar derler.

Yazının devamını oku »


Biz Allah’a, Rasûlullah’a ve Ahiret’e İnanıyoruz Diyerek Müşriklikten Sıyrılmak İsteyenlerin Şüphesi

Kasım 22, 2006

Salih kişi yahutta tahta ve taş gibi isyan etmesi sözkonusu olmayan bir varlığa inanan kimse fasıklığı, fesadı tanık olunan ve görülen kimseye inanan şahıstan daha ehvendir.

Böylelikle Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem’ın kendileri ile savaşmış olduğu kimselerin bunlara göre daha sağlıklı bir akla sahib oldukları, şirklerinin de daha hafif olduğu açıkça anlaşıldığına göre şunu bilmek gerekir ki bu gibi kimselerin bizim sözünü ettiğimiz hususlara karşılık olarak ileri sürdükleri bir şüpheleri vardır. Bu da onların bu husustaki şüphelerinin en büyüğüdür. Şimdi bu şüpheye karşı verilen cevaba kulak verelim. Şüpheleri şudur:

Yazının devamını oku »


Eskilerin Şirki Şimdikilerden Hafifti

Kasım 22, 2006

Müşriklerin günümüzde “inancın büyüğü” diye ad verdikleri bu hususun Kur’ân-ı Kerim’de belirtilen ve Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem’ın kendisine karşı savaş verdiği şirk ile aynı şey olduğunu bildiğimize göre şunu da belirtelim ki öncekilerin şirki günümüzün şirkine göre iki sebebten dolayı daha hafiftir. Birincisi öncekiler ancak bolluk ve rahatlık zamanında melekleri, velileri ve putları Allah’a ortak koşuyor ve onlara dua ediyorlardı. Darlık zamanlarında ise dualarını yalnızca Allah’a yapıyorlardı. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Denizde size bir sıkıntı dokunduğu zaman ondan başka taptığınız herkes kaybolur. Fakat o sizi kurtarıp, karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.” (el-İsra, 17/67)

Yazının devamını oku »