“Kıyamet Gününde Rasullerden Yardım Dilenecek” Şüphesi

Bu gibi kimselerin bir diğer şüphesi daha vardır. O da Peygamber sallallahü aleyhi vesellem’in sözünü ettiği kıyamet gününde insanların önce Adem’den, sonra Nuh’tan, sonra İbrahîm’den, sonra Musa’dan, sonra İsa’dan yardım taleb edecekleri, hepsinin birer mazeret ileri süreceklerini ve nihayet Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem’a geleceklerini belirten hadis-i şeriftir. Bu şüpheciler şöyle derler: İşte bu Allah’tan başkasından yardım istemenin (istiğase) şirk olmadığının delilidir derler.

Buna şu sözlerimizle cevab verebiliriz: Düşmanlarının kalblerini mühürleyen Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederiz. Bizler yaratılmış kimselerden güç yetirebileceği hususlarda yardım istemeyi (istiğaseyi) reddetmiyoruz. Nitekim yüce Allah Musa aleyhisselam kıssasında şunları söylemektedir:

“Taraftarlarından olan kişi düşmanından olana karşı kendisinden yardım (istiğase) istedi.” (el-Kasas, 28/15)

Nitekim bir kimse savaş ya da başka hallerde yaratılmışın güç yetirebileceği şeyler hususunda arkadaşlarından yardım ister (istiğasede bulunur). Bizler ise velilerin kabirleri yanında yahut onların hazır olmadıkları bir yerde Allah’tan başka kimsenin güç yetiremeyeceği hallerde kullardan yardım istemeyi (istiğasede bulunmayı) kabul etmiyoruz.

Müellifin: “Onların bir diğer şüphesi daha vardır” sözleri ile kastettiği şudur: Allah’tan başkasından yardım istemenin şirk olmadığına dair şüphelerini kastetmektedir. O bu şüpheye iki şekilde cevab vermektedir:

Evvela bu yaratılmış birisinden güç yetirebileceği bir hususta yardım dilemek (istiğase)dir. Bu ise reddolunamaz, çünkü yüce Allah Musa aleyhisselam kıssasında şöyle buyurmaktadır:

“Taraftarlarından olan şahıs düşmanından olana karşı kendisinden yardım (istiğase) istedi.” (el-Kasas, 28/15)

İkinci cevab: İnsanlar bu şerefli peygamberlerden içinde bulundukları sıkıntılı hali bizzat kendileri açıp gidersinler diye yardım istemeyeceklerdir. Onlar bu peygamberlerden Allah nezdinde bu zorlu hali ortadan kaldırması için şefaatçi olmalarını isteyeceklerdir. İçinde bulunduğu kötülüğü ve sıkıntıyı kaldırması için yaratılmış bir varlıktan yardım istemek (istiğase) ile Allah’ın bu üzerindeki sıkıntılı hali gidermesi için yaratılmışın Allah’ın nezdinde şefaatçi olmasını istemek arasında ise açık bir fark vardır.

Bu husus böylece sabit olduğuna göre insanların kıyamet gününde peygamberlerden yardım istemeleri (istiğase) ve onlardan yüce Allah’a insanları hesaba çekmesi için dua etmelerini sonunda cennete gidecek olanların hesab yerindeki sıkıntılardan rahata kavuşmalarını istemeleri maksadı ile olacaktır. Böyle bir isteyiş ise dünyada da, ahirette de caizdir. Şöyle ki sen, seninle birlikte oturan, senin sözünü işiten salih bir kimsenin yanına gider ve ona benim için Allah’a dua et diyebilirsin. Nitekim Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem’ın ashabı da hayatta iken ondan bunu istiyorlardı. Vefatından sonra ise asla onlar hiçbir zaman kabrinin yanında ondan böyle bir şey istemediler. Aksine selef-i salih Peygamber efendimizin kabri yanında Allah’a dua etmek maksadını güden kimselerin bu tavırlarını kabul etmemişlerdir. Peki ya bizzat ona dua edip, ondan istemeye ne diyebiliriz?

ŞÜPHELERİ YOKEDEN TEVHİD GERÇEĞİ Şeyh İbn ‘Useymîn rahmetullahi aleyh

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: