Eskilerin Şirki Şimdikilerden Hafifti

Müşriklerin günümüzde “inancın büyüğü” diye ad verdikleri bu hususun Kur’ân-ı Kerim’de belirtilen ve Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem’ın kendisine karşı savaş verdiği şirk ile aynı şey olduğunu bildiğimize göre şunu da belirtelim ki öncekilerin şirki günümüzün şirkine göre iki sebebten dolayı daha hafiftir. Birincisi öncekiler ancak bolluk ve rahatlık zamanında melekleri, velileri ve putları Allah’a ortak koşuyor ve onlara dua ediyorlardı. Darlık zamanlarında ise dualarını yalnızca Allah’a yapıyorlardı. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Denizde size bir sıkıntı dokunduğu zaman ondan başka taptığınız herkes kaybolur. Fakat o sizi kurtarıp, karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.” (el-İsra, 17/67)

Müellifin “günümüzde müşriklerin… bildiğimize göre” sözleri şu demektir: Sen ibadetin anlamını ve -müellifin- kendi döneminde o müşriklerin izledikleri yolun tıpkı Peygamber sallallahü aleyhi vesellem’in dönemindeki müşriklerin izlediği yol ile aynı olduğu anlaşıldığına göre bunların şirklerinin Peygamber sallallahü aleyhi vesellem’in kendileriyle savaşmış olduğu kimselerin şirkinden iki yönüyle daha büyük olduğu da anlaşılmış olur.

Evvela bunlar hem rahatlık ve bolluk zamanlarında, hem de sıkıntılı zamanlarında Allah’a ortak koşmaktadırlar. Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem’in aralarında peygamber olarak gönderdiği o müşrikler ise sadece bolluk ve rahatlık zamanlarında ortak koşuyorlar, fakat darlık ve sıkıntılı zamanlarında ihlasla Allah’a yöneliyorlardı. Nitekim yüce Allah: ”Denizde size bir sıkıntı dokunduğu zaman ondan başka taptığınız herkes kaybolur.” (el-İsra, 17/67) diye buyurmaktadır. Gemiye bindikleri vakit dini Allah’a halis kılarak, Allah’a dua ediyorlar, O’ndan başkasına dua etmiyorlar, başkasından istekte bulunmuyorlardı. Daha sonra onları kurtarıp, karaya çıkınca da hemen ortak koşmaya koyuluyorlardı ya da onların bir kesimi Allah’a ortak koşuyorlardı. İki bakımdan birisi budur.

Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:

“Sen de ki: Eğer size Allah’ın azabı gelirse yahut size kıyamet gelip çatarsa, Allah’tan başkasını mı çağıracaksınız. Şâyet doğru kimseler iseniz bana söyleyin. Hayır, yalnız O’na yalvarırsınız, O da dilerse yalvardığınız şeyi giderir, siz de şirk koştuğunuz şeyleri unutursunuz.” (el-En’am, 6/40-41)

“İnsana bir zarar isabet etse, o Rabbine dönerek O’na dua eder… de ki küfrünle biraz eylenedur, muhakkak sen cehennemliklerdensin.” (ez-Zümer, 39/8)

Bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır:

“Onları dağlar gibi bir dalga kapladığında dinlerini yalnız Allah’a halis kılanlar olarak O’na dua ederler.” (Lokman, 31/32)

Bu da aynı şekilde o müşriklerin rahat ve bolluk zamanlarında Allah’a ortak koştuklarını, azab yahut kıyamet gelip kendilerini bulduğunda Allah’tan başkasına dua etmediklerini göstermektedir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

”Hayır, yalnız O’na yalvarırsınız. O da dilerse, yalvardığınız şeyi giderir, siz de şirk koştuğunuz şeyleri unutursunuz.” (el-En’am, 6/41)

O müşrikler bu hallerinde ortak koştukları varlıkları unuturlar ve Allah’tan başkasına dua etmezlerdi.

Bir sonraki âyet (ez-Zümer, 39/8) de önceki iki âyet gibi insanın bir sıkıntı ile karşılaştığında Allah’a yönelerek O’na dua ettiğini fakat Allah’tan bir nimet ile karşılaştığında daha önce dua ettiğini unutup, Allah’a -Allah’ın yolundan saptırmak için- birtakım ortaklar koştuğunu göstermektedir. Böylelikle o rahat ve bolluk zamanında Allah’a ortak koşar, darlık ve sıkıntılı zamanlarında O’na ihlasla yönelir.

Bir sonraki âyette aynı şekilde önceki âyetler gibi bu müşriklerin bolluk ve rahat zamanlarında Allah’a ortak koştuklarını, darlık ve sıkıntılı zamanlarda ise yalnızca Allah’a sığındıklarını göstermektedir.

Yüce Allah’ın kitabında açıkladığı bu meseleyi kavrayan bir kimse… yani Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem’ın kendileriyle savaşmış olduğu müşriklerin rahat ve bolluk halinde hem Allah’a, hem de ondan başkasına dua ettiklerini fakat darlık ve sıkıntılı zamanlarında ise O’na hiçbir ortak koşmaksızın bir ve tek olarak Allah’a dua ederek kendi efendilerini (ortak koştukları putlarını) unuttuklarını anlayan bir kimse günümüz insanlarının şirki ile öncekilerin şirki arasındaki farkı da açıkça anlamış olur. Ancak bu meseleyi kalbiyle sağlam bir şekilde kavrayan kimse nerede? Allah’tan yardımını dileriz.

Müellif şunu açıklamaktadır: Kendi dönemindeki müşriklerin şirki Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem’ın döneminin şirkinden daha ağırdı. Çünkü onun dönemindeki müşrikler hem rahat ve bolluk zamanlarında, hem darlık ve sıkıntılı zamanlarında Allah’tan başkasına dua ediyorlardı. Ancak Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem’ın dönemindeki müşrikler ise darlık ve bolluk zamanlarında Allah’a ve Allah’tan başkasına dua ederlerken, zorluk ve sıkıntılı zamanlarında Allah’tan başkasına dua etmiyorlardı. İşte bu onun dönemindeki müşriklerin şirklerinin Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem’ın dönemindeki müşriklerin şirkinden daha büyük olduğunu göstermektedir.

İşte bu meseleyi kavrayan kimse her iki şirk arasındaki farkı da açıkça anlamış olur. Yani müellifin dönemindeki müşrikler ile Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem’ın dönemindeki müşrikler arasındaki farkı anlamış olur. Şunu da anlar ki öncekilerin şirki müellifin kendi dönemindekilerin şirkinden daha hafiftir, fakat kalbi ile bunu anlayacak insanlar nerede? İnsanların çoğu bundan yana gaflet içindedirler. İnsanların çoğu hak ile batılı karıştırmakta, batılı hak zannetmekte, hakkı da batıl sanmaktadırlar.

İkinci hususa gelince, öncekiler Allah ile birlikte peygamber, evliya, melek gibi ya Allah’a yakın kimselere dua ederlerdi yahutta herhangi bir şekilde isyan etmeleri sözkonusu olmayan, Allah’a itaat eden ağaçlara, taşlara dua ederlerdi. Günümüzün insanları ise Allah ile birlikte insanların en fasıklarından olan birtakım kimselere dua etmektedirler. Onlara dua eden kimseler ise zina, hırsızlık, namazı terketmek ve buna benzer çeşitli günahkarlıklarını da nakletmektedirler.

“İkinci hususa gelince” sözleri şu demektir: Öncekilerin şirk koşmalarının günümüzün insanlarının şirklerinden daha hafif olduğunu açıklamaya dair ikinci husus şudur: Rasûlullah sallallahü aleyhi vesellem dönemindeki müşrikler ya evliyaullah gibi Allah’a yakın kimselere yahutta taş, ağaç gibi Allah’a itaat eden ve O’nun önünde zilletle boyun eğen varlıklara dua ederlerdi. Bunlar ise yani onun dönemindeki müşrikler ise kendilerinden türlü günahkarlıkları zina, hırsızlık ve buna benzer Allah’a masiyet olan diğer işleri işlediklerini naklettikleri kimselere dua ederler. Bilinen bir husus da şudur ki salih bir kimse hakkında ya da yüce Allah’a isyan etmeyen cansız bir varlık hakkında belirli bir inanç besleyen kimse fasıklığı görülen ve bu hususta şahitlik bulunan kimseler hakkında birtakım inanç besleyenlerinkinden daha hafiftir. Bu da açıkça görülen bir husustur.

ŞÜPHELERİ YOKEDEN TEVHİD GERÇEĞİ Şeyh İbn ‘Useymîn rahmetullahi aleyh

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: