Tevhid, Şer’i Tevessül Ve Batıl Olan Tevessül

1- “Bir kimsenin Allah’ın isimleri dışında başka bir isimle Allah’a dua etmesi caiz değildir. Caiz olup emredilen dua Allah Teala’nın şu ayetiyle sabit olmuştur:

“En güzel isimler Allah’ındır. Allah’a bu isimlerle dua edin. Allah’ın isimlerinde aşırı gidenler işlediklerinin cezasını göreceklerdir.” (el-A’raf: 7/180)[1]

2- “Dua edenin “falancanın hakkı için” veya “peygamberinin ve nebilerinin hakkı için” ya da “Kabe’nin ve Meş’ar-ı Haram’ın hakkı için”, gibi sözlerle Allah’a yalvarması mekruhtur.”[2]

3- “Bir kimsenin Allah’tan gayrısıyla Allah’a dua etmesi doğru değildir. Duada “senin arşının izzetle tutunduğu yerlerin hürmetine” veya “yarattıklarından birinin hakkı için” gibi sözler kullanılmasından nefret ederim.”[3]

4- Allah yaratılmışların sıfatlarıyla vasfedilmez. Gazabı ve Rızası, O’nun iki sıfatıdır. Keyfiyetleri araştırılamaz. Bu, Ehli Sünnet ve’l-Cemaatin sözüdür. Allah, gazab ettiği gibi, razı da olur. O’nun gazabı cezalandırması, rızası ise sevabıdır’ denilemez. O kendisini nasıl vasfetmişse, biz de öyle vasfederiz. O doğmamış ve doğurmamıştır. Ehad’dir. Samed’ dir. O’na denk hiçbir şey yoktur. Allah Hay, Semi’, Basîr ve Alimdir. Allah’ın eli mü’min kullarının eli üzerindedir. Ancak bu, kullarının eli gibi değildir.”[4]

5- “O’nun eli, yüzü ve nefsi vardır. Allah’ın kitabında zikretmiş olduğu yüz, el, nefis, O’nun keyfiyeti bilinmeyen sıfatlarındandır. Elinden maksad kudretidir veya nimetidir denilemez. Zira bu durumda Allah’ın sıfatlarını iptal etme söz konusu olur. Bu ise Mutezile ve Kaderiye’nin görüşüdür.”[5]

6- “Hiç kimsenin Allah’ın zatı hakkında bir şey söylemeye hakkı yoktur. Aksine O’nu, kendisini nasıl vasıflandırmışsa, öyle vasıflandırmalıdır. Allah Tebareke ve Teala hakkında bilmediğini söylememelidir.”[6]

7- Ebu Hanife’ye ‘nüzul’ hakkında sorulduğunda: “Allah keyfiyetsiz olarak nüzul eder.” cevabını verdi.”[7]

8- “Allah Teala’dan birşey dilerken, yukarıdan istenir, aşağıdan değil. Çünkü aşağı Rububiyetin sıfatlarından değildir.”[8]

9- ”O, gazaba geldiği gibi, razı da olur. O’nun gazabı cezalandırmasıdır denilemeyeceği gibi, rızası da sevabıdır denilemez.”[9]

10- “Hiçbir şeye benzemediği gibi, yarattıklarından hiçbir şey de O’na benzemez. O, halihazırda, isimlerinin ve sıfatlarının sahibidir.”[10]

11- “O’nun sıfatları, yarattıklarının sıfatlarının hilafınadır. O’nun bilmesi, bizim bilmemiz gibi değildir. Kudreti vardır, ancak bizim kudretimiz gibi değildir. Görür, fakat görmesi bizim görmemiz gibi değildir. Duyar, ancak duyması bizimkine benzemez. Konuşur, ancak konuşması bizimkine benzemez.”[11]

12- “Allah Teala, mahlukatın sıfatlarıyla sıfatlandırılamaz.”[12]

13- “Kim Allah’ı, kulları tanımladığı gibi tanımlanırsa, kafir olur.”[13]

14- “O’nun sıfatları zati ve fiilidir. Zatî sıfatlar: Hayat, kudret, ilim, kelam, semi’, basar ve iradedir. Fiili sıfatlar: Yaratma, rızıklandırma, inşa, ibda’, ve tekvin’dir. Bunun dışında her ne kadar fiili sıfatı varsa, halihazırda hem onların hem de sıfatlarının sahibidir.”[14]

15- “Allah, halihazırda, fiil sahibidir. Fiil ezelden beri, O’nun sıfatıdır. Fail Allah’dır. Fiil ezeli bir sıfattır. Meful mahluktur. Allah’ın fiili mahluk değildir.”[15]

16- “Her kim: ‘Rabbim gökte midir bilmiyorum’ derse kafir olmuştur. Aynı şekilde: ‘O, arşının üzerindedir. Fakat arş gökte midir, yerde midir bilmiyorum’ diyen kimse de kafir olmuştur.”[16]

17- Kendisine “Allah nerededir?” diye soran kadına: “Allah Subhanehu ve Teala sema’dadır, yerde değil” cevabını verdi. Bunun üzerine adamın biri: “Peki, Allah’ın: “O bizimle beraberdir” (el-Hadid: 57/4), sözüne ne dersin?” deyince: “Bu, senin bir kimseye mektup yazıp ‘ben seninle beraberim’ demen gibidir. Halbuki sen onun yanında değilsin” yanıtını verdi.[17]

18- “Allah’ın eli mü’minlerin eli üzerindedir. Ancak bu, kulların elleri gibi değildir.”[18]

19- “Allah Teala göktedir, yerde değil.” Ona “O, sizinle beraberdir” (el-Hadîd: 57/4) ayetini hatırlatan adama: “Bu senin bir adama mektup yazıp onunla beraber olduğunu söylemen gibidir. Halbuki sen onun yanında değilsin.”dedi.[19]

20- “Allah Teala Musa ile konuşmadan evvel de mütekellim (konuşucu) idi.”[20]

21- “Allah kendi kelamıyla konuşur. Kelam O’nun ezeli sıfatıdır.”[21]

22- “Konuşur ancak bizim konuşmamız gibi değil.”[22]

23- “Musa (a.s.) Allah Teala’nın kelamını işitmiştir. ‘Allah Musa’ya kelamıyla konuştu.’ (en-Nisa: 4/164).

Allah Musa’yla konuşmadan önce de mütekellim idi.”[23]

24- “Kur’an, mushafta yazılmış olan Allah kelamıdır. O, kalplerde hıfzedilmiştir. Dillerde okunur. Allah’ın nebisine (sallallahu aleyhi vesellem) inmiştir.”[24]

25- “Kur’an yaratılmış değildir.”[25]
[1] ed-Durru’l-Muhtar c: 6, sh: 396-397.

[2] el-Akidetu’t Tahaviye şerhi sh: 234. İthafu es-saadeti’l-Muttekîn c:2, sh: 288. Fıkhı ekber Şerhi sh:198.

[3] İmam Ebu Hanife ve Muhammed îbnu’l Hasan kişinin duasında “Allahım! Senin arşının izzet düğümü hatırına” diye dua etmesini hakkında bir nas olmadığı için kerih görmüşlerdir. Ebu Yusuf un sözünü ettiği “nas”da (hadiste) Allah Rasulû (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle dua etmiştir: “Allahım! Ben senden arşının izzet düğümlerinden, kitabındaki sonsuz rahmetle Sen’den isterim.”

Bu hadisi el-Beyhakî “et-Deavat el-Kebire” adlı kitabındaki tahric etmiştir. el-Binaye’de de (2/282) zikri geçer. Nasbu’r-Raye (4/272)

Fakat bu hadisin isnadında üç mesele vardır:

1- Davud b. Ebi Asım, İbni Abbas’tan hadis duymamıştır.

2- Abdülmelik b. Cureye müdellistir. Hadisleri irsalle rivayet eder.

3- Amr b. Haruz yalancılıkla suçlanmıştır. Bunun için îbnu’l Cevzi -el-Binaye’de de (9/382) belirtildiği gibi- bu hadise: “Süphesiz. ki mevzuudur” der.

[4] El-Fıkhu’l-Ebsat sh: 56.

[5] el-Fıkhu’1-Ekber, sh: 302.

[6] el-Akidetu’t-Tahaviye, c: 2, sh: 427 Dr. et-Turki tahkiki celau’l-Ayneyn, sh: 368.

[7] Akidetu’s-Selef ve Ashabi’l-Hadis sh: 42 el-Esma ve’s sıfat (el-Beyhaki), sh: 456 el-Kevseri bu konuda sukut etmiştir. el-Akidetu’t-Tahaviye sh: 245, Thk. El-Elbani.

[8] el-Fıkhu’l-Ebsat,sh: 51.

[9] A.g.e. sh:56 (Kitabın muhakkiki el-Kevseri bu konuda susmuştur).

[10] el-Fıkhu’I-Ekber, sh: 301.

[11] el-Fıkhu’1-Ekber sh: 302.

[12] el-Fıkhu’1-Ebsat, sh: 56.

[13] el-Akidetu’t-tahaviye, sh: 25.

[14] el-Fıkhu’l-Ekber, sh:301.

[15] el-Fıkhu’l-Ekber, sh: 301.

[16] el-Fıkhu’1-Ekber, sh: 46.

[17] El-Esma ve’s-sıfat, sh: 426.

[18] el-Fıkhu’l-Ebsat, sh: 56.

[19] el-Esma ve’s-sıfat, c: 2, sh: 170.

[20] el-Fıkhu’l-Ekber, sh: 302.

[21] el-Fıkhu’l-Ekber, sh: 301.

[22] el-Fıkhu’l-Ekber, sh: 302.

[23] el-Fıkhu’l-Ekber, sh: 302.

[24] el-Fıkhu’l-Ekber, sh: 301.

[25] el-Fıkhu’l-Ekber, sh: 301.

Dr. Afif Abdurrahman el-Humeyyis, Dört Mezheb İmamının İtikadı, Guraba Yayınları.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: