Tevhîd Hakkındaki Gorüşü

1- el-Herevi’nin Şafiî’den yaptığı bir rivayete göre, Malik’e kelam ve tevhid hakkında soruldu. Malik de şöyle cevap verdi: “Allah Rasulü’nün (sallallahu aleyhi vesellem), ümmetine istinca’yı öğretip tevhidi öğretmemiş olması muhaldir. ‘Tevhid’ Allah Rasulü’nün söylemiş olduğu şu sözdür: “insanlarla La ilahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum.”[1]

“Mal ve can ancak tevhidin hakikati ile korunabilir.”[2]

2- Ed-Darekutni’nin el-Velid b. Müslim’den yaptığı rivayette, el-Velid diyor ki: “Malik’e, es-Sevri’ye, el-Evzai’ye, el-Leys b. Sad’a sıfatlar hakkındaki haberleri sordum. Dediler ki: Sıfatları olduğu gibi kabul edin.[3]

3- îbni Abdilber diyor ki: “Malik’e: Allah ahirette görülür mü? dediler. Malik: Evet, dedi. Allah Azze ve Celle buyuruyor ki: “O gün Rablerine bakan pırıl pırıl parlayan yüzler vardır.” (Kıyamet: 75/22) Diğerleri için de: “Hayır, o gün onlar Rablerini göremiyeceklerdir.” (el-Mutaffıfın: 15)[4]

Kadı Îyad Tertibu’l-Medarik’te[5] İbn Nafi ve Eşheb’den[6] şöyle rivayet ediyor:

“Biri diğerine geçiyor ey Abdullah’ın babası!” dediler. “O gün Rablerine bakan pırı pırıl parlayan yüzler vardır” (Kıyâmet, 75/22) Allah’a mı bakarlar?” Malik:

“Evet. Bu iki gözleriyle bakarlar” dedi. Ona dedim ki:

“Bazıları: Onlar Allah’a nazar edemezler. Ayeteki “nazire” (bakıcıdırlar) sözü, Rablerinin sevabını beklerler demektir, diyorlar. Bunun üzerine Malik:

“Onlar yalan söylüyorlar” dedi. “Musa’nın (a.s.) sözünü duymadın mı hiç. O, Rabbine:

“Ey Rabbim! Bana göster, sana bakayım” (A’raf: 7/143) demedi mi? Sen Musa’nın, Rabbine, olması mümkün olmayan bir şeyi mi sorduğunu zannediyorsun? Allah azze ve celle de: “Beni asla göremeyeceksin” (A’raf: 7/143) derken şu fani dünya hayatını kastediyor. Baki olana fani olacak olan bakamaz. Beka diyarı olan ahirete gittiklerinde baki kalacak olanlar, baki olana bakarlar. Allah Teala şöyle buyuruyor:

“Hayır. Onlar o gün Rablerini göremiyeceklerdir. (el-Mutaffıfın: 83/15)”

4- Ebu Nuaym, Ca’fer b. Abdullah’tan rivayet ediyor: “Biz Malik b. Enes’in yanındaydık. Bir adam gelip:

“Ey Abdullah’ın babası! ‘Rahman arş üzere istiva etti’ ne demektir? Allah arşa nasıl istiva eder?” diye sordu, İmam Malik bu soru üzerine çok öfkelendi. Yere bakarak elindeki çöplerle yeri karıştırmaya başladı. Ter içerisinde kalmıştı. Sonra başını kaldırarak elindeki çöpü attı ve: “Nasıllığına akıl erdirilemez, istiva Allah için malumdur. Buna iman vacib, hakkında soru sormak ise bid’attir. Seni de bir bid’at sahibi olarak görüyorum” dedi. Daha sonra da adamın çıkartılmasını emretti ve adam çıkarıldı.”[7]

5- Ebu Nuaym, Yahya b. Rebi’den rivayet ediyor: “Ben Malik b. Enes’in yanındayım. Bir adam gelip:

“Ey Abdullah’ın babasıl ‘Kur’an yaratılmıştır’ diyenler hakkında ne diyorsun?” diye sordu. Malik:

“O zındıktır. Onu öldürürüz” dedi. Adam:

“Ey Abdullah’ın babası! Ben yalnızca duyduğum bir sözü söylüyorum” deyince imam Malik:

“Ben şimdiye kadar bu sözü senden başka hiç kimseden duymadım” diyerek onun sözünü çok büyük birşey olarak yorumladı.”[8]

6- İbn Abdilber, Abdullah b. Nafi’den rivayet ediyor: “Malik b. Enes diyordu ki: Kim Kur’an yaratılmış derse, tevbe edinceye kadar hapsedilir.”[9]

7- Ebu Davud, Abdullah b. Nafi’den rivayet ediyor: “Malik: Allah semadadır, ilmi ise her yerde, derdi.”[10]

[1] Buhari, Kitabu’z-zekat, c: 3, sh: 262 (1399) Müslim, Kitabu’1-İman, c: l, sh:51 (324) en-Nesai, Kitabu’z-zekat c: 5, sh: 14 (2443). Tüm rivayet yolları Ubeydullah b. Ubeyd el-Lecn, Utbe b. Mes’ud ve Ebu Hureyre’den. Ebu Davud, Kitabu’l-Cihad c: 3, sh: 101 (2640) Ebu Salih ve Ebu Hureyre’den.

[2] el-Harevi, Zemmu’l-Kelam, K-20.

[3] ed-Darekutni, sh: 75. el-Acurri, eş Şeriya, sh: 314. el-Beyhaki, el-itikad, sh: 118. Îbn Adilber, et-Temhid, 7/149.

[4] el-İntika, sh: 36.

[5] İmam Malik’ten rivayette bulunan iki kişi vardır. Biricisi Abdullah b. Nafi b. Sabit ez-Zubeyri, Ebu Bekr el-Medeni’dir. İbni Hacer ona sadık der. H. 216’da öldü. Diğeri ise Abdullah b. Nafi b. Ebi Nafi el-Maheuni, Ebu Abdullah el-Medeni’dir. İbni Hacer ona “sika’ der. H. 206.

Takribu’t-Tehzib, 1/455-456 ve Tehzibu’t-Tehzib, 6/50-51.

[6] Eşheb b. Abdülaziz b. Davud el-Kaysi. Ebu Ömer et-Mısri’dir.

[7] el-Hilye, c: 6, sh: 325-326. es-Sabuni, Akidetu’s-Selef te, sh: 17-18 (Cafer b. Abdulah yoluyla Malik’ten) Îbn Abdilber, et-Tevhid’de, c-7, sh: 151 (Abdullah b. Nafi yoluyla Malik’ten) el-Beyhaki, el-Esma ve’s-Sıfat’ta, sh: 408 (Abdullah b.Vehb yoluyla îmam Malik’ten). Îbn Hacer, Fetih’te c: 13, sh: 406-407 (isnadının iyi olduğunu söylemiştir.)

[8] el-Hilye, c: 6, sh: 325. el-Lalekai, usulü i’tikadi Ehli’s-Sünneti ve’1-cemaati. c: l, sh: 249 (Muhammed b. Halef yoluyla imam Malik’ten rivayet ediyor.) Kadı îyad, Tertibu’l-Medarik, c: 2, sh: 44.

[9] el-întika, sh: 35.

[10] Ebu Davud, Mesaili’l-İmam Ahmed’de, sh: 263 (Abdullah b. Ahmed’den)

Dr. Afif Abdurrahman el-Humeyyis, Dört Mezheb İmamının İtikadı, Guraba Yayınları.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: