Bid’atların Ortaya Çıktığı Vakitler

Şeyhul-İslâm İbn-i Teymiyye-Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle der:

“Bilmen gerekir ki ilim ve ibâdetlerle ilgili bu veya başka miktardaki bid’atların geneli, bu ümmette râşid halîfelerin son dönem-lerinde ortaya çıkmıştır.

Nitekim Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- bunu şöyle haber vermektedir:

 (( مَنْ يَعِشْ مِنْكُمْ بَعْديِ فَسَيَرَى اخْتِلاَفاً كَثِيراً، فَعَلَيْكُمْ بِسُنَّتيِ وَسُنَّةِ الْخُلَفاَءِ الرَّاشِدِينَ الْمَهْدِييِّنَ مِنْ بَعْديِ )) [مجموع الفتاوى:10/354 ]

“Sizden her kim benden sonra yaşarsa, (dînde) çok ihtilaflar görecektir.Bu sebeple benim sünnetime ve benden sonraki doğru yolu bulmuş râşid halîfelerimin sünnetine sarılın.[12]”[13]

İlk defa ortaya çıkan bid’atlar, Kader, İrcâ, Teşeyyu’ (Şiâlaşma) ve Hâricîlik bid’atlarıdır.

Bu bid’atlar, sahâbenin olduğu bir zamanda hicrî 2. yüzyılda ortaya çıkmıştır.Nitekim sahâbe, bid’at sahiplerini reddedip inkâr etmişlerdir.

Daha sonra Mu’tezile[14] bid’atı ortaya çıkmış, müslü-manlar arasında firneler meydana gelmiş, görüş ayrılıkları, bid’atlara,hevâ ve hevese meyletme hastalığı ortaya çık-mıştır.

Tasavvuf bid’atı ile kabirlerin üzerine kubbe gibi şeyler binâ etme bid’atı, yine dönemlerin en hayırlısı olan sahâbe, tâbiîn ve etbâut-tâbiîn dönemlerinden sonra ortaya çıkmıştır.Aynı şekilde bu üç dönemden uzaklaştıkça bid’atlar çoğalarak yaygınlaşmıştır.

[12] Ebû Dâvûd ve Tirmizî’nin rivâyet ettikleri hadîsin bir kısmıdır.Tirmizî, “hadîs, hasen sahîh” demiştir.

[13] İbn-i Teymiyye Külliyâtı.Cilt:10. Sayfa:354

[14] Mu’tezile: Hasan Basrî’nin öğrencilerinden Vâsıl b. Atâ el-Ğazzâl, Ebû Huzeyfe el-Mahzûmî’nin hocasını terkederek kurduğu akâid mezhebine mensup olanlardır. Kaderiyye olarak da bilinirler.Başlarda Ebû Hâşim Abdullah b.Muhammed b. el-Hanefiyye’nin derslerine devam eden Vâsıl b. Atâ daha sonra Hasan Basrî’nin derslerine devam etmiştir.Sessiz kişiliği ve uzun boynuyla bilinen Vâsıl b. Atâ, günah işleyen kimse hakkında “fâsık, ne mü’min, ne de kâfirdir” dediği için Hasan Basrî kendisini meclisinden kovmuştur.Amr b.Ubey de kendisine katılarak Hasan Basrî’nin derslerinden çekilmişlerdir.Böylece kendilerine “çekilenler, ayrılanlar” anlamına gelen Mu’tezile adı verilmiştir.İnanç konusundaki görüşleri bunlar beş esasta toplanmaktadır:

1- Menzile Beynel-Menzileteyn: Büyük günah işleyen kimse, dünyada îmân ve küfür arasında bir yerdedir.

2- Tevhîd:Kadîm,Allah Teâlâ’nın zâtına nisbet edilen en önemli sıfat olup ondan başka müstakil ve kadîm sıfatlar O’na nisbet edilemez.Buna göre onlar, Cehmiyye gibi Allah’ın sıfatlarını inkâr etmişlerdir.

3- Adl: Kul, kendi fiillerini kendine ait müstakil bir irâde ile yapar.Yani kendi fiilini kendisi yaratır.Allah’ın bunda herhangi bir müdahalesi ve etkisi yoktur.Buna göre onlar, kader konusunda Kaderiyye ile hemfikirdirler.

4- Va’d ve Vaîd: Mü’minlerin mükâfatlandırılması (va’d) ve fâsıkların cezâlandırılması (vaîd) Allah’ın üzerine vâciptir.

5- Emri bil-Ma’rûf ve Nehyi anil-Münker: İyiliği emredip kötülükten alıkoymak, farzdır.

Bu beş esasın dışında Kur’an’ın yaratılmış olduğu, mü’minlerin kıyâmet günü Rablerini göremeyecekleri ve aklın , nakilden önce geldiği ve aklın nakilden daha üstün olduğu gibi pekçok sapık fikirlere sahiptirler. (Mütercim)

Faziletli Şeyh Salih bin fevzan (Allah onu korusun)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: