Günümüzdeki Bidatlere Örnekler

Zamanın ilerlemesi, ilmin azalması, bid’atlara, dînin emir ve yasaklarına aykırı olan şeylere çağıran dâvetçilerin çoğalması ve Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in:

(( لَتَتَّبِعُنَّ سَنَنَ مَنْ كاَنَ قَبْلَكُمْ )) [رواه الترمذي و صححه]

“Muhakkak ki siz, sizden öncekilerin izlemiş oldukları yola (adım adım) uyacaksınız.”[30] sözü gereği, geleneklerinde ve dîni merasimlerinde kâfirlere benzemenin hızla yayılması sebebiyle günümüzdeki bid’atlar pek çoktur.

Günümüzdeki Bid’atlardan Bazıları Şunlardır:

1. Mevlid-i Nebevî’yi (Mevlid Kandilini) kutlamak.

2. Bereket ummak amacıyla bazı mekânlar, eserler, ölüler veya buna benzer şeylerden bereket ummak.

3. İbâdetler alanında yapılan bid’atlar ve bu bid’atlarla Allah’a yakınlaşmaya çalışmak.

Birincisi:Rebîul-Evvel ayında Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in doğum gününü (Mevlid-i Nebevî’yi) kutlamak:

Bu davranış, İsa’nın doğum günü kutlama merasimi olarak bilinen şeyde hıristiyanlara benzemektir.Câhil müslü-manlar ya da sapıtmış âlimler Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-’in doğum günü münâsebetiyle her yıl Rebîul-Evvel ayında O’nun doğum gününü kutlamaktadırlar.Kimi müslü-manlar, bu merâsimi câmilerde, kimisi evlerde, kimise de bu iş için hazırlanan yerlerde düzenlemektedirler.

Bu merâsimlere ayak takımı ve câhil pekçok insan iştirak edip hıristiyanların İsa-aleyhisselâm-’ın doğum gününü kutladıkları gibi kutlayıp onlara benzemektedirler.

Genellikle bu kutlamalar, içerisinde Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- hakkında aşırıya gidilen kasîdeler okunan, Allah’a değil de Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem-’e yalvaracak ve O’ndan yardım dileyecek dereceye varacak şekilde şirke götüren ameller ve çirkin şeylerle doludur.

Oysa Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- kendisinin aşırı bir şekilde övülmesini yasaklamış ve şöyle buyurmuştur:

(( لاَ تُطْرُونيِ كَماَ أَطْرَتِ النَّصاَرىَ ابْنَ مَرْيَمَ، إِنَّماَ أَناَ عَبْدٌ فَقُولُوا : عَبْدُ اللهِ وَرَسُولُهُ )) [رواه الشيخان]

“Beni, hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı aşırı bir şekilde övdükleri gibi övmeyin.Ben, ancak bir kulum ve (benim için) Allah’ın kulu ve elçisidir, deyin.”[31]

Mevlid-i Nebevî’yi kutlayan bu insanlar, Rasûlullah    -sallallahu aleyhi ve sellem-’in onların kutlamalarında hazır bulunduğuna bile inanmaktadırlar.

Bu kutlamalarla birlikte çalgılar çalınmakta, topluca kasîdeler söylenmekte, tefler çalınmakta ve buna benzer bid’atçı tasavvufçuların yaptığı zikirlerinden olan çirkin şeyler olmaktadır.

Bu kutlamalarda,erkeklerle kadınlar birarada bulu-nabilmektedir.Bu olay, fitneye sebep olur ve hayâsızlığa kadar götürür.

Bu kutlamalarda, -iddiâ ettikleri gibi- bu sakıncalı durumlar olmasa ve sadece toplanıp yemek yemek ve sevinmek için olsa bile dîne sonradan sokulan bir yeniliktir. Sonradan dîne sokulan her yenilik de Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in: “(Dîne sonradan sokulan) her yenilik, bid’attır, her bid’at da  dalâlettir.”  buyurduğu gibi, bid’attır.

Aynı şekilde,diğer kutlamalarda yapılan çirkin şeyler, bu kutlamalarda da ileri gidilerek aynı şeyler yapılabilir.

Dedik ki Mevlid-i Nebevî’yi kutlamak, bid’attır.Çünkü bu kutlamanın Kur’an ve sünnette bir delîli yoktur.Sahâbe, tâbiîn, etbâut-tâbiîn ve selefi sâlihten hiç kimse de bunu yapmamıştır.

Mevlid-i Nebevî’yi kutlamak, hicrî 4. yüzyıldan sonra  ortaya çıkmıştır.İlk defa ortaya çıkaranlar da şiânın bir kolu olan Fâtımîlerdir.

İmam Ebû Hafs Tâcuddîn Fâkihânî-Allah ona rahmet etsin- şöyle der:

“Cemaatten bazı kimselerin-Allah onları mübârek kılsın-, Rebîul-Evvel ayında  toplanıp yapmakta oldukları ve adına mevlid dedikleri amel hakkında tekrar tekrar soru sormaktadırlar.Bu amelin dînde bir aslı ve esası var mıdır? Meselenin açıklanarak bu konudaki cevabın doyurucu olmasını istemektedirler.

Dedim ki:Başarı Allah’tandır.Bu doğum gününü kutlamakla ilgili Kur’an ve sünnetten ne bir delîl biliyorum,ne de dinde bize örnek olan ve ilk müslümanların izledikleri şeylere sıkı sıkıya bağlı kalan bu ümmetin âlimlerden böyle bir şeyin naklolunduğunu biliyorum. Bilakis bu, işsiz ve güçsüz kimselerin ve nefislerinin hevâ ve arzusuna uyan yiyicilerin ihdâs ettiği şeylerdir.”[32] 

Şeyhul-İslâm İbn-i Teymiyye-Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle der:

“Yine, bazı insanların ihdâs ettikleri şey, ya İsa-aleyhisselâm-’ın doğum gününü kutlayan hıristiyanlara benzemektir, ya da Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’e sevgi duymak ve  saygı göstermektir.İnsanlar, doğum gününü kutlama konusunda farklı olmalarına rağmen, her kim Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in doğum gününü bayram edinirse, (bilsin ki) seleften hiç kimse bunu yapmamıştır.Bunda hayır olsaydı veya bunu yapmak daha tercih edilen bir görüş olsaydı, onlar Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’i bizden daha çok seviyor ve bizden daha çok O’na saygı duyarlardı.Çünkü onlar, hayıra bizden daha düşkündürler.Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’i sevmek ve O’na saygı göstermek,ancak O’nun yaptığı gibi yapmak, O’na itaat etmek, O’nun emirlerine uymak,gizli ve açık olarak sünnetini yaşatmak, gönderildiği bu dîni yaymaya çalışmak ve bu uğurda kalp ile, el ile ve dil ile cihâd etmektedir.Çünkü bu yol, ilk müslümanlar olan Muhâcir, Ensâr ve onlara en güzel bir şekilde tâbi olanların yoludur.”[33]

Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in doğum gününü kutlama bid’atını inkar etme konusunda eskiden olduğu gibi, günümüzde de çeşitli risâle ve kitaplar yazılmıştır. Bunun bid’at ve hıristiyanlara benzeme oluşunun yanında, bu olay evliyâ, şeyh ve liderlerin doğum günlerini kutlamak gibi, başka doğum günlerini kutlamaya kadar götürür ki birçok şer kapısının açılmasına sebep olur.

İkincisi: Mekânlar, zamanlar ve ölü ya da hayatta olan şahıslardan bereket ummak:

Teberrük kelimesi, bereket istemek demektir.Bu ise bir şeyde iyiliğin sâbit olması ve ziyâdeleşmesidir.Bir şeyde iyiliğin sâbit olması ve ziyâdeleşmesi, ancak bu iyiliğe sahip olan ve ona güç yetiren kimse tarafından mümkündür ki bu da Allah Teâlâ’dır.Bereketi indiren ve onu sâbit kılan yalnızca O’dur.Yaratılan bir kimse bereket vermeye, onu yoktan yaratmaya ya da bereketin kalmasını sağlamaya ve onu sâbit kılmaya güç yetiremez.

Mekânlarla, zamanlarla ve ölü ya da hayatta olan şahıslarla teberrükte bulunmak, asla câiz değildir.Çünkü o şeyin bereket verdiğine inanılırsa, bu şirktir.Veya o mekânı ziyâret ederek oraya el-yüz sürmekle, Allah tarafından bereketin hâsıl olunacağına inanılırsa, bu şirke götürür.

Sahâbenin, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in saçı, tükürüğü ve teriyle teberrükte bulunmasına gelince, bu Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem- hayattayken kendisine has olan bir davranıştı.Bunun en açık delîli, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in vefâtından sonra sahâbe, ne onun odası ve kabrinden bereket ummuş, ne onun namaz kıldığı yerlere yönelmiş, ne de oturduğu yerlerden bereket ummuşlardır. Bunu yapmadıklarına göre evliyânın makamından bereket ummamaları daha önce gelir.Sahâbenin en fazîletlileri olan Ebû Bekir ve Ömer gibi salih kimselerden ne hayatta ne de vefât ettikten sonra bereket ummuşlardır. Sahabe, namaz kılmak veya duâ etmek için Hirâ mağarasına da gitmemişlerdir.Aynı şekilde Allah Teâlâ’nın Musa-aleyhisselâm- ile konuştuğu Tûr dağına namaz kılmak veya duâ etmek için de gitmemişlerdir.Bundan başka evliyâ makamlarının olduğu söylenen dağlara veya herhangi bir peygamberin ayak izlerinin üzerine inşâ edilen bir türbeye gitmemişlerdir.

Ayrıca seleften hiç kimse, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in Mescid-i Nebevî’de devamlı olarak namaz kıldığı yeri, Mekke’de olsun, başka bir yerde olsun namaz kıldığı hiçbir yeri istilâm edip öpmemiştir.

Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in mübârek ayaklarını bastığı ve namaz kıldığı yerlere el-yüz sürüp öpmek,ümmeti için câiz değilse, nasıl Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’den başkasının orada namaz kıldığı veya uyuduğu söylenebilir.

İslâm âlimleri,ayak bastığı veya namaz kıldığı yerlere el-yüz sürüp öpmenin, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in şeriatından olmadığını kur’an ve sünnetle sâbit olduğunu söylemişlerdir.[34]

3. İbâdetler ve Allah’a yakınlaşma alanında yapılan bid’atlar:

İbâdetler alanında günümüzde ihdâs edilen bid’atlar pek çoktur.Çünkü ibâdetlerde asıl olan, Kur’an ve sünnetle sâbit olmasıdır.Kur’an ve sünnetten delîlsiz olarak yapılan hiçbir ibâdet, câiz değildir.Delîlsiz yapılan her amel de bid’attır.

Çünkü Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-:

(( مَنْ عَمِلَ عَمَلاً لَيْسَ عَلَيْـهِ أَمْرُنـاَ فَهُوَ رَدٌّ )) [رواه مسلم]

“Her kim, bu işimizden (dînimizden) olmayan bir şeyi yaparsa, o yaptığı şey kendisine iâde olunur.”[35] buyurmaktadır.

Günümüzde yapılan ve hiçbir delîli olmayan ibâdet-ler pek çoktur.Bunlardan bazıları şunlardır:

1. Namaz kılarken açıktan niyet etmek.

Örneğin: “(Allah rızâsı için) niyet ettim falanca namazı kılmaya” demek, bid’attır.

Çünkü açıktan niyet etmek, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in sünnetinden değildir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:

{ قُلْ أَتُعَلِّمُونَ اللَّهَ بِدِينِكُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ }  [سورة الحجرات الآية :16] 

“(Ey Muhammed!Onlara) De ki: Siz, dîninizi (ve içinizde olanları) Allah’a mı öğretiyorsunuz (haber veriyorsunuz).Oysa Allah, göklerde ve yerde olanları bilir.Allah, her şeyi hakkıyla bilendir (Kalplerinizde îmân, küfür, iyilik ve kötülük olarak ne varsa,onu bilir. Hiçbir şey ona gizli-saklı kalmaz).[36]

2. Farz namazlardan sonra topluca tesbih çekmek.

Çünkü câiz olan, herkesin vârid olan tesbihleri tek başına çekmesidir.

3. Bazı münâsebetlerde veya duâdan sonra veyahut da ölünün ardından Fâtiha sûresinin okunmasını istemek.

4. Ölünün arkasından yas töreni düzenlemek, yemek  yapmak, tâziye olduğunu veya bunun ölüye fayda verdiğini iddiâ ederek ücret karşılığında Kur’an okuyan kimseler kiralamak.

Bütün bunlar, bid’attır.Dînde aslı olmayan ve Allah Teâlâ’nın hakkında hiçbir delîl indirmediği ağır şeyleri yükle-nerek sorumluluk almak ve boyna zincir vurmaktır.

5. İsrâ ve Mîrâç gecesini ve Hicreti kutlamak  gibi, dînî münâsebetleri kutlamak.Bu münâsebetlerle kutlamalar yapmanın dînde hiçbir aslı yoktur.

6. Receb ayında, bu aya has olmak üzere Recebiye Umresi yapmak, nâfile namaz kılmak ve oruç tutmak gibi gibi ibâdetler yapmak.

Umre yapmak, oruç tutmak, namaz kılmak, ibâdet etmek amacıyla kurban kesmek veya başka yönden bu ayın diğer aylardan hiçbir ayrı özelliği yoktur.

7. Tasavvufçuların yaptıkları duâ ve zikirlerin her türlüsü.

Bunların hepsi, bid’at ve dîne sonradan sokulan yeniliklerdir.Çünkü bu duâ ve zikirler, câiz olan duâ ve zikirlerden yapılış şekli, görünüşü ve yapıldığı vakitler yönünden tamamen aykırıdır.

8. Şaban ayının 15. gecesini ibâdet etmeye, gündü-zünü ise oruç tutmaya has kılmak.

Çünkü Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’den bu konuda kendine has olan herhangi bir şey sâbit olmamıştır.

9. Kabirlerin üzerine (kubbe gibi şeyler) binâ etmek ve bu kabirleri namaz kılınan mescitler edinmek, bereket ummak amacıyla bu kabirleri ziyâret etmek, kabirlerde yatan ölülerle Allah’a tevessülde bulunmak ve şirk amaçlı bundan başka şeyler ve kadınların kabirleri ziyâret etmele-ridir.Oysa Rasûlullah-sallallahu aleyhi ve sellem- kabirleri ziyâret eden kadınlara,kabirleri namaz kılınan mescitler edinen ve kabirlerin üzerinde kandiller yakan kimselere lânet etmiştir.

Sonuç

Son olarak diyebiliriz ki bid’atlar, küfre götüren ve Allah Teâlâ ve Rasûlü Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-’in meşrû kılmadığı fazla bir dîndir.

Bid’at, büyük günahtan daha şerlidir.Şeytan, bid’at işlenmesine, büyük günah işlenmesinden daha çok  sevinir. Çünkü günah işleyen, günah işlerken onun günah olduğu-nu bilir ve o günahı işledikten sonra Allah’a tevbe edebilir.

Bid’at işleyen kimse (bid’atçı), işlediği bid’atın dîn olduğuna ve yaptığı şeyin kendisini Allah’a yaklaştırdığına inandığından dolayı o işten Allah’a tevbe etmez.

Bid’atlar, Peygamber-sallallahu aleyhi ve sellem-’in sünnetle-rini ortadan kaldırır, sünnetleri işlemeyi ve ehli sünneti bid’atçılara çirkin gösterir.

Bid’atlar, mü’mini Allah’tan uzaklaştırır,O’nun gazap ve azabını gerekli kılar, kalplerin haktan saparak bozulma-sına sebep olur.

[30] Hadisi Tirmizî rivâyet etmiş ve ‘hadis, sahîhtir’ demiştir.

[31] Buhârî ve Müslim

[32] “Risâletul-Mevrid fî Amelil-Mevlid”

[33] İbn-i Teymiyye:“İktidâus-Sırâtıl-Mustekîm”.Cilt:2.Sayfa:615.Tahkîk:Prof.Dr.Nâsır el-Akl

[34] İbn-i Teymiyye:“İktidâus-Sırâtıl-Mustekîm”.Cilt:2.Sayfa:795-802.Tahkîk:Prof.Dr.Nâsır el-Akl

[35] Müslim

[36] Hucurât Sûresi: 16

Faziletli Şeyh Salih bin fevzan (Allah onu korusun)

Reklamlar

9 Responses to Günümüzdeki Bidatlere Örnekler

  1. mahsum dedi ki:

    çok teşekkür ederim. allah razı olsun sayenizde yalnış bildiğim, çoğu şeyin farkına vardım…!

  2. Halid bin Velid dedi ki:

    ALLAH(s.w.t) razı olsun paylaştığınızdan ötürü. Bidatçiler ne kadar yayıyorlarsa bidatlerini bizde en az onlar kadar yaymalıyızki hakkikat ortaya çıksın.

  3. Şikayetçi dedi ki:

    sìkìntìlì yalan yais lutfen arkadas baska guvendiginiz hocara sorun sizde ALLAHtan korkun yalan yanlìs bilgiler yazmayìn

  4. burak koç dedi ki:

    Bu site tehlikeli. Ehli Sünnet akidesine aykırı. İbni Teymiye gibi sapıtmış bir adama şeyhülislam demişler. Tövbe tövbe…

  5. İstanbullu dedi ki:

    Zırvalamış durmuşsunuz. Neye dayanıyorsunuz siz kimsiniz ki bu kadar haddinizi aşıyorsunuz. Kalkıp bir takım insanlar da size teşekkür ediyor. İslamiyeti hakiki manada öğrenmek istiyorsanız Risalei Nur â bakınız. Kalkıp bu siteyi hazırlayan kıt görüşlü insanlara değil

    • emre dedi ki:

      risale demişsin ya onlar onada derlerki kurandan öncemiki o halbuki sadece kuranı okumak dini anlamaya yetmez bilmezler bunu at gözlükleri var onlarda. konuşuruz biz ama boşa

  6. emre dedi ki:

    tevhidi kullanmayn bid ad çılar . Ne diyo “tasavvufcuların bütün yaptkları” diyo işte niyet belli fazla söze gerek yok Allah korusun ehli sünneti.

  7. A.kurum dedi ki:

    Allah bu site ve buna benzer akimlarin serlerinden yanlış itikatlarindan tüm ummeti muhammedi korusun .bidatlerden bahsetmissiniz ama sizin bütün düşünceleriniz bidatin önde geleni .

  8. Ali dedi ki:

    Allah razı olsun kardeşim. Hocaların kitabından başka kitap okumayan Kuranı, sunneti ve büyük alimlerimizin tevsirlerini okumayan insanlara söylediklerin ağır gelmiş. Rabbim hidayet nasip etsin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: