Kelamı Ve Dinde Tartışmayı Yasaklaması

Kasım 29, 2006

1- “Basra’da heva ehli çoktur. Belki oraya yirmiden fazla gittim. Bazen bir yıl, bazen de daha fazla kaldım. Bu esnada kelam ilmini en hayırlı ilim olarak görüyordum.”[1]

2- “Ben kelam ilmi ile o kadar uğraştım ki, nihayet geldi parmakla gösterilir oldum. Biz Hammad b. Ebi Süleyman’ın meclisine yakın bir yerde oturuyorduk. Bu arada bir kadın gelip:

“Bir adam var. Cariyesini sünnete göre boşamak istiyor. Ne yapmalı?” diye sordu. Ne yapacağımı bilemedim. Kadının bunu Hammad’a sormasını, sonra da Hammad’in ona ne cevap verdiğini gelip bana söylemesini istedim. Kadın aynı soruyu Hammad’a sorunca, Hammad ona:

Yazının devamını oku »

Reklamlar

İmam Ebu Hanife’nın Sahabe Hakkındaki Görüşleri

Kasım 29, 2006

1- “Allah Rasulü’nün ashabını ancak hayırla yâdederiz.”[1]

2- “Allah Rasulü’nün ashabından olan hiç kimseden yüz çevirmez, hiçbirisini diğerine karşı tutup taassupta bulunmayız.”[2]

3- “Onlardan Allah Rasulü (sallallahu aleyhi vesellem) ile bir saat beraber bulunan bir kimsenin derecesi bizlerden herhangi birinin ömür boyu yapmış olduğu amelden hayırlıdır.”[3]

Yazının devamını oku »


Ebu Hanife’nın “İman” Hakkında Görüşleri

Kasım 29, 2006

1- “İman ikrar ve tasdiktir.”[1]

2- “İman, dil ile ikrar, azalar ile tasdiktir. İkrar yalnız başına iman olmaz.”[2]

Tahavi bunu Ebu Hanife, Muhammed ve Ebu Yusuf’tan rivayet eder.[3]

Yazının devamını oku »


Ebu Hanifenin “Kader’ Hakkındaki Görüşleri

Kasım 29, 2006

1- Adamın birisi Ebu Hanife’ye gelip onunla kader tartışmaya başladı. Ebu Hanife adama: “Kadere çok dalan tıpkı güneşin içine baktıkça hayreti artan bir adam gibi olduğunu bilir misin?” dedi.[1]

2- “Allah, daha olmadan önce var olacak şeyleri biliyordu.”[2]

3- “Allah, olmayan şeyi olmadığı zaman da bilir. Onu varettiğinde de onun nasıl olacağını bilir. Allah varolan şeyi varlığı halinde bildiği gibi, onun nasıl yok olacağını da bilir.”[3]

4- “Kader: “levh”de mahfuzdur.”[4]

Yazının devamını oku »


Tevhid, Şer’i Tevessül Ve Batıl Olan Tevessül

Kasım 29, 2006

1- “Bir kimsenin Allah’ın isimleri dışında başka bir isimle Allah’a dua etmesi caiz değildir. Caiz olup emredilen dua Allah Teala’nın şu ayetiyle sabit olmuştur:

“En güzel isimler Allah’ındır. Allah’a bu isimlerle dua edin. Allah’ın isimlerinde aşırı gidenler işlediklerinin cezasını göreceklerdir.” (el-A’raf: 7/180)[1]

2- “Dua edenin “falancanın hakkı için” veya “peygamberinin ve nebilerinin hakkı için” ya da “Kabe’nin ve Meş’ar-ı Haram’ın hakkı için”, gibi sözlerle Allah’a yalvarması mekruhtur.”[2]

Yazının devamını oku »