İMAN İLE BAĞDAŞMAYAN ŞEYLER

Eylül 4, 2006

SORULU CEVAPLI İSLAM AKÂİDİ 

Hafız b. Ahmed el-Hakemî (rahimehullah)

S. İmanın zıttı nedir?

C. İmanın zıttı küfürdür. Nasıl ki iman bir takım dalları olan bir kök ise, küfür de birtakım dalları bulunan bir köktür. Bundan önceki açıklamalarımızdan imanın itaat ile emre uymayı gerektiren boyun eğmeyi beraberinde getiren bir tasdik olduğu anlaşılmış bulunmaktadır.Küfrün esası da, büyüklenmeyi ve isyanı gerektiren inat ve başkaldırmadır. Buna göre bütün itaatler imanın dallarıdır. Bundan dolayı Kur’ân ve sünnetin nasslarında bu itaatlerin birçoğuna -az önce açıkladığımız gibi- iman adı verilmiştir. Bütün masiyetler de aynı şekilde küfrün dallarıdır. Nasslarda onların bir çoğuna -ileride geleceği üzere- küfür adı verilmiştir.Bu husus bilindiği takdirde küfrün iki türlü olduğu da açığa çıkmış olur. Birisi büsbütün imandan çıkartan büyük küfür olup, bu kalbin sözüne ve ameline yahutta onlardan birisine aykırı düşen itikadi küfürdür.Diğeri ise imanın kemali ile bağdaşmayan fakat bununla birlikte mutlak imana da aykırı düşmeyen küçük küfür olup, kalbin sözüne de, ameline de aykırı olmayan ve bunu da gerektirmeyen amelî küfürdür.
S. İtikadi küfrün büsbütün imana nasıl aykırı düştüğünü bize açıklayabilir, bu küfrün imanı nasıl ortadan kaldırdığına dair yaptığın özeti açabilir misiniz?

C. İmanın söz ve amel olduğunu daha önceden açıkladık. İman, kalbin ve dilin sözü ile kalbin, dilin ve azaların amelidir. Kalbin sözü tasdik, dilin sözü İslam sözünü ifade etmek, kalbin ameli niyet ve ihlas, azaların ameli ise bütün itaatleri yerine getirmektir.Bu dört hususun tamamı yani kalbin sözü ve ameli ile dilin sözü ve azaların ameli ortadan kalktığı takdirde iman da tamamıyla ortadan kalkar.Kalbin tasdiki ortadan kalkacak olursa, geri kalanların da faydası olmaz. Çünkü kalbin tasdik etmesi inanılması gereken hususlara inanmak ve bunların faydalı olması için bir şarttır.Şöyle ki: Bir kimsenin Allah’ın isim ve sıfatlarını yahutta Allah’ın rasûlleriyle gönderip, kitablarında indirdiği herhangi bir hususu yalanlaması buna örnektir.Doğruluğuna itikat ile birlikte kalbin ameli ortadan kalktığı takdirde, ehl-i sünnetin icma ile kabul ettiği görüş, bunun ortadan kalkmasıyla beraber imanın da ortadan kalkacağı ve artık kalbin amelinin yokluğu ile birlikte tasdik etmenin fayda vermeyeceği şeklindedir. Kalbin ameli ise sevmesi ve itaat etmesidir. İblis, Firavun, Firavun’un kavmi, yahudiler, Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem’in doğru söylediğine hatta gizli ve açık bunu ifade ederek; “o yalancı değildir, fakat biz ona uymaz ve ona iman etmeyiz” diyen ve tasdiklerinden yararlanamayan müşriklerin durumu böyledir.
Yazının devamını oku »

Reklamlar