La İlahe İllallah Sözü Ne Zaman Fayda Verir?

Ekim 5, 2006

“La ilahe illallah” ın fayda verebilmesi için söyleyen kimsenin bu kelimenin manasını bilip, bu mana gereğince amel etmesi gerekir.

Bazı insanlar birtakım naslardan delil getirerek “La ilahe illallah” ın sadece telaffuz edilen bir sözden ibaret olduğunu iddia ediyorlar.

Şeyh Süleyman b. Abdullah bu iddiaya şu şekilde cevap veriyor:

İtban’dan (r.a.) Rasulullah (s.a.v.) şöyle dedi:

“Allah kendi rızasını kazanmak için ‘La ilahe illallah’ diyen kimseye Cehennemi haram kıldı.” (Buhari, Rikaak: 6; İstitabe: 9; Müslim, İman: 47; Tirmizi, İman: 17; Ahmed b. Hanbel, Müsned: 4/44.)

Muaz b. Cebel (r.a.) binek üzerinde yolculukta Allah Rasulü’ne (s.a.v.) arkadaşlık ettiğinde Nebi(s.a.v.) ona:

“Ya Muaz!” diye nida etti.

Muaz b. Cebel:

“Buyur Ya Rasulullah! Hazırım” dedi.

Rasulullah (s.a.v.):

“Allah, Allah’tan başka ibadete layık ilah olmadığına ve Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğuna şehadet eden her kula muhakkak ateşi (Cehennemi) haram kılmıştır.” (Buhari, Cihad: 46; Rikaak: 36; Müslim, İman: 49.)

Yazının devamını oku »

Reklamlar

İslam’da Vera ve Bera (Dostluk ve Düşmanlık)

Ağustos 18, 2006

Hamd, yalnızca Allah’adır.Salât ve selâm,Peygamberimiz Muhammed’e, âline, ashâbına ve O’nun yolunda gidenlerin üzerine olsun.Hiç şüphesiz ki Allah ve Rasûlünü sevdikten sonra, Allah’ın dostlarını sevmek,düşmanlarına da düşmanlık beslemek gerekir. Bu inancı dîn olarak kabul eden her müslümanın, bu dînin mensuplarına dostluk beslemesi ve düşmanlarına da düşmanlık etmesi, İslâm inancının esaslarındandır.Bundan dolayı her müslüman, tevhîd ve ihlâs ehlini sevip onlara dostluk besler, şirk ehline de buğzedip onlara düşmanlık eder.Tevhîd ve ihlâs ehlini sevip onlara dostluk beslemek, müşriklere buğzedip onlara düşmanlık etmek, İbrâhîm-aleyhisselâm- ve onunla beraber olan ve kendilerini örnek almakla emrolun-duğumuz îmân edenlerin dînidir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“(Ey mü’minler!) Sizin için İbrahim-aleyhisselâm- ve onunla beraber olanlarda (mü’minlerde) gerçekten güzel bir örnek vardır.Onlar (Allah’ı inkâr eden) kavimlerine demişlerdi ki: ‘Biz, sizden ve Allah’tan başkasına taptığınız şeylerden uzağız. Sizi (ve küfür üzere olduğunuz her şeyi) inkâr ediyoruz (tanımıyoruz). Siz, (küfür üzere olduğunuz ve) bir olan Allah’a îmân etmediğiniz sürece,sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve nefret belirmiştir.”
Tevhîd ve ihlâs ehlini sevip onlara dostluk beslemek, şirk ehline buğzedip onlara düşmanlık etmek, Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem-’in de dînidir.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“Ey îmân edenler!(Mü’minlere karşı) yahûdî ve hıristiyanları, dostlar edinmeyin.Onlar birbirlerinin dostlarıdır. (Onlar mü’minlere dostluk beslemezler.Yahûdîler yahûdîlere, hıristiyanlar da hıristiyanlara dostluk beslerler.Ancak her ikisi de mü’minlere düşmanlıkta birleşirler.Ey mü’minler! Oysa siz birbirinize yardım etmeye daha lâyıksınız).Sizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır (hüküm olarak onlar gibidir). Şüphesiz ki Allah, (kâfirleri dost edinen) zâlimler toplulu-ğunu asla doğru yola iletmez.”

Bu âyet, özellikle yahûdî ve hıristiyanları dost edinmenin haram oluşu hakkındadır. Genel olarak kâfirleri dost edinmenin haram oluşu hakkında ise Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Ey îmân edenler! Benim ve sizin düşmanlarınızı dostlar edinmeyin.”

Bilakis Allah Teâlâ,akrabalık yönünden insanların en yakını dahi olsa kâfirlere dostluk beslemeyi mü’mine haram kılmıştır.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“Ey îmân edenler! Küfrü îmâna tercih ediyorlarsa, babaları-nızı ve kardeşlerinizi dostlar edinmeyin.Sizden kim onları dost edinir (ve onlara sevgi besler)se, işte onlar (Allah’a isyân ederek nefislerine zulmeden) zâlimlerin tâ kendileridir.”

Başka bir âyette ise şöyle buyurmaktadır:
“(Ey Muhammed!) Allah’a ve âhiret gününe îmân eden bir topluluğun babaları, oğulları, kardeşleri veyahut akrabaları da olsa, Allah’a ve Rasûlüne düşman olanlarla dostluk ettiğini göremezsin.”

Pekçok insan bu önemli ve büyük esası bilememiş, hatta bazı âlim ve dâvetçilerin bir Arap radyosunda hıristiyanlar hakkında “hıristiyan kardeşlerimiz” dediklerini işittim.

Ne kadar tehlikeli bir söz söylediklerini bir bilseler!!!

Allah Teâlâ, İslâm inancına düşman olan kâfirleri dost edinmeyi haram kılmakla birlikte, mü’minleri de dost edinmeyi ve onları sevmeyi farz kılmıştır.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“(Ey mü’minler!) Sizin velîniz (dostunuz, yardımcınız), ancak Allah, Rasûlü ve Allah’ın emrine boyun eğerek namazlarını (devamlı) kılan ve zekâtlarını (gönül rızâsıyla) veren mü’minlerdir.Her kim Allah’ı, Rasûlünü ve îmân edenleri dost edinirse, (bilsin ki) gâlip (ve üstün) gelecek olanlar, şüphesiz ki Allah’ın dostlarıdırlar.”

Başka bir âyet-i kerîme’de şöyle buyurmaktadır:
“Muhammed-sallallahu aleyhi ve sellem- Allah’ın elçisidir.Onunla (dînde) beraber olanlar,kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında ise (birbirlerine) merhametlidirler.”

Yine şöyle buyurmaktadır:

“Ancak mü’minler (dînde) kardeştirler.” Mü’minler soy,vatan ve zaman bakımından birbirlerinden uzak olsalar bile, dîn ve inançta birbirlerinin kardeşleridirler.

Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmaktadır:
“Onlardan (ensâr ve muhâcirlerden) sonra gelen (mü’min)ler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce îmân eden kardeşlerimizi bağışla.Kalplerimizde onlara karşı kin (ve haset) bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz ki sen, (kullarına) çok şefkâtli ve (onlara) çok merhametlisin.”

Mü’minler, ilk insan Âdem–aleyhisselam-’dan son insana kadar, vatanları birbirinden ne kadar uzak olursa olsun, aralarındaki zaman farkı ne kadar uzun olursa olsun, birbirlerini seven kardeştirler.Onların sonuncusu, kendinden öncekini örnek alır. Onlar birbirlerine duâ eder ve birbirlerine istiğfarda bulunurlar.

Devam edecek inşaallah